Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanına yapılmaya başlanan inşaata tepkiler her geçen gün büyüyor. Ataköylüler, Kızılay’ın Bakırköy’deki yöneticilerinden yukarıdaki sorunun cevabını bekliyor.  İnşaat için ne dediler?     
Dt. Ahmet BAHADIRLI / Bakırköy Eski Belediye Başkanı
Kızılay’ın yapacağı yerde sağlık hizmeti ücret karşılığı olacaksa, orası özel hastane statüsüne giriyor; Ataköy’ün de böyle bir özel hastaneye ihtiyacı yok.

BARUTHANE BİZİM DEĞİLDİR, ORASI BİZİM GELECEĞİMİZİNDİR

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız

Sayın Başkan, biliyorsunuz Ataköy’de düşük yoğunluklu hizmet alanı olarak ayrılan bir yerimiz vardı. Sizin döneminizde de orayı Ataköylüler’in toplanma yeri yapmıştık, Atatürk heykeli ve Atatürk’ün Selanik’teki evinin maketini koymuştuk. Milli bayramlarda orada törenler yapıyorduk. Şimdi TOKİ burayı sattı, bir kere ihaleye fesat karışmıştı; sadece Kızılay ihaleye girmişti. Bakırköy Belediyesi ise ihaleye alınmadı, tutanaklar tutuldu. Burası, Bakırköy’ün Kızılay’ına kaldı. Önce orayı huzurevi yapacaklardı, sonra kız öğrenci yurdu yapacaklardı, sonra fizik tedavi merkezi dendi, şimdi ne yapacakları belli değil ve Bakırköy Belediyesi, ihaleye alınmadığı için dava açtı. Dava halen sürüyor. Dava devam ederken, bundan önceki belediye ruhsat vermedi ve yakınında başka bir yer gösterdi; kabul etmediler. Maalesef Bakırköy’de içimizde dolaşan bazı kişiler başkanı ikna ettiler ve belediye ruhsat verdi, orada inşaat başladı. Siz bu konuda ne diyeceksiniz?
Bu konu son derece açık ve sahih. Ataköy’ün ismini aldığı kişi, biliyorsunuz ki Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk’ten ismini alan bir kent burası. Ataköy’de iki tane unsur vardı; bir tane meydanı yoktu. Bütün Avrupa’da herkes bilir ki, meydanlar heykellerden ve bu tür kamuya mal olmuş insanların heykellerinden oluşan yerlerdir. Buraya o zaman sizin başkanı olduğunuz hem Ataköylüler Derneği’nin, hem Ataköy Gazetesi’nin, isteğiyle buraya bir Atatürk heykeli yapılması uygun görüldü. Kamu uygun görünce, belediyeye de yapmak düştü. Biz de o zaman belediye olarak hep birlikte yaptık ve açtık. Burası ikinci olarak hem bir meydan niteliğindedir; Atatürk heykelinin olduğu, çelenklerin koyulabildiği, saygıyla Atatürk’ün anılabildiği hem bir meydan niteliğindedir, hem de deprem gibi felaketlerde toplanma bölgesi olabilecek açık bir alandır. Bir üçüncüsü burada bir eski eser vardır. Bu eski eser bizim değildir, o bizim geleceğimizdir. Yani o eski eser hem geçmişimizin, hem bizim, hem geleceğimizindir. O yüzden ona saygı göstererek, o tür, modernize edilmiş bir binanın açılması yerine, Ataköy’de çok yeri olan, yine sizlerle birlikte yaptığımız Yunus Emre Camii’nin arkasında yaptığımız sağlık ocağı revize edilerek, bu pekala yapılabilirdi. Veyahut da aşağıda, Ayamama Vadisi diye tabir edilen, o alanda bulunan belediyenin boş bir alanına yapılabilirdi. Bakırköy Belediyesi bu konuda muhakkak çok dikkatli hareket etmiştir, o arsayı satın almaya çalışmıştır ve onun için de elinden gelen her şeyi yapmıştır. Fakat artık Kızılay ne yaptı, ne etti bilmiyorum. Kızılay bizim Kızılay’ımız. Ancak, sonra bir takım karışıklıklarla sayın başkanları görevden alındı bildiğim kadarıyla. Bazı karışıklıklar oldu, bazı olaylar oldu. O detayları ben bilmiyorum ama Sayın Belediye Başkanı’mızı da yanıltmış olabilirler. Farklı boyutta, farklı argümanlarla gelmiş olabilirler ama belediyenin de bu konuda çok dikkatli hareket edeceğine ben eminim. Sayın Başkan’ın bunu bizzat inceleyeceğine eminim.
Sayın Başkan, bir soru daha sormak istiyorum. Belediyelerde devamlılık sistemi vardır. Şimdi, belediye dava ediyor, aynı belediye dava devam ederken bu izni veriyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?
Bu konuda ben eski belediye başkanı olarak çok yorum yapamam. Zira, şunu arz etmeye çalışayım ki, belediyeler bir kişi de, bir organ da, devletin bir kurumu da değildir. Halkın bir kurumudur. Aslen, bütün dünyada belediyeler halkın bir kurumudur. Halkın kurumu olması dolayısıyla birkaç konuyu bir anda düşünebilmektedir. Yani orasını şahsın namına alsa bir zaaf ararsınız ama bir şahıs değildir belediye. Belediye, bir kurumdur. O yüzden, halktan birkaç kişi evet, oranın yapılmasını istemekte büyük çoğunluğu da orasının belediyenin üzerine geçmesini istemektedir. O yüzden, belediye de hem bunun davasını açmıştır ama aynı zamanda da birlkaç kişi de halkın namına çok iyi işler yapacaklarına başkanı inandırdıkları için orada bu binanın yapılmasını sağlıyorlar.

Siz de bir tıp adamısınız. Bakırköy’de polikliniğe, hastaneye ihtiyaç var mı?
Bu konuda Bakırköy artık ciddi, özel bir yere geldi. Belediye de o zamanlar hatırlarsınız, her mahalleye sağlık ocakları yaptık. Onun ardından devlet hastanesini büyüttük. Devlet hastanesini, araştırma hastanesi haline soktuk. Ardından özel hastaneler, poliklinikler, tıp merkezleri çoğaldı ve belediyenin de o zaman sahilde aldığımız yerdeki tıp merkeziyle birlikte artık belirli bir sisteme geldi. Burada bir tek eksiklik var. Ben naçizane şunu arz etmeye çalışayım ki; bizim yaş ortalamamız 65 yaşın üstü 85 bin insanımız var. Yani yürümede zorlanan, taşınması gereken hasta statüsünde olan bir çok insan var. Bunun için bazı mahallelerin, bazı ortak yerlerine, kimseyi rahatsız etmeyecek yerde tek katlı olmak kaydı ve şartıyla bir tedavi ve rehabilitasyon yardımcı serileri kurulabilir. Bunun için, belediyenin yapacağı taşımalı sistemle bu merkezlere götürülebilecek bir sistem yapılabilir. Ancak bu şekilde bütün vatandaşlarımızın rutin kontrol ve check-up’larını ücretsiz yapacak duruma geldi mi Kızılay, onu bilmiyorum. Bizim zamanımızda böyleydi. Benim Kızılay’a şartım böyleydi.Ama parayla, hatta yüksek rakamlara oluyorsa, orası özel hastane statüsüne giriyor; Ataköy’ün de böyle bir özel hastaneye ihtiyacı yok.
Çok teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.

 

Arif AKDENİZ / Türk Ocakları Bakırköy Şube Başkanı
TARİHİ YAPININ DİBİNE BİR BİNANIN SOKUŞTURULMASI AKIL VE MANTIĞA SIĞMAZ
Sayın Akdeniz, konumuzu biliyorsunuz Yunus Emre Kültür Merkezi yanına yapılan inşaat. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Konu ile ilgili daha önce Bakırköy Kaymakamımız Sayın Adem Öztürk ve Belediye Başkanı'mız Sayın Dr. Bülent Kerimoğlu'nun da bulunduğu toplantıda ben de bulundum. Konu geçmişi ve mahkemeleriyle derinlemesine konuşuldu. Neticede Sayın Özcan Atamer, Ataköy'ün daha müsait bir yerinde çok daha geniş, hastane olmaya müsait bir yerin olduğunu gündeme getirdi ve Sayın Belediye Başkanı'mız bu teklife sıcak bakarak, araştırılması kararı ile toplantı sonlandır-ılmıştı. Durum böyle iken, şimdi ise böyle bir imkan var iken, hala tarihi bir yapının dibine iştigali dahilinde hizmete müsait olmayacak küçüklükte bir binanın sokuşturulması akıl mantığa sığmadığı gibi, tarihi esere bir yama şekli verecek olan ve adı geçen sakin mahalli trafik curcunasına döndürecek küçük bir hastaneye, bilmem Bakırköy'ün ihtiyacı var mıdır?

Nihat YILMAZ / Bakırköy Liseliler Derneği Başkanı
YOĞUNLUK ARTACAK, BÜYÜK SORUN YAŞANACAK
Sayın Yılmaz, biliyorsunuz tarihi Baruthane binası, şimdiki Yunus Emre Kültür Merkezi yanına yapılan inşaat Bakırköy’ün gündemine oturdu. Siz bu konuyla ilgili neler düşünüyorsunuz?
Yapılacak bu tesisin, Yunus Emre Kültür Merkezi gibi, ilçemizde bir elin parmakları kadar kalan tarihi eserlerimize zarar vermesine  gönlüm razı değil. Ayrıca, bu bölgede tek şerit olan trafik akışının, buradaki yoğunluk artışıyla birlikte büyük bir sorun yaratacağını düşünüyorum. Diğer bir sorun da, bildiğim kadarıyla bu projenin içinde imar planlarında onaylanmış olan Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin ve Atatürk heykelinin  de bulunması gerekiyor. Fakat şimdi, bunlardan vazgeçildiğinin, yapılırsa zaten 2000 metrekare civarında olan bu arsadaki inşaat alanının çok daha düşeceğinin, buranın ayrıca tarihi eserin yanında olduğu için kat irtifasında olmadığının konuşulduğunu işitiyor, duyumlarını alıyoruz. Zaten böyle olursa çok küçük bir yapı yapılması gerekiyor. Aslında Atatürk Evi’nin orada olması lazım. Bunun planlarda geçmiş zamanda onaylandığını biliyoruz. Yine de bunlara rağmen, bu tür yapılaşmaların tarihi eserlerin yanında olması gerekir. Konunun  gözden geçirilmesini istiyorum.

Adil HACIÖMEROĞLU/ Vatan Partisi Bakırköy İlçe Başkanı
Tarihi yapıyı gölgeleyecek, karartacak herhangi bir yapılaşma tarihimize karşı bir suç işlemektir.
BURASI KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN CEPHANELİĞİDİR
Biliyorsunuz, daha önce de yayınlar yapmıştık. Kızılay Bakırköy Şubesi, Yunus Emre’nin yanında TOKİ’den bir yer aldı. Bakırköy Belediyesi ihaleye sokulmadı ve Ateş Bey döneminde de dava açıldı, dava hala devam ediyor. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Buradaki tarihi eser, sıradan bir eser değildir. Aslında tüm tarihi eserler kendi içinde çok anlamlıdır ama burası sıradan bir tarihi eser değildir. Burası Osmanlı Devleti’nin baruthanesi. Yani, Osmanlı’nın silahlarının tutulduğu, üretildiği yer. Barutun mermi, silah yapıldığı yer. Aynı zamanda bu baruthane, Kurtuluş Savaşı’mızın cephaneliğidir. Bakırköy’ün milli mücadelecileri o zamanki cesur insanları, baruthanedeki Osmanlı silahlarını gece gündüz demeden, Ayamama deresinde kayıklara yükleyip, İzmit’e götürüp, oradan Ankara’ya sevk eden insanlardı. Buranın böyle bir önemi var. Kurtuluş Savaşı’nın cephaneliğidir burası. Hemen aşağıda ispirtohane var, orası da aynıdır. Sahildeki baruthane de aynı görevi yapmıştır. Yine bizim burada Zeytinlik Mahallesi’nde bulunan baruthane de aynı görevdeydi ama ne yazık ki biz bu eserleri gerektiği gibi koruyamadık. Bu dört baruthanenin içinde en iyi korunan Ataköy 9. Kısım’daki, bu sözünü ettiğimiz, Yunus Emre Kültür Merkezi’nin bulunduğu yer. Bir defa burası milli mücadelemiz açısından çok önemlidir, Kurtuluş Savaşı’mız için çok önemlidir, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihi açısından çok önemlidir. Bu nedenle daha önce sizinle yaptığımız bir röportajda burası için ben, buraya, Atatürk heykelinin yanına bir milli mücadele anıtı yapalım, o zamanki Bakırköylü o silahları Ankara’ya gönderen milli mücadelecileri temsilen bir anıt yapalım, Kurtuluş Savaşı anısını orada yaşatalım ve orada da bir kitabe yazalım, bu kitabede Kurtuluş Savaşı’nın kısa bir öyküsünü yazalım, Bakırköylülerin Kurtuluş Savaşı’na katkılarını orada anlatalım ki Bakırköylü gençler, çocuklar bu anıları öğrensinler, bu tarihi öğrensinler, atalarıyla, büyükleriyle gurur duysunlar demiştim. Bu noktada Bakırköy Kaymakamı’nı, Bakırköy Belediye Başkanı’nı, Bakırköy’deki tüm demokratik kitle örgütlerini, dernekleri, sendikaları, meslek odalarını Bakırköy’de iktidarda ya da muhalefette olsun, tüm siyasi partileri bu konuda mücadeleye çağırıyorum. Eğer Bakırköy’e zerre kadar sevgileri varsa, Bakırköy’de zerre kadar emek harcamak istiyorlarsa, Bakırköy’de Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanındaki boş arsaya yarından tezi yok, milli mücadele anıtı yapmak için öncü olsunlar, kolları sıvasınlar. Bakırköy Belediyesi ve Belediye Başkanı’na özellikle sesleniyorum. Milli mücadeleyi bugün mensubu bulunduğu parti başlatmıştır. O parti, yıllardır milli mücadelenin başarılarıyla övünmüştür. O başarılardan ötürü de her dönemde belli bir oy kitlesini peşinde sürüklemiştir. Bu nedenle Sayın Belediye Başkanı’nın yapacağı iş oraya ruhsat vermek değil, orada yapılaşmaya evet demek değil; orada milli mücadele anıtının, Kurtuluş Savaşı anıtının yapılması için öncü olmaktır. Burada elini taşın altına koyması gerekir. Ayrıca tarihi binaların yanında yapılaşma olmaz. Çok amiyane tabiriyle silueti bozmak diye bir deyim kullanılıyor, ben onu öyle kullanmayacağım; tarihi eserin görüntüsü karartılamaz. Tarihi eser gölgelenemez. Bu işin sözcük anlamı budur. Bu nedenle Yunus Emre Kültür Merkezi’nin bulunduğu yeri, o tarihi yapıyı gölgeleyecek, karartacak herhangi bir yapılaşmanın tarihimize karşı bir suç işlemek olduğunu söylüyorum ve buna izin verenler, buraya ruhsat verenler, burada yapılaşmayı sağlayanlar tarih önünde suçludur. İki tarih önünde suçludur; bir, Osmanlı tarihinde baruthane olması sebebiyle suçludurlar, iki, Kurtuluş Savaşı’mıza cansiperane yardım etmek için mermi taşıyan, silah taşıyan Bakırköy’ün o yiğit insanları karşısında suçludurlar. Hem Cumhuriyet tarihimiz açısından, hem Osmanlı tarihi açısından bu insanlar suç işlemektedir. Bu nedenle hem iktidar partisi, AKP yöneticilerini, hem burada belediye başkanını, CHP yöneticilerini bu rezalete dur demeye çağırıyorum. Gelin buraya milli mücadele, Kurtuluş Savaşı anıtı yapalım. Çünkü anlamına uygundur, çünkü Kurtuluş Savaşı’nın önemli bir merkezi, yeridir orası. Bu nedenle burada doğruyu yapalım, yapılaşmaya izin vermeyelim. O tarihi anıtın gölgelenmesine müsaade etmeyelim. Gelin, burayı tarihsel açıdan örnek bir hale getirelim.

Peki, Kızılay’a yine 700-800 metre aşağıda hiç kimseyi rahatsız etmeyecek daha geniş çaplı bir yer teklif ediyorlar ama Kızılay’ın Bakırköy’deki yöneticileri buna hiçbir şekilde yanaşmıyorlar. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
Bu art niyettir. Niye art niyettir; eğer ekonomik anlamda size teklif edilen yer, metrekare olarak da daha büyük ise bu teklifi kabul etmeleri gerekirdi. Çünkü burada kamu menfaati var. Kamu çıkarının olduğu yerde insanlar bazı özverileri yapmak zorundadır. Burada, sanıyorum Kızılay yöneticilerimiz baruthanenin tarihi özelliklerini, bunun tarihimizdeki yerini, Kurtuluş Savaşı’ndaki önemini bilmiyorlar. Bence Kızılay yöneticilerimize bu tarihi gerçeği anlatmak lazım.
Son bir soru daha sormak istiyorum. Bakırköy’de, toplum içinde dolaşan bazı kişiler var. Bu konuda da Kızılay’ın Bakırköy’deki yöneticilerine son derece destek veriyorlar. Hatta Sayın Belediye Başkanı’mızla da bu konuda görüşme yaptıklarını ve etkili olduklarını biliyoruz. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Bu yanlış bir şeydir. Neden; eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı. Umut, herkesin yüreğinde yeşertmesi gereken önemli bir duygudur, amaçtır. Biz, eskinin başarısız yöneticilerine bakarak yeniyi, geleceği, umudu kuramayız. Şimdi burada Bakırköy Belediye Başkanı’na bir şey daha söylemek istiyorum. Şu anda bu sözü edilen yerle ilgili devam eden bir dava var. Davayı açan da ne yazık ki Bakırköy Belediyesi. Bakırköy Belediyesi’nin bir önceki başkanının açtığı dava dururken, mahkeme süreci sürerken buraya ruhsat vermek büyük bir yanlıştır. Bu, kamu hukukuna aykırıdır. Devletteki devamlılık esasına aykırıdır. Kural dışı bir eylemdir. Dolayısıyla bu kural dışınalığın da düzelmesi gerekir. Şimdi Bakırköy’e sahip çıkarız. Eğer sözünü ettiğiniz kişiler Bakırköy’ü seviyorlarsa yapacakları şey şudur; gelsinler, Bakırköy’ün çıkarı için iş yapsınlar. Bakırköy’e hangi eseri kazandırdılar, hangi eseri yaptılar Bakırköy için? Yani ben önemliyim demekle insan önemli olur mu; olmaz. Ben değerliyim demekle insan değerli olur mu; olmaz. Sizi değerli kılan, yaptığınız değerli işlerdir. Ben bu arkadaşlarımıza diyorum ki gelin, değerli işleri yapalım. İşte onların da önüne fırsat koyuyoruz ve diyoruz ki; Bakırköy’ü seviyorsanız, Bakırköy’de hala önemli adam olarak gezmek istiyorsanız, gelin buraya Atatürk heykelinin yanına bir milli mücadele anıtı koyalım. Buna öncülük edin. Herkes düşsün peşinize, siz de burada ülkeniz için hayırlı bir iş yapın. Yani, böyle ortalıkta gezip, inşaat ruhsatları için aracı olmak, Bakırköy’ü seven bir adama yakışmaz. Zaten inşaat ruhsatları bir şekilde veriliyor. Siz Bakırköy’de inşaat ruhsatı almak için aracılık yapmayacaksınız. Siz ne için aracılık yapacaksınız? Siz, Bakırköy’ün tarihini, doğasını, Bakırköy’ün geleceğini korumak için aracılık yapacaksınız. Onun için bu arkadaşlara, naçizane fikrim ve önerim budur. Gelsinler, bu önerdiğimiz tarihsel konunun takipçisi olsunlar. Birlikte, omuz omuza bunu gerçekleştirelim.
Sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.

Ateş ÜNAL ERZEN / Geçen dönem Bakırköy Belediye Başkanı
Kızılay’ın bu inadını ben hakikaten anlamıyorum
“BİZ BURAYI YEŞİL ALAN İLAN EDELİM DİYEREK, ESKİ DOSTLAR PARKI  YANINDA ARSA İLE TAKAS TEKLİF ETTİK ONA DA YANAŞMADILAR”
Kızılay’ın bu inadını ben hakikaten anlamıyorum. TOKİ burayı ihaleye çıkardı. Aslında yanlışlık en başından başlıyor. Orası Emlak Bankası’nın yeri. Emlak Bankası’nın kapanıp da bütün yerlerinin TOKİ’ye geçmesi çok yanlış bir şey; belediyeler var çünkü. Bunun üzerine orayı tutturdular önce sağlık alanı dediler, sonra huzurevi dediler, sonra kız yurdu dediler. Bir defa, orada çok güzel bir tarihi bina var; Yunus Emre var. Tarihi binanın yanına böyle bir bina yapılmaz. Orası bir nevi, oranın bahçesi gibi. Daha önce Ataköylülerin, sizlerin katkılarıyla yapılmış Selanik Evi var, Atatürk heykeli var. Biz törenlerde oraya da gider çelenk koyardık. Bunların kalkmaması için sözde protokolde yazıyor ama onlar da kalkacak. Çünkü arazi yetmeyecek, çekme mesafelerini düştükleri zaman arazi küçük kalacak. Biz bu ihaleye dava açmıştık, ihaleye bizi almadıkları için ve haklıydık. Sonra ben belediyeden ayrılana kadar dava devam ediyordu, şu anda ne oldu bilmiyorum. Davanın ne olduğunu şimdi kimse bilmiyor.

Sayın başkanımıza bunu sorduğum zaman, belediyenin Hukuk İşleri Müdürü Nurten Hanım’a yönlendirdi. Sanıyorum ki kendisi de dava ile ilgili güncel bilgiye o sırada sahip değildi. Fakat Nurten Hanım’la da görüşemedik maalesef.
Tabii, herkes bilmeze yatacak ve orası ne yazık ki yapılacak. Yani bütün bu hukuki engellere rağmen yapacaklar. Bu iş belli oldu. Davayı takip etmek lazım. Her şeyden önce Ataköylülerin duyarlı olması lazım. Ataköylüler duyarlı olur mu bu konuda; onu da bilmiyorum. Şimdi orada bir referandum yapılsa sonuç ne çıkar? Marina için yapıldı, herkes bağırdı çağırdı ama neticede marina yapılsın dendi.
 Sayın Erzen, burada bir nokta var. Plan notları çok açık; 1000’lik planda da, 5000’lik planda da açıkça  Atatürk heykeli ve  Atatürk’ün doğduğu evin maketi aynı büyüklükte bulunması gerekiyor.
Bu doğru ama biliyorsunuz ki plan tadilatı diye bir şey var. Muhakkak ki onu getirecekler. Çünkü oraya Atatürk Evi’ni, Atatürk heykelini ve buraya bir de mahreç koyunca, geriye kalan yere ne yapılır? Kızılay’ın bu inadını ben hakikaten anlamıyorum. Buradaki bazı iş adamı ya da eski yöneticilerin bu işe çanak tuttuğunu düşünüyorum.
 Sadece yöneticiler değil, Bakırköy’de dolaşan, Bakırköylü diye geçinen bazı kişiler maalesef çanak tutuyorlar.
Evet. Niye tutuyorlar, insanların Kızılay’dan ne çıkarı var, onu da bilmiyorum.
Kaldı ki, burası zaten hastane olmaz. Hastanenin kriterleri belli. Diyelim ki sağlık ocağı gibi bir yer yaptılar. Bedava hasta kabul etmeyecekler ki; şu anda bile Kızılay’ın Bakırköy’deki yerinde astronomik fiyatlar görüyoruz. Sizin döneminizde de, şimdi de bu işi belediye zaten ücretsiz olarak Tıp Merkezi’nde yapıyor. Üstelik, bu yerin on metre ilerisinde sağlık ocağı var.
Sağlık ocakları var, belediyenin hizmet verdiği yerler var; Bakırköy’de sağlık şu an kötü durumda değil. Birçok ilçeden iyi durumda, her tarafta hastane var. Burada amaç nedir, onu çözmek lazım. Burada nedir, neden inatlaşıp bir şeyler yapılıyor. Biz burayı yeniden yeşil alan ilan edelim diyerek, takas teklif etmiştik. Orasını da alın, ne yaparsanız yapın demiştik. Ona da yanaşmadılar. Yani o yüzden benim hep kafamda bir şüphe var. Sanki burada başka bir şey olacak gibime geliyor; plan tadilatlarıyla oynayarak, orada başka bir şeyler yapılabilir. Acaba orada Kızılay’a bir merkez binası mı yapılacak, yoksa bitirdikten sonra başka bir sağlık kuruluşuna kiraya mı verilecek? Durduk yerde bu işler olmaz, olmadığını da görüyoruz. Kafamda soru işareti var açıkçası. Açsınlar, ortaya çıkarsınlar, internet sitelerinde yayınlasınlar, şeffaf olsunlar. Şeffaflık da yok.
Arsa etrafına çevrilen tahta perdelere asılan resimlerde Atatürk heykeli ve Atatürk Evi de bulunmuyor. Resimlerde bina, arsanın tamamına oturtulmuş bir şekilde görünüyor.
Ben, oraya bunların yapılacağını zaten hiç sanmıyorum. Eğer biterse göreceğiz. Yer yok zaten. Bunlar için zaten 450 – 500 metrekare, halka açık bir yer gerekir. Neresinden bakılsa, bu proje elle tutulur bir proje değildi ama ne inat varsa, onu çözemiyorum. Artık her şeye şüpheyle bakıyoruz. O yüzden bunu çözemiyorum. Artık yoruyorlar insanları. Yani, bu kadar duyarsızlık, bu kadar kapalı işler yapmak… Bu ülke ne oldu? Bu ülke bu kadar büyük bir rant ülkesi haline nasıl geldi?
Üstelik burası bir de CHP’li belediye.
Atatürk’ün anısına sahip çıkılması gerekirken, CHP’li belediye olmasına rağmen bunları görüyoruz. Atatürk heykelini kaldırırken nasıl Atatürkçülüğü savunulacak…
Atatürk savunuluyor mu, savunulmuyor mu; onu da bilmiyorum. Acaba Atatürk’ü savunuyorum derken, Atatürk’e kötülük mü yapılıyor? Fakat bütün bunlar çok üzücü. O bina orada çıkacak, tadilatlarla değişik bir şey olacak; benim hissiyatım bu. Çünkü bu kadar inat olmaz. Kızılay, orayı alırken para verdik diyorsa, almasaydı öyleyse. Yahut Kızılay olarak bir iyilik yap, orayı yeşil alan olarak yeniden ilan et, burası Kızılay Parkı de ve bırak; Kızılay’ın ihtiyacı mı var?
Bir diğer nokta var; Kızılay’ı kuran ve ismini veren
kişi Atatürk. Öyleyse kurucularına da ihanet etmiş  oluyorlar.
Evet. Her şeyin bir nedeni vardır. Orada bir şey var; bu kadar inatlaşmanın bir sebebi var. Ama ortaya ne çıkacak bilmiyorum. Ortaya huzurevi mi çıkacak, sağlık ocağı mı çıkacak… O kadarlık bir yere huzurevi olmaz, orası olsa olsa ofis olur, bir çay bahçesi olur ama orası böyle bir sağlık ocağı olmaz, hastane hiç olmaz. Nedir akıllarındaki bilmiyorum. O zamanlarki, Kızılay Şube Müdürü çok duruyordu bu konunun üzerinde. Bu onun projesiydi ama o da mı yukarıdan gelen bir projeydi, bilmiyoruz. Çünkü TOKİ ihaleye direkt bizi sokmayıp, tek katılımcı Kızılay’a verdiğine göre, bir şey var.
Son bir soru sormak istiyorum. Biliyorsunuz İspirtohane’nin devamı, sahildeki Baruthane kalıntıları. Orada inşaat yapılacak diye kıyametler koptu, kopmaya devam ediyor. O zaman şimdi denmeyecek mi, hiç itirazsız, merkezdeki tarihi eserin yanına inşaat yapıyorsunuz ama buraya karşı çıkıyorsunuz diye? Emsal göstermeyecekler mi?
Gösterecekler de, artık o kadar duyarsızlık var ki, ne elde edilir bunun sonunda onu kestiremiyorum. Ben sokağa çıkıp, insanlarla konuşuyorum; insanlar umutsuz. İnsanlar her şeye eleştirel bakıyorlar ve haklılar. Sonuçta tepki yok. Hiçbir şeye tepki yok. Bu durum belediyenin de işine geliyor. Yani çok büyük bir soru işareti var. Hep beraber göreceğiz…
Sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederim sayın Erzen.

Gülser ALPARSLAN / Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Bakırköy İlçe Başkanı
Sayın Alparslan, konumuzu biliyorsunuz Yunus Emre Kültür Merkezi yanına yapılan inşaat. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Tarihi bırakmadılar, çevreyi de bırakmadılar… Artık yeter diyoruz. İnsanlar nereye koşacağını şaşırdı. Yürekler acısı bir durum. Bunun da bir sonu gelecek, hiçbir şey sonsuz değil. Ne çevre kaldı, ne sahillerimiz. Şu an sahillerden çok mu gurur duyuyorlar? Burada tam bir tarih yatıyor. Bu yapı Baruthane’dir; hem Osmanlı, hem Türk tarihi için çok önemli bir yere sahip bir yapıdır. Hem şahsım, hem temsil ettiğim grup adına, çok üzgün olduğumu söyleyebilirim. Bir akrep gibi durup durup kuyruklarını çıkarıyorlar. Biliyorsunuz, Bakırköy’de Türkan Saylan’ın da büyük emek verdiği İstanbul Lepra Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesi’ni de yok edecekler. Orada bir yeşilimiz var. Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanında da aynı şekilde küçük bir yeşil alanımız var. Oranın ağaçlarla dolması lazım. Gelin oraya davul zurnayla, şenlik gibi toplanıp, ağaç dikelim, zeytin ağaçları dikelim. Yaşadığı ülkeye, yeşile insan nasıl kıyar? Bunları benim aklım almıyor. Hep birlikte hem yeşilimize, hem tarihimize sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.

Av. Yakup AKYÜZ / Bakırköy Belediye Başkanlığı görevinde de bulundu
''Ataköy’de Kızılay’a ait hastane binası yapımı konusundaki çalışmaları Ataköy’de oturan ve belediyeciliği bilen biri olarak doğru bulmuyorum. Bildiğim kadarıyla, mevcut belediye başkanının buraya ruhsat verilmesine karşı olmasına rağmen, bence, bilinen bazı kişilerin etkisi altında kalıp ruhsat vermesi, kabul edilemez.''
TARİHİ ESERİN YANINDA İNŞAAT YAPMA ISRARI NİYE?
Sayın Yakup Akyüz, siz Bakırköy’ü çok iyi bilen bir siyasetçisiniz. Bir dönem Bakırköy Belediye Başkanlığı görevinde de bulundunuz. Konumuz Ataköy’de Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanına yapılmak istenen  bina… Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Bu sorunuza cevap vermeden önce Bakırköy’ü bilmek gerekiyor. Bakırköy uzun bir tarihi geçmişe sahip. Konstantin dönemi, 4. yüzyıldan başlayan bir tarihe sahip Bakırköy. Saraylar, köşkler şehri Bakırköy. Yeşilköy, Cevizlik, Zeytinlik Mahalleleri ile Bakırköy 1960 yılları ve sonrası Ataköy Mahalleleri ile Bakırköy. Konstantin tarafından bir eğlence şehri olarak kurulan, dünün Bakırköy’ü ve bugünkü Bakırköy. İstanbul’un tarihi incelendiğinde temelin Bakırköy olduğu görülür.
Bakırköy Bizans döneminde bir sayfiye şehri olarak kurulmuş, İstanbul’un eğlence merkezlerinden biri olarak Bakırköy halkının hizmetinde bulunmuştur.
Bakırköy hakkında söylenecek çok şey var. Dünün Bakırköy’ü, bugünün Bakırköy’ü Sayın Atamer, Bakırköy’le ilgili bir gün gazetenin tamamını yazmam için bana görev ve yetki verirsen Bakırköy halkını (ilgi duyanlar, sonradan gelenler için) biraz olsun bilgilendirme fırsatını yakalarız.
Bakırköy’ün tarihi sayfalara sığmaz. Bakırköy’ün dünya tarihinde önemli bir yeri vardır. Ben ancak bugünkü durumunu ve bu duruma nasıl gelindiği konusundaki düşüncelerimin küçük bir bölümünü okuyucularla paylaşabilirim.
Geçmiş çok sayıda tarihi eserlerden elimize kalan Baruthane, İspirtohane, Bizans’tan günümüze kalan Fil Damı adıyla anılan açık hava sarnıcı, Florya Deniz Köşkü, Ruh ve Sinir Hastanesi, vesaire. Bu duruma nasıl gelindi? Bakırköy 1960’lardan sonra Anadolu’nun dört bir yanından gelen göçlerle adeta istilaya uğradı.
1960 yılından sonraki yıllar Bakırköy’de rantın prim yaptığı yıllardır. Gerçek Bakırköylülerin büyük bölümü Bakırköy’ü terk etmiştir. Bakırköy  tarihi kıyıma uğramıştır. Ataköy, Türkiye’de uygulanan ilk uydu kent projesidir. Dikey yapılaşma ile yeşil alanların çokluğu Ataköylülere büyük kolaylıklar ve rahat nefes alma imkanı sağlamıştır. Ancak bir süre sonra Bakırköy, Bakırköylü olmayan yönetimlerle sıkıntıya düşmüş, yeşil alanları birer birer imara açılmış, Ataköy neredeyse yaşanmaz hale gelmiştir.
Bakırköy’de yaşanan sıkıntıların temelinde benim görüşüm, siyasi çıkarların etkin oluşudur. Yerel yönetimler Bakırköy’de tarihin yok olmasında en büyük etkendir. İsmi üstünde yerel yönetim Belediye Başkanı, Belediye Meclis üyelerinin yerel halkın içinden seçilmesi temel ilke olmalıdır. Seçimler seçim çevresi içindeki halkın kendisine hizmet edecek başkan ve üyeleri bizzat seçmeleri en uygun olanıdır. Ne yazık ki Bakırköy bu güne kadar hep tayinlerle yönetilmiş, tayin edilenlerin de halka karşı sorumluluk duyguları ortadan kalkmıştır.
Bu güne kadar Bakırköy’e gelmiş geçmiş belediye başkanları ve meclis üyeleri içinde Bakırköy tarihini bilenlerin sayısı çok azdır. Seçim süreleri bitenlerin çoğu Bakırköy’ü terk etmiş veya Bakırköy’de hiç oturmamıştır. Görüşüm, yerel yöneticiler yerel halk tarafından bölgenin insanları arasından seçilmelidir. Bu şekilde halkın oyları ile kendi aralarından seçilecek kişilerin hata yapma şansı çok azdır.
Bu arada Bakırköy’de inşaat işleriyle uğraşanların bazılarının ayni zamanda  Bakırköy Belediyesi meclis üyesi olmaları sorun yaratıyor. Bu hem doğru değil hem de etik değil.
Ataköy kuruluşundan bu yana uğradığı kıyım birçok daire sahibinin Ataköy’ü terk etmesine neden olmuştur.
Bakırköylü artık kendisine gelerek, Bakırköy’e sahip çıkma konusunda ciddi çalışmalar içinde olmalarından da mutluluk duymaktayız.
Ataköy’de Kızılay’a ait hastane binası yapımı konusundaki çalışmaları Ataköy’de oturan ve belediyeciliği bilen biri olarak doğru bulmuyorum. Bildiğim kadarıyla, mevcut belediye başkanının buraya ruhsat verilmesine karşı olmasına rağmen, bence, bilinen bazı kişilerin etkisi altında kalıp ruhsat vermesi, kabul edilemez. Kaldı ki, bir önceki belediye başkanı yapılan ihaleyle ilgili açtığı dava devam ederken ve bu dava henüz sonuçlanmamışken ruhsat verilmiş olması yasal açıdan da kabul edilemez ve gelecekte çok büyük tazminatlara sebep olarak, belediyeyi sıkıntıya sokabilir. Ataköy’de Avrupai bir yerleşim birimi. İlk uydu kent. Siz Ataköy’de oturmayabilirsiniz. Oradan yer alan büyük paralar döken insanların rahat ve huzurunu bozacak uygulamalardan kaçınmalısınız. Kızılay’ın hastanesi mi yok? Ataköy halkı sizden hastane mi istedi? Hayır. Kaldı ki Bakırköy ve çevresindeki ilçelerde yeterince hatta fazlasıyla sağlık kuruluşu var. Tarihi eserin yanında inşaat yapma ısrarı niye?  O zaman sayın yöneticiler hatır gönül işlerini bırakın. Vatandaşların yerel halkın sesine dikkat edin. Yarın o halktan oy isteyeceksiniz. Bugün halkın sesine kulak verin ki yarın oyunu alabilesiniz. Trafik yoğunluğunun alabildiğine yüksek olduğu Ataköy’de halkın rahatını bozacak yanlış yapılaşmalara meydan vermemeniz görevinizin bir gereğidir. Bakırköy ve Ataköy halkı bir zamanlar başka bir partiye oy veriyordu. Oylar kimsenin tekelinde değildi.
 Sayın Özcan Atamer’in yanlış ve hatalı yapılaşmalar karşısında ortaya koyduğu mücadeleyi takdirle karşılıyorum. Bir zamanlar Sayın Atamer’e büyük destek veren Sayın Muhtar Aylin Keserkaya’nın, muhtarlığına bitişik böyle bir inşaatı görmezden gelmesi bu günlerdeki sessizliğini bozmasını ve eski günlerine dönerek mahallesine sahip çıkmasını beklemek başta benim ve tüm mahalle sakinlerinin hakkı olduğuna inanıyorum.
Sayın Belediye Başkanı’mız Sayın Bülent Kerimoğlu’nun Bakırköylü olmaya yönelik gayretlerini de takdirle karşılıyorum ve devamını diliyorum.
Hep birlikte Bakırköy’e sahip çıkalım. Sonra pişmanlık fayda etmez. Sevgiler, saygılar.

Namık Kemal OCAK / Demokratik Sol Parti Bakırköy İlçe Başkanı
BURAYA BİNA YAPILMASI BAKIRKÖY İÇİN YÜZ KARASIDIR
Namık Bey konumuz belli. Ataköy’de Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanına inşaat yapılıyor. Bu sizce doğru mu?
Özcan Bey, şunu söyleyeyim, gerçek Bakırköylüler, Bakırköy’e ihanet etmemelidir. Benim orada gördüğüm tahta perdelerle kapatılmış yer, evvela tarihi bir yer. Osmanlı’dan kalan bir eserin yanına yeni bir inşaatın yapılmasına bir Bakırköylü olarak kesinlikle ve kesinlikle karşıyım. Böyle bir şeyin, kim yaparsa yapsın Bakırköy’de yapılması, Bakırköy için yüz karasıdır. Gerçekten onu orada gördüğüm zaman, isterse hayır kurumu olabilir, çocuk esirgeme kurumu veya ona benzer ne olursa olsun, çok üzücü bir şey. Araştırdım, sordum; sağlık kompleksine benzer bir şey yapılacağını duydum. Peki, Ataköy’ün sağlık kompleksine mi ihtiyacı var? Bakırköy’de bir sürü hastanemiz ve sağlık ocaklarımız var. Buradaki amacın ne olduğunu ben kesinlikle anlayamadım da, çözemedim de. Bu bir hayır kurumu olmasa da, bunun arkasında bazı rantlar olduğunu düşünüyorum. Birileri muhakkak, onun arkasından nemalanmaya çalışıyor. Maalesef, Bakırköylüyüm deyip, Bakırköy’de yıllarca oturan insanların Bakırköy’e ihanet etmesini kabul edemiyorum ve utanıyorum. Bu insanların adına ben utanıyorum.
Burada bir konu daha var, bununla bağlantılı. Biliyorsunuz bu Yunus Emre, Baruthane’dir. Baruthane, İspirtohane ve Baruthane’nin sahildeki uzantıları vardır. Şimdi sahildeki Baruthane’nin uzantılarına inşaat yapılmasın diye kıyametler koparken, hangi yüzle Yunus Emre’nin, Baruthane’nin yanına inşaat yapılıyor ve bunu nasıl savunacaklar… Bu konuda ne diyeceksiniz?
Bu konuda savunulacak hiçbir şeyleri yok. Ben, şahsen ağzımdan yanlış bir kelime çıkacak diye üzülüyor ve kendimi frenlemeye çalışıyorum. Bakırköy, Türkiye’nin elit semtlerinden bir tanesi. Hafta sonlarında hala milyonlarca insan Bakırköy’e akıyor. Bakırköy’deki belli bir yaşın üstünde bir nüfus ve Bakırköy’deki iş yerlerinde çalışanlar diğer semtlerden geliyor. Ama Cumartesi, Pazar o insanlar ailelerini de alıp Bakırköy’e gezmeye geliyor, denize gelip, oksijen almaya çalışıyorlar ama Bakırköy’de oksijen alacak yer de bırakılmadı ki. Ne amaçla olursa olsun tarihi Baruthanenin yanına bina yapılmasına şiddetle karşı çıkıyor bir Bakırköylü olarak utanç duyuyorum. Bakırköylüyüm deyip buraya yapılan inşaata destek verenler ileriki günlerde Bakırköylüler’in yüzüne nasıl bakacaklar, Bakırköy sokaklarında nasıl dolaşacaklar merak ediyorum.

ASAL UÇKUNKAYA / Uçkunkaya Eczanesi sahibi ve Mesul Müdürü
“Ataköy gibi ve Yunus Emre’nin yanı gibi bir yerde bir binanın yapılmasını ne benim, ne düzgün düşünen insanların, ne de Ataköylüler’in kabul edeceğini düşünmüyorum. ‘’
‘’Bakırköy’de hastaneye falan da ihtiyaç yok. Çevresi de Bakırköy  de zaten hastane dolu. Israrla bunu yapmak istiyorlar. Niye?”
İstanbul Eczacılar Kooperatifi Kurucu Başkanı, 1 dönem Eczacılar Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmüş, 1965’ten bu yana Bakırköylü, 1977 yılından bugüne Uçkunkaya Eczanesi sahibi ve Mesul Müdürü olan Asal Uçkunkaya, Kızılay’ın Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi yanına yapmak istediği inşaatla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Asal Bey, gündemde olan bir konu var biliyorsunuz. Biz de uzun zamandır bunun mücadelesini veriyoruz. Kızılay’ın Bakırköy’deki yöneticileri ihaleye girdiler. TOKİ’ye devredilen, Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanındaki 2058 metrekare yeri ihale ile aldılar. Kendişlerinden başka ihaleye giren olmadı.  Bakırköy Belediyesi ihaleye sokulmadı ve Ateş Bey döneminde de dava açıldı, dava hala devam ediyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Artık her yerimiz beton yığını oldu. Oksijen alacak halimiz kalmadı. Hele ki Ataköy gibi ve Yunus Emre’nin yanı gibi bir yerde bir binanın yapılmasını ne benim, ne düzgün düşünen insanların, ne de Ataköylüler’in kabul edeceğini düşünmüyorum. Eğer böyle bir şey üzerinde duruluyorsa özellikle o bölgede yaşayan kişilere bir oylama, referandum yapılmalı. Burası ne olmalı, nasıl olmalı diye. Oraya yakışan şey, Yunus Emre’yi gölgelemeyen, Yunus Emre’yle iç içe olan bir binanın, özellikle de Atatürk Evi’nin ve Atatürk heykelinin olmasını, oranın yeşil alan olarak kalmasını istiyorum. Önümüzde önemli bir şey var; Ataköylüler bir şeyi kaçırdı. Neyi kaçırdı; Ataköylüler, Ataköy’ü alırken aynı zamanda denizi ve sahili aldılar ama şu an Ataköylülerin denizi görme ve sahilden istifade etme durumu yok. Ben 1960’lardan beri Bakırköy’deyim, o dönemde Ataköylülere verilen bir plaja girme kuponu vardı. Şu anda Ataköylüler bırakın plajı, deniz girme yerini, denizi göremiyorlar. Ataköylüleri de burada suçlamadan geçmeyeceğim. Çok büyük bir yerleşim alanı. Her bloktan bir kişi gidip de o ilk işlemin yapıldığı zaman o sahillerde, her gece piknik, eğlence yaparcasına kalsaydı ki bu en az iki bin – üç bin kişi yapardı ve bir blokta da bir kişiye ancak bir – iki ayda bir nöbet düşerdi. Bugün o devasa, çirkin binalar yapılmazdı ve onun da devamı gelmezdi. Aynı şeyi burası için de düşünüyorum. Artık bizim betona değil, kütüphaneye, müzeye, Atatürk’ü yaşatmaya ve bir tarihi eserin, Kültür Merkezinin yanında, ne amaçla olursa olsun bina yapılmasını kabul etmeme imkan yok.
Ateş Bey döneminde bu kişilere yine Ataköy 9 – 10. Kısım’da, şimdi yapmak istedikleri yerin 700 – 800 metre aşağısında bir yer de teklif edildi, orayı da kabul etmediler. Siz bir tıp insanı sayılırsınız; eczacısınız. Bakırköy’de hastaneye falan da ihtiyaç yok. Çevresi de Bakırköy  de zaten hastane dolu. Israrla bunu yapmak istiyorlar.
Şimdi, şöyle bir bakarsak; her şey rant üzerine gidiyor. Bugün Cerrahpaşa ve Çapa’yı İstanbul’un dışına taşıyan bir görüş varken, İstanbul’un göbeğine, ileride taşınacak bir binanın yapılmasını ben lüks olarak görüyorum. Çünkü Bakırköy’de hakikaten hem özel hastaneler, hem devlet kuruluşları olarak Bakırköy ve çevresine yetecek kadar hastanemiz var. Hastanemiz de var, eczanemiz de var, özel muayenehanemiz de var, diş hekimliğimiz var, polikliniğimiz var, yeni bir Kemerburgaz Üniversitesi açıldı; eczacılık ve diş hekimliği fakülteleri var, hizmet veriyorlar. Tıp fakültesi var, şu an yarım olsa da ileride hizmet verecek. Yani böyle bir şeyin yapılmasına ben taraftar değilim. Çünkü Bakırköy sağlık yönünden doyma noktasına gelmiş, hatta taşıyor diyebilirim. Ayrıca, hükümetin son çıkarttığı yasaya göre artık eczaneler nüfusa ve yoğunluğa göre açılacak. Şu anda Bakırköy ilçesine bağlı, Ataköy, Osmaniye, Yeşilköy, Yeşilyurt, Florya dahil yaklaşık 50 eczane fazlamız var. Bu demektir ki, Bakırköy’e aşağı yukarı 20 yıla kadar bir tek eczane açılması hakkı yok. Yani sağlık, Bakırköy’de bu kadar doygun noktada.
Teşekkür ediyorum.

Yusuf KADIOĞLU / Atatürkçü Düşünce Derneği Bakırköy Şube Başkanı
“Atatürk’ün sembollerine, heykellerine, karşı yapılan saldırıların Bakırköy gibi bir yerde yapılması çok daha üzücüdür.”
BÖYLE BİR İLÇEDE, BÖYLE ŞEYLERİN YAPILMASI MÜMKÜN DEĞİL, KABUL EDİLEMEZ
Sayın Kadıoğlu, biliyorsunuz tarihi Baruthane binası, şimdiki Yunus Emre Kültür Merkezi yanına yapılan inşaat Bakırköy’ün gündemine oturdu. Bu arsa üzerinde 1000’lik ve 5000’lik planlara göre Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin 1:1 ölçekli kopyasının ve Atatürk heykelinin bulunması gerekiyor. Fakat senelerdir bu alan kamuya kapalı, Atatürk heykeli ve Selanik’teki evi kaldırılmış durumda. Şimdi de burada yapımına başlanan bir inşaat mevcut. Siz bu konuyla ilgili neler düşünüyorsunuz?
Bu konuda açılmış bir dava olduğuna göre, biz de her kurum gibi hukuka saygılıyız, güveniyoruz. Her ne kadar yargı, yandaş hale getirilmişse de, yine de yargıya güvenmek istiyoruz. Davanın ayrıntısını, ne türde açıldığını bilmiyorum ama yürütmenin durdurulması talebinde bulunulmamışsa bu hukuken yapılmış bir hatadır. Bulunulmuş ama mahkeme bunu dikkate almamışsa, o zaman mahkemenin sorunu. Çünkü dava sürerken inşaat başlıyor. Bu, ileride telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacaktır. Dava lehe sonuçlandığında, bu inşaat bitmiş olduğunda Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin ve heykelinin kaldırılması gibi, zarar gören unsurların yeniden yerine konması mümkün olmayacak. Buna kamuoyu olarak tepki göstermemiz lazım. Bu durumu derhal Atatürkçü Düşünce Derneği şube başkanlarıyla paylaşacağım. Bu tip durumlarda, İstanbul şubeleri olarak birlikte hareket ediyoruz. Bu konuda derneğimizle ne yapabiliyorsak, engellemek için bunu yapacağız. Bununla yetinmeyip, bir bileşeni olduğumuz Bakırköy Kent Savunması’na da bu konuyu taşıyarak onlarla birlikte elimizden geleni yapacağız. Atatürk’e ve milli değerlerimize yapılan saldırıya karşı, onur duyduğumuz Cumhuriyet değerleriyle, savunmak zorunda olduğumuz bu değerlerimizi korumak için elimizden geleni yapmaya, bu işi engellemeye çalışacağız. Bu davadan gazeteniz sayesinde haberdar oldum fakat hukukçu kimliğimle de bu dosyayı inceleyip, davanın sürecini görmek üzere araştırmalar gerçekleştireceğim. Bu şekilde, Türkiye’nin her yerinde Atatürk’ün sembollerine, heykellerine, büstlerine, Cumhuriyet’in diğer değerlerine karşı yapılan saldırıların Bakırköy gibi bir yerde yapılması çok daha üzücüdür. Yani, Bakırköy, sol oyların yüksek çıktığı, önümüze konan anayasa tuzağına teslim olmayıp, %80’e yakın hayır oyu vermiş, Atatürkçülüğü ön plana çıkmış bir yerdir. Böyle bir ilçede, böyle şeylerin yapılması mümkün değil kabul edilemez. Bütün unsurlarla birleşip, buna engel olmamız gerekmektedir. Bu konuyu bana açtığınız için teşekkür ediyorum ve bu konunun ayrıntılarını araştırarak, harekete geçmek üzere arkadaşlarımızla eyleme başlayacağım.

Ferzan ÖZER
Bakırköy’de zaten sağlık kurumuna ihtiyaç yok
DİLİM VARMIYOR AMA AMAÇ ATATÜRK'Ü KALDIRMAK MI?
Sayın Özer, konumuz biliyorsunuz Yunus Emre Kültür Merkezi yanına yapılan inşaat. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bu Kızılay’ın almış olduğu yer, kanayan bir yara. Sebebi şu; burası TOKİ tarafından ihaleye açıldığı vakit, kamular ihaleye girebilir diye bir madde vardı hatırladığım kadarıyla. Bakırköy Belediyesi olarak biz girmek istedik. Sanki biz özel bir kuruluşmuşuz gibi bizi ihaleye sokmadılar. Bu gülünç bir durum. Zabıtlar tutuldu, adrese teslim bir ihale yapıldı. Çok düşük bir fiyata da Kızılay’a verildi. Orada çok güzel, şahane bir Atatürk heykeli ve Atatürk’ün Selanik’te doğduğu ev yapıldı. Çok güzeldi. İhaleyi Bakırköy Belediyesi alsa idi, Atatürk’ün o sokağını tam yaşatacaktık. O evin yanına, o mistik havadaki evleri de yapacaktık. Atatürk’le ilgili bazı kesitler verecektik. Hatta o zamanlar Ateş başkan şöyle bir şeyler düşünüyordu; Mısır’daki piramitler gibi, biri geldiğinde ışık çıksın, konuşmaya başlasın heykel. İşte, “Ben Ali Rıza Efendi, Mustafa Kemal Atatürk’ün şuyuyum, şurdan geldim,” gibi. Böyle bir projemiz vardı; müze gibi. Fakat ihaleye Bakırköy Belediyesi sokulmayınca biz de tutanak tutup mahkemeye gittik haklı olarak. Bu mahkeme devam ediyor. Aynı zamanda Kızılay’a çok güzel tekliflerle gidildi. Şimdiki yerin iki katı büyüklüğünde, Ayamama’nın biraz ilerisinde bir yer verelim, oraya yapın dedik. Teklif ettiğimiz yer de, mevcut yerle arasında yürüyerek beş dakikalık bir yakınlıktaydı. Onu kabul etmediler. Burada Atatürk’le ilgili böyle çalışmaları Kızılay olarak siz yapın dedik, onu da kabul etmediler. Fakat burada zaten sağlık kurumuna ihtiyaç yok; çok yakınında sağlık ocağı var zaten. Burada amaç, dilim varmıyor ama Atatürk’ü kaldırmak mı? Yanında tarihi eser var. Tarihi eserin yanında inşaat yapamazsınız. Yapabiliyorsanız Aya Sofya’nın yanına yapın, Sultanahmet’e yapın, Topkapı’nın göbeğine yapın o zaman.
Çünkü, tarihi eserin yanına inşaat yapmanız mümkün değildir. Ama bazı tarihi eserler ne yazık ki bu merkezi idarelerde 18 – e* uygulaması da yapıyorlar. Bunlar iyi değil, kötü bir şey. Dolayısıyla, Kızılay’ın kendisine gelmesi lazım. Buradan büyük bir tepki alacaklar. Çünkü ihtiyaç olmayan bir şeydir. Bunun için en azından mahkeme kararını beklemeleri gerekir ki; mahkeme bunu iptal edecektir. İhaleye fesat karıştırma, kamu da olsa vardır, başka kamu kuruluşunu sokmamışlardır. Dolayısıyla, Kızılay’ın kendisine gelmesi lazım.

*18 – e:  5393 Sayılı Belediye Kanunu’nda, Belediye Meclisi’nin görev ve yetkileri bölümünde bulunan madde. Tam içeriği şu şekildedir:
“Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek.”

NECMETTİN DÖNMEZ / Demokrat Parti Bakırköy İlçe Başkanı
“Kızılay, biliyorsunuz ki sağlıktan çekildi. Kızılay’ın böyle bir binaya Bakırköy’de ihtiyacı bence yok”
“BİZ ÖNCE BAKIRKÖY DİYORUZ. BU İŞE BAŞTAN BERİ KARŞIYIZ”
Necmettin Bey, biliyorsunuz uzun süredir bir mücadele sürdürülüyor, Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanında bir inşaat başlatılıyor. Tarihi eserin yanına inşaat yapılmasıyla ilgili çok büyük tepkiler var, ayrıca yine takas edebilecekleri yine Ataköy’de yerler de var ama inatla Kızılay’ın Bakırköy yöneticileri bunların hiçbirini kabul etmiyorlar. Şimdi kazılar da başlamış durumda. Siz bu konuda ne söyleyeceksiniz?
Bu konu zaten Ateş Bey’in zamanında gündeme gelen bir konuydu. Her zaman diyoruz ki, Bakırköy’e sahip çıkacağız ama oraya öyle ucube bir bina yapacakları anlaşılıyor. Yakışmaz diyorum. İkincisi, Atatürk Heykeli ve Atatürk’ün Selanik’teki evinin maketini nereye koyacaklar? Oranın bir özelliği var çünkü. Üçüncüsü, Kızılay’ın belediyeyle anlaşıp, kendilerine teklif edilen arsayla takas yapması lazım. İsterse hastane yapsın, isterse başka bir şey. Çünkü Kızılay’ın amacı belli. Kızılay, biliyorsunuz ki sağlıktan çekildi. Kızılay’ın böyle bir binaya Bakırköy’de ihtiyacı bence yok.
Biliyorsunuz, orada önce huzurevi yapmak istediler, sonra kız öğrenci yurdu yapmak istediler, sonra Bahçelievler’de kapatılan fizik tedavi merkezini buraya almak istediler. Kaldı ki, Bakırköy’ü her tarafı sağlık hizmeti verecek yerlerle dolu, çevresi de dahil. Belediyemizin de bu konuda ciddi hizmet veren bir yeri var. Siz bir siyasi partinin başkanısınız ve hayatın içindesiniz. Bu konuda ortada dolaşıp, yandaşlık yapanlarla ilgili bize gelen çok ağır eleştiriler ve tepkiler var. Bununla ilgili ne diyeceksiniz?
Biz Demokrat Parti olarak ve şahsen de İlçe Başkanı olarak her zaman diyoruz ki; biz halka hizmeti Hakk’a hizmet biliyoruz. Maddi, menfaat, çıkar beklentimiz olamaz; bu bizim yapımızda yok. Biz, önce Bakırköy diyoruz. Onun için bu işe baştan beri karşıyız. Bu kişileri aklı selim olmaya davet ediyorum ben. Belediye Başkanı’na da çağrıda bulunuyorum; bir araya gelin ve bu işi artık durdurun. Çünkü işin en doğrusu bu. Bakırköylü olarak, Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin bulunduğu alanın plan değişikliği, sahillerin geldiği hali düşününce şu anda Bakırköy zaten nefes alamaz durumda. Sümerbank konutlarını gördünüz.
Denizden baktığınızda çit gibi. İşte ucube bina bunlar. Bakırköy’ün imarı 5 kat, oraya 17 kat verdiler ve oradan büyük bir rant elde ettiler. Biz ranta karşıyız. Bakırköy’de nefes alacak yer yok. Sizin de mücadelenizi takdirle karşılıyorum. Kızılay’a, bir siyasi parti olarak çağrıda bulunuyoruz; bu inattan vazgeçin, oraya inşaat yapmaktan vazgeçin. Belediye’nin arsasıyla takas yapın, hem daha geniş, daha müsait. Burası da Atatürk heykeli ile Atatürk'ün doğduğu ev ile yeşil olarak kalsın. Ataköylülerin nefes alacağı başka yer mi kaldı?

AHMET ALTUN / MHP Bakırköy İlçe Başkanı
BAKIRKÖY’ÜN ZATEN SAĞLIKLA İLGİLİ BİR PROBLEMİ YOK. DOLAYISI İLE BU İNŞAATA DA GEREK YOK
Sayın Başkan, konuyu biliyorsunuz. Tarihi eserin yanına bina yapmaya kalkıyorlar. Bunlara yer göstermemize rağmen ısrarla orada inşaata başladılar. Bu konuda ne diyeceksiniz?
Ben daha önceki röportajlarımızda da size söylemiştim. Ben, kişisel olarak bu inşaatlara karşıyım. Bakırköy’de, İstanbul’da; her gördüğümüz boş alana bir inşaat yapmak zorunda değiliz. Kaldı ki Bakırköy’ün zaten sağlıkla ilgili bir problemi yok. Her tarafı hastane dolu, sağlık ocağı dolu. Gereksiz bir şey. Oraya daha farklı amaçlarla kullanılabilecek, sosyal etkinliklerin olabileceği, mesela Bakırköy Belediyesi’nin sosyal etkinlik yaptırabilecek çok alanı yok; belediye oraya kendine alabilirse orada insanlarımızın gelip oturabileceği, törenler yapabileceği ama görseli güzel, bina değil tabii ki ağaçlarla dolu bir yer yapılabilir. Ben karşıyım, bu gördüğümüz alana sağlık ocağı diye açılıyor, hastane diye açılıyor; bir bakıyoruz otel olmuş. Tarihi eserin yanında gerek yok. Zaten yakınlarında pek çok hastane mevcut. Kaldı ki, Kızılay’ın şimdiki hizmetleri artık halkın yararına da değil, ücretli. Bedava da değil. Bakırköy Postanesi’nin yakınında Kızılay’ın bir hastanesi var; uzak bir yer de değil, gelinebilir. Yaptıkları yerin hemen karşısında sağlık ocağı da var. Tarihi eserin yanına böyle bir inşaat yapılmaz.

Taner DAYI / Florya ve Atatürk Ormanlarını Koruma Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı
FLODER YÖNETİM KURULU OLARAK KIZILAY YÖNETİM KURULUNA ÇAĞRIMIZ
Floder Yönetim Kurulu olarak Kızılay Yönetim Kuruluna çağrımız; Ataköy 9,10 Kısım Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanında bulunan daha önceden hizmet alanı olarak ayrılmış ve üzerinde de Atatürk'ün Selanik'teki doğduğu evin maketi ile Atatürk'ün heykeli bulunan 2058m2 arsayı bir süre önce ihale yoluyla TOKİ'den almıştınız. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Bakırköy Belediyesi imar planlarına göre arsa içersinde bulunan Atatürk Evi ve heykelini proje içersinde değerlendirme şartı bulunduğunu biliyoruz. Kızılay yönetim kurulu olarak Yunus Emre Kültür Merkezinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi, BAKIRKÖY Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, Kamuyu temsil eden yetkililer ve STK'ların bulunduğu toplantılı sunumunuzda Hastane yapacağınızı ve halka hizmet sunacağınızdan bahsetmiştiniz. Floder'in Başkanı olarak bu hastane ve polikliniklerinin yapılmasının imar durumu yetersizliği nedeni ile fonksiyonel olamayacağını kültürel yapının bozulacağını ayrıca trafiğin artacağını buranın kültürel yapının devamı niteliğinde planlanarak yapılmasını, halka ve gençlere hizmet vermesini isteyerek karşı çıkmıştım. Bakırköy bölgemizde Hastane yapılacak daha uygun alanların mevcut olduğunu Şehircilik bakanlığından talepte bulunulabileceğini de ifade etmiştim. CHP milletvekilleri de TBMM ne önergeler vererek şu andaki imar durumuna uygun hareket edilmesi gereğini iletmişlerdir. Çevre ve Şehircilik bakanlığı'da bu önergeleri değerlendirerek ''İhale şartlarına''uyulma zorunluluğu bulunduğunu belirtmiştir. İhale şartları ve imarına göre 2058 m2 olan bu arsada önden 5 metre yanlardan'da 3'er metre çekme zorunluluğu vardır. Ayrıca yapacağınız projede'de  Atatürk'ün Evi ve heykelini koymak mecburiyeti vardır. Öğrendiğimize göre bu hastane projesinden vazgeçip Tıp merkezi yapacağınız bilgisini almış bulunmaktayız. Bu projenin uygulanması durumunda işlevsel olarak'da yeterli olamayacağını ihtiyaca cevap veremiyeceğini belirtmek isterim. Hastane ve tıp merkezi yapmanız için Bakırköy'de daha büyük ve kullanıma daha uygun kamu arazileri  mevcuttur. Bakırköy belediyemizin'de Ataköy sınırları içersin'de bu yapacağınız projeye uygun arsası bulunmaktadır. Trampa yaparak bu düşüncenizi yerine getirebilirsiniz. Yunus Emre kültür merkezinin hemen yanındaki tarihi ve kültürel yapısı olan bu arsa kültürel faaliyetlerde kullanılmak üzere değerlendirilmelidir. Bakırköy Belediyesinin açmış olduğu dava devam ederken bu projeyi onaylaması'da doğru değildir. Floder olarak buranın takipçisi olacağımızı belirtmek isterim.
Taner Dayı Floder Başkanı?

Av. Niyazi SERTTAŞ
BELEDİYE BU HAKKI TEK BAŞINA KULLANAMAZ
Sayın Serttaş, biliyorsunuz Yunus Emre Kültür Merkezi’nin yanında bir inşaat başlatılıyor. Tarihi eserin yanına inşaat yapılmasıyla ilgili çok büyük tepkiler var, ayrıca yine takas edebilecekleri yine Ataköy’de yerler de var ama inatla Kızılay’ın Bakırköy yöneticileri bunların hiçbirini kabul etmiyorlar. Şimdi kazılar da başlamış durumda. Siz de bu arsanın karşısında bulunan B1 Blok Yöneticisi ve bir hukukçu olarak bu konuda ne söylemek istersiniz?
Biz orada Atatürk Evi ve Atatürk heykeli dışında hiçbir şeyi kabul etmedik ve etmiyoruz. Çünkü, gücümüz yetmedi, herhalde gelenlere Atrium’da ticaret hayatını canlandıracaklar, arabaları park edip para alacaklar ama burada aynı zamanda bir de nikah salonu olduğu için bizim burada taşan arabalarımızı koyacağımız hiçbir yer kalmıyor. Bunların ötesinde en hayati şey ise, bir zelzele olduğu zaman burası bizim toplanma yerimizdi. Toplanma yerimizi aldılar. Oysa ki Bakırköy’ün idarecileri karar almış, onlara yer göstermiş. Orası hem çok daha güzel, çok daha büyük, onların da çok daha iyi kullanabilecekleri bir yer ama onlar kabul etmiyorlar. Şimdi orada inşaata başlıyorlar. Ataköy maalesef göründüğü gibi değil; kültürlü bir insan grubu ama öyle bir sorun çıkaracak yapıda değil. Efendice, kötülük bana değmesin diyen yapıda insanlarla karşılaştım ben hep. Ben Ataköy’ü farklı bilirdim. Bunları gördükçe, keşke Bahçelievler’den gelmeseydim diye düşünüyorum. Bu hala durdurulabilir.  Çeşitli sorunlar yaratabilir. Daha rahat olacak bir yer varken, burası olmaz. Çünkü etraftan çok daha fazla gelen olacak. Orada, ileriye dönük bir huzursuzluk olacak. Ben katiyen tasvip etmiyorum bunu.Ama tasvip etmemekle olmuyor; güç meselesi. Ataköy’deki ilgili dernekler ve kuruluşlar da gösteriş meraklıları. Orada muhtar var, hiçbir şey yapmıyor. Senelerdir muhtarımız. Muhtarın bize kadar gelip, bizi körüklemesi, derneklerin gelmesi, bir bütün olarak gerekli davranışı sergilememiz gerekirken, maalesef durum ortada. Buraya gelen kişiler de sadece tıp merkezinden değil, arabasını koyduğu zaman otoparktan, alışverişe girdiği zaman gittiği yerden kazık yiyecek. Fakir fukara için de bu çok daha rahatsız edici olacak. Bu, düşündükleri gibi olmayacak. Orada hasta gelip bedava muayene olmaya çalışacak ama artık Kızılay da ücretsiz bakmıyor. Bu yapı ne fakir fukaraya hizmet ediyor, ne Ataköy’e hizmet ediyor, ne yerleşim yerine hizmet ediyor. Hilkat garibesi gibi bir şey yapacaklar. Ülkemize yararlı değil. Daha önce belediyenin açtığı davayla ilgili olarak, eğer dava açılan mahkeme tedbir kararı almamışsa, inşaat devam eder. O mahkemede dava açanların tedbir talep etmesi gerekir. Bunun çaresi yeni yeni davalar açmaktır. Mesela bir dernek, bir dava açacak. Bir site grubu toplanıp dava açacak, tedbir talep edecek. İmar verme hakkı belediyeye ait olsa da, bu yerler, burada mülk satın alan ada ve paftada kimler varsa, onların malıdır. Fiilen zilliyet hakkı onlardadır. İmar verme hakkını onlar kullanır. Bu hakkı ihlal ettiler diye, hukuki yola başvurmalıdırlar. Belediye bu hakkı tek başına kullanamaz, bu paftadaki mülk sahiplerinin rızasını almak zorundadır. Belediye bu zarurete katlanmamıştır. Maalesef bu da hukuka tamamen aykırı bir olaydır. Dava açanların da her şeyi mahkemeye yansıtması, hakimin hemen keşif yapması, eski halinin fotoğraflarının verilip, şahitlendirilip, oradaki halkın da duruşmaları takip etmesi gerekir ama ne yazık ki olmuyor. Biz, burada yapılacak her türlü inşaata karşıyız. Buranın eski haline getirilerek, Atatürk Evi ve heykelinin yerine geri koyulmasını istiyoruz.

Resmi büyütmek için tıklayınız