DEVAM EDEN ÖZELLEŞTİRME, ÇEVRE FACİALARI VE BELEDİYE HİZMETLERİNDEKİ AKSAMALAR

Çok değerli okuyucularım;
Geçen aylardaki yazımızda sizlerle paylaştığım özelleştirme, yabancılara yapılan sanayi tesis ve tarım arazilerinin satışını paylaşmıştık.
Yine aynı yazılarda belediyenin görevleri, yörede yaşayan insanlarımızla kuracağı iletişim ve sorumlulukları da paylaşmıştık. Bu yazımda anılan hizmetlerin ve sorunların detaylarını da sizlere sunmuştum, çünkü vatandaşa hizmet sunacak en yakın kurum belediyelerimizdir.
Bunlara ilave olarak yerimiz müsaade ederse yine çevre sorunlarını, ülkemizde her gün çok değişik biçimde gelişen ve enteresan bulacağınızı düşündüğüm bazı konuları da görüşlerinize sunmak istiyor, sabrınıza teşekkür ediyorum.

ÖZELLEŞTİRME YABANCILARA SATIŞLAR
* Bu satışlarda en son ve inanılmaz bulacağınız bir konuyla devam edelim: büyük liderimiz, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, vefatından önce milletine bağışladığı Ankara’daki AOÇ (Atatürk Orman Çiftliği)’nin başına gelenleri biliyorsunuz.
Yeni bir haber olarak bu değerli arazinin 37 bin metre karelik kısmını Atatürk, Gazi Üniversitesi’ne bağışlamış, buraya yeni bir üniversite yapılmasını istemişti. Ancak nedeni bilinmeyen bir şekilde sonradan üniversite yönetimi bu araziyi TOKİ’ye devretmiş, arkasından örneklerini hep gördüğümüz şekil ve manevralar ile TOKİ idaresi araziyi 88 milyon liraya ABD’ye büyük elçilik binası yapmak üzere satmıştır.
Yani özetle söylemek gerekirse ve buna benzer bir sürü işlemleri de hatırlarsak topraklarımız haraç mezat usulü satılmaktadır. İnşallah Türkiye’mizin tüm toprakları satılmaz.
Yıllardır akşamcılara alkol üretimi yapan Tekirdağ Rakı Fabrika tesisleri olarak 17 adet gayrimenkulü önce mey adı altında DİAEGO isimli İngiliz şirketine, onlar da daha sonra yandaş olarak bilinen üç Türk firmasına 292 milyon liraya satılmıştır.
Daha sonra ne oluyor sevgili dostlarım bakınız: Anılan bu yerli firmalar 17 adet gayrimenkule bir çivi çakmadan Amerikalı bir özel şirket olan Texas Pasific’e; dikkat buyurun, tam 820 milyon dolara satılıyor. Aradaki karlar ceplere iniyor. Ama serüven burada da bitmedi dostlar, bu ABD’li şirket 17 parçalı koca tesisleri eski sahiplerinden olan ‘DİAEGO’ya tamamı tamamına 2,5 milyar dolara satmış ve vurgunu tamamlamışlardır.
Sonuç ne oldu? diye soruyoruz; Tekirdağ halkının ve üzüm üreten çiftçiler ile esnafın hali harap olmuştur. Ve bunu yapanlara da kahvelerde dua etmeye devam etmektedirler! …

* Özelleştirme ve yabancılara satışlarda sonuç olarak 94 kuruluşun portföyünde bulunan kamu paylarının blok satışı yapılmış, ayrıca 10 adet liman, 81 elektrik santrali, 40 adet üretici sanayi tesisleri, 3 bin 400 adet çeşitli yer ve metrekarelerde taşınmazlar, 3 adet gemi, 36 maden ocağı ile araç alanı ve tesisleri yabancıya satılmıştır. Bu satışlardan 94 milyar 500 milyon lira gelir sağlanmış durumdadır. Şimdi sevgili dostlar şöyle bir soru sormam doğru olmaz mı? Satılan yukarıdaki tesis ve gayrimenkullerin yeniden inşası, ele geçirilmesi ve kullanımı için ne kadar para gerekir, bu yerlerdeki istihdam kaybı nedir ve ne kadar işsizlik yaratılmıştır? Ayrıca satıştan elde edilen bu büyük miktar nerelere sarf edilmiştir, kâr zarar durumu nedir milletin bilmesi gerekmez mi?...

ÇEVREMİZE BAKALIM: Bu konuyu defalarca yazdım. İstanbul değil bir mega şehir, içinden çıkılmaz bir keşmekeş kasabaya dönüşmüştür. Öyle bir kasaba ki çevre kirliliğinden, trafikten, yoğun vasıtalardan ve insanlardan yaşanmaz bir konuma gelmiştir. Hatta sahiller, ormanlar, tarım alanları ve de zelzele halinde korunacak can kurtarıcı toplantı alanları bile imara açılmıştır; yani depremde hep birlikte denize atlar kurtuluruz!..
Çevrede, otobüslerde, hastanelerde ve deniz kenarlarında artık Türk vatandaşına az rastlanır duruma getirilmiş. Kendinizi Arabistan’da hissedersiniz. Şöyle ki Avcılar, Küçükçekmece, Florya, Yeşilköy ve Bakırköy sahilleri mangal partilerine dönüşmüş, davul zurnalarla hatta içki alemleriyle enteresan bir şehir görünümüne getirilmiştir.
Bu arada sizle yine enteresan bulacağınız bir haber: Bakırköy Sirkeci arasında geliş gidişle yeniden düzenlenen Kennedy Caddesi üzerinde yeniden düzenlenen Samatya Araştırma Hastanesi’nin tam karşısındaki yıllarca mevcut olan otobüs durağı kaldırılmış, günde on binlerce yaşlı, genç, ağır ve hafif hastalar perişan duruma gelmiştir. Şahsen İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başvurarak bu hususun tetkik edildiğini, mimarının hatalı bulunduğunu ve bir üst geçit yapılması kararını haber almış bulunuyorum. Yapıldığı takdirde on binlerce hasta adına İBB Ulaşım Koordinatörlüğü’ne teşekkürlerimi sunuyorum. İnşallah tamamlanır.
Gözümüz aydın değerli okuyucularım; İlk okullarda gazino, lokanta, sinema ve hastanelerde hatta sosyal aktivite alanlarında yapılacak yeni sitelerde turistik tesisler dahil (turistler de namaz kılacak) bir mescit yapılması öngörülmüştür. Hayırlı olsun.

BAKIRKÖY BELEDİYEMİZDE HİZMET ANLAYIŞI VE SORUNLAR
BEN BÜTÜN YAZILARIMDA ÇEVRE VE YEREL YÖNETİMLERİ ÖN PLANA ALMAKTAYIM ÇÜNKÜ çevre düzeni insanların ihtiyacıdır. Diğer sorunlar ise halkımızın kendi seçtiği belediye ve ekiplerinden beklentileridir. Kırk beş yıldır yaşadığım Yeşilköy Mahallesi’ndeki sorunları ancak toparlamış ve sayın belediye başkanımıza takriben bir yıl önce yazılı olarak sunarak çözümlerini rica etmiştim. Bu sorunların her mahallede yaşandığını tahmin ediyor, oralarda yaşayanların görüşlerimi paylaşacaklarını umuyorum. Nedir bu sorunlar dersek en başta daha önceki başkanlık tarafından çok yanlış bir işlem olarak Bakırköy sahildeki tüm kafeterya ve barların Yeşilköy’de mesken altlarına ve sokak aralarına yerleştirilmesi yanlış bir oluşumdur.

* Yıldız cadde ve sokakların temizlik işleri gereği gibi yapılmıyor, denetimsiz bırakılıyor.
* Ana arterlerle sokakların birleştiği ve yüzde seksen kazaları önlediği bilinen ‘hız kesme’ plakaları çok yerde yoktur, eskimiştir, parçalanmıştır, kontrolsüz bir trafik düzeninde büyük kazalar olmaktadır.
* Yeşilköy cadde, sokak ve parklarındaki asırlık ağaçlar kısmen yaşlanmış, çürümüş ve etrafa zarar veren duruma gelmiştir. Bunların budanması, ilaçlanması ve gerekirse kesilmesi şarttır.
* Sokaklara atılan moloz ve eski mobilyalar, kesilen ağaç dalları çok beklemekte, tretuvarlar işgal edilmektedir.
* Sahile inen beş yerdeki merdivenler Bakırköy’e ait olmasına rağmen temizliği yapılmamaktadır. Bu arada Yeşilköy Karakolu’nun güneyindeki eski İSPARK alanı onarılmamış, kısmen mıcır, kum üstelik; oraya hafta sonları gelen sorumsuz insanlar tarafından kirletilmektedir. Orada hiçbir temizlik yapılmamaktadır.
* Kentsel dönüşümde denetim yoktur. Yıkılmalarda sulama yapılmamaktadır. Bazen gece beton dökülmekte ve de hafriyat molozları gece nakledilmektedir.
* Daire müdürleri, belediye meclis üyeleri hatta sevgili meclis başkanımız zaman zaman esnaf ile halk ile iletişim kurmak alışkanlıklarını girmeleri gerekmektedir. Yeşilköy Sahili’nde özellikle yaz mevsiminde kesinlikle yerli halk yürüme ve dinlenme imkânı bulamamakta, yabancılar tarafından istila edilmekte, yediklerini içtiklerini orada bırakmaktadır. Bu görev her ne kadar belediyeye ait görünse de yöneticilik becerisi olarak belediyeler arasında uzlaşma sağlanmalı, Yeşilköy’ün bu büyük sorununa mutlaka çözüm üretilmelidir.
* Son olarak da bazı kafeteryalarda ruhsat bulunmadığı söylenti halindedir. Buna rağmen kafeteryalar tretuvar ve sokağı da işgal ederek nargile ve içki alemlerine davet ederek halkı bezdirmiş durumdadır. Sonuç olarak ve üzülerek belediyemizin halka olan görevlerini, esnafa olan bağlantılarını yeterince yapılmamakta, esnaf şikâyet etmektedir, bu bir şahsi tespittir. İnanmayanlar da esnafı dolaşarak tam bilgiye sahip olabilirler. Bu vesileyle herkese yaşamlarında sağlık, mutluluk esenlikler dilerim…