EKONOMİNİN CAN DAMARLARININ SATIŞLARI,
ÇEVRE VURGUNUNA DEVAM, BELEDİYECİLİK;
BAKIRKÖY BELEDİYEMİZİN PERFORMANSI

  Çok değerli okuyucularım, son yazımda sizlerin görüşlerine sunduğum yumurtlayan tavuk misalindeki verimli ve ülkenin ihtiyacı olan kurumlarımızın özelleştirilmesi, satılması konusunun devamını bu yazımda sizlerle paylaşacağım. Yine sürekli yağmalarcasına insafsızca devam edilen doğanın, değerli alanların, ormanların, kıyıların gasp edilmesini, yok edilmesini geçen yazılarıma ek olarak sunacağım.
Daha sonra insan hizmetinde en yakın görevleri bulunan belediyeler ve asıl hizmetlerinin ne olduğunu ve ayrıca içinde yaşadığımız, bizi yakından ilgilendiren Bakırköylülerin hizmetinde görev alan “BAKIRKÖY BELEDİYEMİZİN” çalışmalarını ve gözlemlerimi sizlere anlatmak istiyorum.

ELDEN ÇIKARDIĞIMIZ, YABANCILARA VERİLEN ÖNEMLİ KURUMLARIN DEVAMI:
  Geçen yazımda sizlerle paylaştığım özelleştirilen, yabancılara satılan değerli sanayi kuruluşlarımızın devamını burada tekrar ortaya koyup Türkiye’mizin ekonomisinin fotoğrafını çekmiş olacağız. Yabancılara satılmış üç büyük demir çelik fabrikalarımızın dışında tarım sektöründe ve Türkiye’yi ziraatıyla beslemekte olan bazı kurumlara da göz atacağız. 1887’de kurulan Komili; 1914’te kurulan Madra, 1953’te kurulan Kırlangıç Zeytinyağı Fabrikaları 2017’den itibaren Hollandalı şirketlere geçmiştir.
***
  Ay Çiçeği, Salat, Tur yağı, Koza ile Vadi Nebati Yağları artık Amerikan mülküdür. Yudum, Suudi Arabistanlıların, Oruçoğlu Yağları Birleşik Arap Emirlikleri malıdır. Şimdi burada hemen gündemde olan Araplarla kanka olduğumuzu ve neden zeytin ağaçlarımızın katledilmek istendiği, tarım işçilerinin, çiftçilerin neden perişan olduklarını anlatmak için sizlerle paylaşıyorum. Ayrıca, özellikle bu kankalık içinde bulunan “NEDEN KATAR’A” sahip çıkıldığını, Suriye’de verilen yüzlerce şehitlere rağmen Katar’a son gönderilme kararı alınan 5000 Anadolu gencinin ne anlama geldiğini vurgulamak için yazıyorum. Ayrıca Türk vatandaşlarının randevu kuyruklarında can çekiştiği bir ortamda 4 milyona yakın Suriyeliye bedava sağlık hizmeti, maaş, aş, iş sunulduğu, üstelik vatandaşlık onlara da bir hediye olarak verildiğini, bunun yanında önce kendi vatandaşlarımızın sorunlarının bitmesini anlatmak için yazıyorum.
***
  TEKEL sigara ve içki fabrikaları, İstanbul Hilton, Mersin, Zeytinburnu, Tekirdağ, Bandırma, Samsun, Trabzon limanlarının yabancılara satılmasına isyan ediyor, bütün bu devir ve satışların, özelleştirmelerin ülkemizde %12’lere varan işsizliği meydana getirdiği için yazıyorum. Finansbank, Oyak Bank, Denizbank, TEB, Yapı Kredi ve Garanti Bankası’nın satışlarını duyurmak istiyorum sizlere. ÇAYKUR, BOTAŞ, Türk Telekom, Halkbank, Ziraat Bankası’ndan sonra Bodrum, Kemer, Selçuk ve Kuşadası yörelerinde 2 milyon metrekarelik kupon değerli arazilerin meşhur arpalık yandaş fonuna  devredildiği için, yani koskoca Türkiye’mizin nasıl fukaralığa doğru koştuğunu vurgulamak için anlatıyorum bunları.
***
ÇEVRE KATLİAMI – DEĞERLİ GAYRİMENKUL YAĞMACILIĞI:
Değerli okurlarım, değerli bir ülkenin uluslararası ekonomi değeri ve siyasi konumu sosyal politikaların ve milli varlık gücüyle ancak ön sıralara çıkabilir. Biz ise neyimiz varsa sattık, savurduk, özelleştirdik. Dolayısıyla yakında “DONSUZ KALMANIN YOLLARINI” açmış olduk.
Aslında yukarıda sizlerle paylaştığım bu kıymetli mülk ve sanayi tesislerimizin dışında daha satışa girmiş, elden çıkmış o kadar büyük – küçük işletmelerimiz var ki; bunları size anlatabilmem için önünüze yüzlerce sahifeler koymam gerekmektedir.
***
Bu çok verimli mülklerin dışında şimdi de yeni bir moda olarak Kurtuluş Savaşı’ndaki çarıklı, çıplak, yoksul halkımızın canıyla, kanıyla kurtarılmış ve yoğrulmuş topraklarımızın satılması sırası gelmiştir.
Tarım bakanlığı 24 ülkeden 89 yabancının ekonomisi zirvede olan illerden toplam şimdilik 2159 dekar verimli tarım alanları, yani “TÜRK TOPRAĞININ” yabancıya satıldığını açıklamıştır. Hayırlı olsun.
***
Bitmedi sevgili dostlarım, bitmedi. Sahiller, ormanlar, yeşil alanlar tek tek yok oluyor, elden çıkıyor. Bir de onlara bakalım. Ülkemiz genelinde Çanakkale “Butik Assos” (koruma alanı) ortasına bir otel, Trabzon Sürmene’de, denize sıfır “Çambur Parkı” Katar Emiri’ne tahsis edilmektedir. Gördünüz mü dostlar, yine Katar. Bilmem, anlatabiliyor muyum? Takdirinize sunuyorum.
***
Antalya’da yasaklara rağmen Manavgat’ta HES’ler, Ayvalık Kozak Yaylası’nda taş ocakları ve Bakırköy’ümüzün nadir yeşil alanı Akıl Hastanesi içindeki yüz yıllık çamların kesilerek imara açılmasını ve her zaman söylediğimiz gibi, Ataköy Sahili’nde devam eden, mahkeme kararına rağmen durdurulamayan rezaletini Bakırköy için endişe verici olarak karşımızda durmaktadır.
***
BELEDİYECİLİK VE BAKIRKÖY BELEDİYEMİZ
  Değerli Bakırköylüler, çevre sorunlarında zaman zaman belediyelerimizin de ihmali bulunduğu bir gerçektir. Aslında alınan mahkeme kararlarını onların takip etmeleri, sonuca ulaşmaları bir görevdir.
Belediyeler bölgede yaşayan insanlarımızın önemli güncel ihtiyaç ve sorunlarını taşıyabileceği en yakın ve kendileri tarafından seçilmiş bir kuruluştur. Belediye Başkanı ve ekibine halkın sorunlarını iletecek ve çözümüne yardım edecek olanlar da yine halk tarafından seçilen meclis üyeleri ve parti görevlileridir. Bu arada belediyenin her ne kadar kültür, sosyal, sanat konularında faaliyet göstermesi gerekmesine rağmen halkın her gün yaşadığı ekonomi esnafla olan ilişkileri, su, elektrik, yol, kanal, temizlik ve sağlık konusunda ortaya çıkan sorunlarını mutlaka belediyeyle birlikte çözmek durumundadır.
***
Belediye Başkanı başta olmak üzere, bünyesinde mevcut tüm birimlerin ve daire başkanlarının bu sistem içinde beraberce çalışarak gidermeleri belediyecilikte esastır. Eski bir belediyeci ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görev almış biri olarak, sizlerle bu önemli konuyu paylaşmak istiyorum.
Belediye Başkanı tek başına her türlü soruna çözüm getiremez, uğraşamaz, vakit bulamaz. O nedenle halka hizmetin esası meclis çalışmaları doğrultusunda birim başlarının halletmesi gerekmektedir. Onlar, mahallelerde, sokak aralarında tespit ettikleri sorunları ilgili yerlere ulaştırarak çözmeleri esastır.
Ben bu konuda kişisel duyarlılık ve belediyecilik anlayışı içerisinde yaşadığım bölgede yukarıda bahsettiğimiz tüm konuları tespit ettiğimde ilgili yerlere iletmekten şikayetçi olan vatandaşların isteklerini halletmekten zevk duyan birisiyim. Bakırköy Belediye’mizin Başkan ve meclis üyelerinin çok az kısmının yerli, diğerlerinin dışarıdan transfer olması beni her zaman rahatsız etmiştir. Bunu her zaman söyledim, görüşümde devam ediyorum. Şu anda güncel ama halkımızın önemli sorunlarıyla ilgilenecek seçildikleri mahalleye bile uğramayan, sorunları görmeyen, esnaf ile iletişim kuramayan bir belediye, başkan ve meclis üyeleriyle karşı karşıyayız. Bu cümleden alarak ben çevreci ve duyarlı kişiliğimle yaşadığım Yeşilköy Mahallesi’nde halkın talebi olan bazı sorunları ve adreslerini bizzat Sayın Başkan’ımıza yazılı olarak takdim ettim ama çok üzüntülü olarak, o sorunların hiçbirinin şu anda bitirilmediğini de her gün görüyorum ve kahroluyorum. Bu cümleden olarak çok değerli başkanımıza eski bir partili ve belediyeci, sade vatandaş olarak bir şey önermek istiyorum. Randevularda bir disiplin ve sadakat, yapılamayacak konularda söz vermemek, söz verince de mutlaka yapmak alışkanlığında olmak ve bu bir prensip olarak kendisinde bulunmaktır. Dost acı söyler, kimse darılmasın. Ben sadece 50 yıldır partimize ve çevremize hizmet veren kişilerdenim. Kimseye kefaret borcumuz, alacağımız yoktur. Lütfen yanlış anlaşılmasın. Devamını gelecek yazıda sunmak üzere, hepinize sağlık ve mutluluklar dilerim.