BİLGİSAYAR DÜNYASI

KUZEY KORELİ HACKER’LAR BITCOIN PEŞİNDE

Bitcoin konusu son zamanlarda çok popüler. Birden aşırı değer kazanmalar, ardından sert çakılışlar, hakkında balon olduğuna dair birçok söylenti, kimileri için milyoner olmanın kolay kapısı… Görünüşe bakılırsa Kuzey Kore de bu aşırı değerlenen sanal para biriminden kar sağlamaya çalışıyor. Secureworks'teki habere göre, Kuzey Kore hükumetine bağlı bir takım olan Lazarus Group, bitcoin çalmak için kripto para birimi çalışanlarına karşı bir spearphishing saldırısı başlatmış. Saldırı, çalışanlara masum görünen bir Word dosyası gönderiyor ve bu dosyayı görmek için düzenlemeyi etkinleştirmek gerekiyor. Eğer bu tuzağa düşerlerse, düzenleme etkinleştirildiğinde PC'yi ele geçiren bir trojan yükleniyor. Yeni saldırılar kasım ayında başladı ama Secureworks analistleri 2016'da da benzer aktiviteleri görmüşlerdi. Organizasyon, son saldırıların geçmişten gelen saldırıların devamı olduğunu, bunun daha ilk haberler olduğunu söylüyor. Saldırıların çapı hakkında ileride daha fazla şey duyacağız kuvvetle muhtemel.

MICROSOFT’TAN GÖRME ENGELLİLERE MÜTHİŞ YARDIM

Microsoft'un Seeing AI uygulaması sayesinde yapay zeka dünyayı ele geçirmektense, insanlığa yardım edebilecek harika bir araç olduğunu kanıtladı. Bu uygulama sayesinde kameranın görüntülediği içerik, yapay zeka tarafından algılanıyor ve kullanıcıya sesli olarak tarif ediliyor. Bu sayede görme engelli kullanıcılar telefonlarını akıllı asistan olarak kullanabiliyor. Daha önce sadece Amerika'da ve App Store'da bulunan uygulamanın şu an 35 farklı ülkeye daha açıldığı duyuruldu. İlerleyen aylarda uygulamanın Android sürümünün de geleceği garanti edildi. Sadece farklı ülkelere yayılmakla kalmayan uygulama, bir çok yeni özellik de kazandı. İlk kullanıma açıldığında insan yüzlerini, ifadeleri, cinsiyeti ve yaşı tanıyabilen uygulama, şimdi el yazısı okuyabiliyor, Kanada Doları, İngiliz Pound'u ve Euro sayabiliyor, kıyafetlerin renklerini algılayabiliyor. Musical light detector adlı yeni özellik sayesinde hava durumu, ışığın kuvvet ve rengine göre müzik oynatarak bir atmosfer oluşturuyor. Uygulama ayrıca ne zaman ışıkların açılması gerektiğini anlıyor ve kullanıcıları bir çok dertten kurtarıyor. Uygulamanın sahip olduğu ses, konuşma hızı ve diğer bir çok çalışma şekli kişiselleştirilebiliyor. Uygulamanın piyasaya sürülmesinden beri yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen yapılan ilerleme gerçekten inanılmaz. Yapay zekanın engelleri kaldırdığı ve hayatı kolaylaştırdığı bir dünya gerçek olurken, onunla ilgili korkulu rüyalar ve ön görüler gerçek olmaktan gitgide uzaklaşıyor.

GOOGLE, APPLE’DAN BAŞ MÜHENDİSLER ÇALDI

Google'ın kendi silikon girişimini ciddiye aldığının büyük bir kanıtı ortaya çıktı. The Information'un yayınladığı rapora göre Google, Apple'da çalışan önemli mühendislerden bazılarını kendi bünyesi altına aldı. Bunların arasında artık eski Apple mühendisi olan John Bruno bulunuyor. Bruno daha önce grafik kartı geliştiricisi ATI'de çalışmış, ardından AMD'de baş mühendis olarak Apple'ın çekişmeli silikon analizi ekibinde çalıştı. Onun liderliğinde iPhone ve iPad rakip cihazlara göre çok daha iyi işlemci gücü performansı gösterdi. Bruno'nun Google'daki rolü şimdilik tam olarak belli değil, ancak LinkedIn sayfasında "sistem mimarı" olduğu yazıyor. Google'ın son hareketlerine bakılırsa şirket bir sonraki mobil cihazları için kendi donanımını üretmek istiyor. Şu an Pixel 2'de bulunan ve Google tarafından geliştirilen Visual Core görsel çipi sayesinde cihaz eşsiz bir fotoğrafçılık tecrübesi sunuyor. Görünüşe bakılırsa Google daha fazla donanım elementlerini eline alarak daha eşsiz ve yenilikçi telefonlar geliştirmeyi hedefliyor. Bruno'nun da arkaplanına bakılırsa, Pixel telefonlar bundan sonra daha iyi çipli sistemlere sahip olabilir.

TELEFON EKRANINIZ KENDİ KENDİNİ ONARACAK

Eğer daha önce çatlak ekranlı bir telefon kullanmak zorunda kaldıysanız, bu haber içinize serin sular serpecek. Tokyo Üniversitesi'nden Prof. Tazuko Aida'nın liderliğini yaptığı ekibin araştırma sonuçları, Science bilim dergisi tarafından yayınlandı. aşlığı "Mekanik olarak sağlam, özel kovalent olmayan çapraz bağlama ile hızlıca onarılabilir polimerler" olan makale, cam gibi sert ancak kendini onarabilen "polyether-thioureas" adlı bir materyalden bahsediyor. Makaleye göre bu malzemenin çatlakları onarması için tek gereken şey elinizle bastırmanız. Şu an kullanımda olan cam ve plastik alaşımların onarılabilmesi için çok yüksek ısılara yükseltilmesi gerekiyor. "Yüksek mekanik dayanıklılık ve iyileşme özelliği genellikle bir biriyle bir arada olamayan iki önemli özellik. Çoğu durumda çatlak telefon camının onarılabilmesi için 120 dereceye kadar yükseltilmesi gerekiyor." The Guardian'a göre bu yeni polimer çeşidi mezun öğrenci Yu Yanagisawa tarafından kazara keşfedildi. Genç bilimi insanı bulduğu bu materyalin bir yapıştırıcı olabileceğini düşünmüştü, ancak gerçekte keşfettiği biraz basınç ve 21 derece ısı ile kendini onarabilen bir polimerdi.

TEMASSIZ KABLOSUZ ŞARJ GERÇEK OLDU

Kablosuz şarj teknolojisi hayatımızda daha görünür bir yer almaya başladı. Şu anda bir şarj istasyon ünitesine gereksinim duyan bu teknoloji, henüz tam anlamıyla “kablosuz” değil. Şarj işlemi için bir kabloya bağlı şarj birimine gerek var.
Energous isimli bir şirketin geliştirdiği WattUp adı verilen kablosuz şarj teknolojisi FCC tarafından onaylandı. Resmen onaylanan bu teknoloji ile gerçek anlamda kablosuz şarj özelliği de dünyada ilk kez efektif olarak kullanılabilir hale getirildi. Ocak ayında Las Vegas’ta CES 2018’de tanıtımı yapılacak olan bu teknoloji, temaslı ve temassız olarak kablosuz şarj desteği sunacak. Cihazın yerleştirildiği odada yer alan akıllı telefon, akıllı saat, tablet, kablosuz kulaklık ve diğer cihazlar şarj edebilecek olan bu teknoloji, aynı anda çoklu ve farklı marka/model cihazlara da destek sunabilecek. Yaklaşık 1 metre güç aktarım mesafesi ile RF dalgaları üzerinden enerji gönderimi sağlayacak olan WattUp, farklı model ve kullanım senaryolarına uygun olarak tasarlanacak. Salonda TV ünitesine, bir bilgisayarda USB portu üzerinden, araç içinde ve diğer farklı kullanım senaryolarında kullanılabilecek olan bu teknoloji, tam anlamıyla kablolarıyla çıkartacak. Uzaktan kablosuz şarj teknolojisinin ilk ürünlerinin ise 2018 yılının ilk çeyrek döneminden sonra pazardaki yerini alması bekleniyor. Uzaktan kablosuz şarj teknolojisi olarak isimlendirilen WattUp ile marka, model, cihaz tipi, pil kapasitesi ve işletim sistemi gibi detayların tamamı ortadan kalkacak gibi görünüyor.

BMW KATI HALLİ BATARYA YARIŞINA DAHİL OLDU

BMW "solid-state" batarya rekabetine katılıyor ve bunun için batarya geliştiricisi Solid Power ile bir ortaklık kurmuş durumda. Firma, University of Colorado Boulder bünyesinden ayrılmıştı ve 2012 yılından beri tekrar şarj edilebilen solid-state bataryalar geliştiriyordu. BMW, Solid Power ortaklığı ile bu batarya teknolojisini gelecekteki elektrikli araçlarına taşımayı planlıyor. Solid Power kurucusu ve CEO'su Doug Campbell'in bir açıklamada söylediği şu cümleler konuya ışık tutuyor: "firma, kuruluşundan beri Solid Power ekibi, güvenlik, performans ve masrafa özel ilgi göstererek rekabetçi bir solid-state batarya geliştirmeye ve ölçeklendirmeye çalışıyor" ve "BMW ile beraber çalışılması, solid-state batarya yeniliklerinin elektrikli araçları iyileştirmeye devam edeceğinin daha fazla kanıtı."                  
Solid-state bataryalar lityum-iyon bataryalara göre bazı avantajlar sağlıyor ve bu avantajların arasında daha yüksek enerji yoğunluğu, elektrikli araçların sürüş menzillerinin artması var. Bunun yanı sıra daha düşük yanma veya patlama ihtimali ile hızlı şarj olabilme de diğer avantajların arasında sayılabilir. Solid-state bataryaların sağladığı avantajlar, Fisker, Toyota ve Google da dahil olmak üzere pek çok firmanın bu teknolojiyi geliştirmeye ve ürünlerine yerleştirmeye çalışmalarının başlıca nedeni. Elektrikli araçların sürüş menzillerini sınırlayan bataryalar, bu araçların ana akıma katılmalarını engelliyor. Bu yüzden de araçların klasik içten yanmalı motorlu araçlar ile aynı rahatlığa sahip olmalarını sağlayacak sürüş menzili arttırıcı teknolojiler, bu araçların kullanımını arttırmak ve sağladıkları çevresel avantajlardan faydalanmak için zorunluluk...

KAÇAK ELEKTİRİKLE BITCOIN ÜRETİMİ

Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’ne (DEDAŞ) kaçak elektrik kullanarak Bitcoin üretildiği ihbarlarının üzerine ekipler harekete geçti. İhbar yapılan yerlerin neredeyse bir fabrika kadar elektrik harcayan ev ve iş yerleri olması kaçak elektrikle Bitcoin üretiminin hangi noktaya geldiğini gözler önüne serdi. Güneydoğu’da 6 ilde 1,7 milyon aboneye hizmet veren Dicle Elektrik Dağıtım AŞ bu konuda aldıkları önlemi daha da büyütecek bir özel ekip oluşturdu. 300 bin aboneye uzaktan sayaç okuma sistemi kurduklarını belirten DEDAŞ, önümüzdeki yıl 100 bin noktaya daha yerleştireceklerini söyledi. Bunun dışında 300 mobil ekiple sahada sürekli denetimlerde bulunduklarını ifade eden yetkililer “Uzaktan sayaç okuma sistemleri ile elektrik tüketiminde yaşanan ani yükselişleri görebiliyoruz ve ekiplerimizi hemen oraya yönlendiriyoruz. Ancak evlerin ya da iş yerine girip denetim yapma yetkimiz yok. Onun için Bitcoin üretimi yapılıp yapılmadığını anlamamız zor. Kaçak yollarla Bitcoin üretilmesine izin vermeyiz” dedi.

APPLE WATCH’A YENİ BİR ÖZELLİK DAHA

Şu andaki hali ile Apple Watch 3 kalp ritminizi takip etmek için oldukça yararlı bir araç olabilir. Ancak görünene göre, bu cihaz kısa bir süre sonra çok daha önemli bir hale dönüşebilir. Söylentilere göre Apple, kalp anormalliklerini fark etmek için EKG teknolojisine sahip yeni bir Watch üzerinde çalışıyor. Apple'ın geçtiğimiz yıllar içerisinde sağlık alanına yönelttiği giderek büyüyen odağı düşünülürse, bu kararın şaşırtıcı olmadığı söylenebilir. Aynı zamanda ECG veya elektrokardiyogram olarak da bilinen EKG'ler, kalbin desenlerini inceleyen çok daha derin bir yöntem. Standart bir kalp algılayıcısından çok daha gelişmiş ve çok daha kullanışlı olan bu teknoloji, sadece kalbin ritmini takip etmekle kalmıyor, aynı zamanda hissedilemez elektrik akımları göndererek kalbin tepkisini de ölçüyor.

EDWARD SNOWDEN'DEN HAVEN UYGULAMASI

İzlendiğinizi ve takip edildiğinizi düşünüyorsanız ya da siz yokken cihazlarınıza erişilmiş olabileceğinden şüpheniz varsa, NSA sızdırıcısı Edward Snowden'in yapımında bulunduğu Android uygulaması ile güvenliğinizi arttırabilirsiniz. Haven adlı uygulama, The Guardian Project ve Snowden'e ait Freedom of the Press Foundation organizasyonlarının ortaklığı ile geliştirildi. Şu an Google Play Store'dan erişebileceğiniz yazılım, telefon veya bilgisayarınızı güvenlik merkezine çevirmenizi sağlıyor. Mağaza sayfasında yazan açıklamada uygulama şu şekilde anlatılmış: "Haven'in fotoğraf ve ses kaydedebilmesi için bir hareket veya ses ile tetiklenmesi gerekiyor. Kaydedilen tüm veriler telefonda yerel olarak saklanıyor. Cihazın kamerasını gizli kamera olarak kullanabilir, ya da mikrofonunu gizli dinleme aracı olarak kullanabilirsiniz. Uygulamanın duyurularına ancak siz istediğiniz zaman erişebilirsiniz." İvmeölçer ( telefonun hareketi ve titreşimi ), kamera ( telefonun ön veya arka kameradaki görünür çevresi hareketi ), mikrofon ( çevredeki sesleri ), ışık (ortam ışığı sensöründen gelen ışığı değiştirir ), güç (cihazın fişi çekildiğini veya güç kaybını algılar) algılayıcıların tümü sürekli olarak kullanılıyor, ancak kritik eşiği geçen bir etkinlik gerçekleşirse kayıt başlıyor. Bu uygulama gizli bir güvenlik köpeği gibi görev yapıyor. Onun sayesinde evinize ya da odanıza giren oldu mu, eşyalarınız kurcalandı mı öğrenebilirsiniz. Yıllık 49.99 USD’lik Aile güvenlik planı, 29.99 USD bireysel kullanım planları gibi seçenekler mevcut.

,