AK Parti Bakırköy Meclis Üyeleri’nden Çağrı;
BAKIRKÖY MECLİSİ’NDE YALNIZ BAKIRKÖY’Ü KONUŞALIM

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız

Bakırköy Belediyesi Ak Partili Meclis Üyeleri Işıl İlgin Oktay, İbrahim Keleş ve grup Başkan Vekili Servet Toraman gazetemizi ziyaret ederek önemli açıklamalarda bulundu. Işıl İlgin Oktay, yaptığı açıklamada özellikle belediyenin parklarda yaptığı yeşil katliamının yasalara aykırı olduğunun altını çizdi. İbrahim Keleş’in faaliyet raporlarında gördüğü usulsüz harcamalar gündeme damgasını vurdu.

Sayın Toraman, sayın Keleş, sayın Oktay, Ak Parti meclis üyeleri olarak Bakırköy Belediyesi’nde yeterli muhalefet yapabiliyor musunuz?
Bizim muhalefet yapamamak gibi bir sıkıntımız yok. Hatırlarsanız Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, geçtiğimiz günlerde yerel bir gazeteye yaptığı açıklamasında “muhalefet olmadığı için kendi içimizdeki muhalefeti kendimiz yapıyoruz” demişti. Üstelik Ali Rıza Akyüz’e de ben muhalefet görevi verdim. Ben istediğim için o muhalefet yapıyor şeklinde de bir açıklaması vardı. Bu açıklamalar sonrasında ‘Servet bey yahu bari muhalefeti bize bıraksaydınız, biz bu işi yapamıyor muyuz ki kendi içinizden muhalefet çıkartıyorsunuz’ şeklinde espirili bir cevap verdi. Ak Parti Meclis Üyeleri olarak biz muhalefetimizi gerektiği gibi yapıyoruz. Açıkçası kendi içlerinden muhalefet çıkarmalarına bir anlam veremedik.
Bu açıklamalar sonrasında da Belediye Başkanı kürsüye gelerek yerel siyasetin dışına çıkıp Türkiye gündemini konuşmaya başladı. Kanal İstanbul’dan tutun da yağmur yağdığında ortalığı sel götürmesinden ne olduğunu bile bilmediği Norveç’te Asyut tünelinden örnek vererek maliyetlerinin çok yüksek olduğundan söz etmeye başladı. Madem ki fiyatlarla ilgili bir kıstas yapacaksınız Norveç’te durgun suda yapılan bir tünelle değil de Manş denizinde bir tünelle kıyaslayın. 30 senede bitmeyen bir tünel. İşte o zaman gerçek anlamda maliyet fiyatlarını görmüş olursunuz.
Manş tüneli 30 senede bitmedi. Dolayısıyla belediye başkanının konuşmasına cevap vermek durumunda kaldık. Verdiğimiz cevaplarda da biz genel siyasete girmek istemediğimizi Bakırköy Meclisi’nde yalnızca Bakırköy’ü konuşalım dedikçe genel siyasete girme çabası gösteriyorlar. Genel siyaset tabi ki konuşulmalı. Ancak genel siyaset yalnızca özel günlerde yapılmalı. Dini ve resmi bayramlar, kadınlar günü ve benzeri özel günlerde genel siyaset yapalım dedik. Bu tür günlerde de sadece günü anma ve önemine binaen kutlama konuşmaları yapılmalıdır. Bakırköy Belediyesi Meclis Üyeleri olarak bizler 29 kilometre karelik Bakırköy’le ilgilenelim başka bir düşüncemiz olmasın. Hiçbir zaman grup olarak bizler genel siyaset tartışması yaratmadık. CHP grubunun genel siyasi söylemlerine cevap vermek durumunda kaldık. Genel siyasete girmemek için “Burası Bakırköy Belediye Meclis binası burada genel siyaset konuşmayalım” diye yazılı bir tabela mı asalım? Kısacası muhalefetimizi gerektiği gibi yapıyoruz.  

Başkanlıktan sözlü ya da yazılı verdiğiniz önergelere cevaplar alabiliyor musunuz? Zaman zaman cevap alamadığınızdan yakındığınızı duyuyoruz. Cevap alamayışınızın özel bir nedeni var mı? Neden cevap alamıyorsunuz?
Sanırım bazı önergelerimize verdikleri cevapla ilgili başları sıkıntıya girdiğinden olsa gerek. Cevapladıkları önergelerimizden sonraki önergelerimize cevap vermeme yolunu seçiyorlar.

Buna örnekler verebilir misiniz?
Beka park olayı var.  Bize göre tamamen bağlantılı bir olaydır. Buna neden cevap verememelerini de siz düşünün.
Osmaniye Muhtarlığının karşısında ki çocuk parkının içindeki malzemeler söküldü sonra yapılmamıştı. Şuan yapılıp yapılmadığını da bilmiyorum. İncirli Caddesi üzerinde Beşir Göğüş  Park’ı var. Ben inanıyorum ki Bakırköy’de yaşayan herkes bizim gibi bu ucubeden rahatsızlık duyuyordur. Parkın parklığı da kalmadı. Bir anlamda kişinin kendi parseli haline geldi. Neredeyse %100’ü ticarethaneye dönüştü. Çocuklara oyun oynayacak alan kalmadı. Eski dostlar parkında ağaçlar kesildi. Bakırköylüler yeşil alanlara karşı çok duyarlı ve hassas olmalarına karşılık burada sessiz kaldılar. Sanırım konu halkın bilgisinde değildi. Yeşil alanlarda betonlaşma yapılamaz. Çok ihtiyaç olursa demonte yapılar yapılabilir. Ancak burada aşırı derecede betonlaşma yapılmıştır. Oysa batı ülkelerinde hatta Türkiye’de bazı illerde örnek alınabilecek parklar var. Bunları irdeleseler ne ağaç keserler ne de betonlaşıp parkları ticarethanelere dönüştürürler. 

Sayın Işıl İlgin Oktay, sizin meclis üyesi olmanızın yanında bir de hukukçu kimliğiniz var. Yapılan yanlışların hukuksal boyutlarını araştırıp gerekenleri yapıyor musunuz?
Bakırköy Belediyesi park ve bahçeler konusunda tamamen hukuka aykırı işlemlerde bulunarak birçok yeri ticaret alanına dönüştürüyor. Çocuklar için oyun alanları yeşil alanlar olarak ayrılmış olan yerleri Bakırköy Belediyesi yasaları çiğneyerek ticaret alanlarına dönüştürüyor. Bu bir anlamda kişinin kendi parselini çay bahçesine dönüştürmüş, çocuklar içinde küçük bir oyun parkı ayırmış gibi. Bunların böyle olması bir anlamda haksız rekabete de yol açmaktadır. Özel kafe ve çay bahçeleriyle yarışır hale gelmiştir. Unutmayalım ki haksız rekabet adaletsizliği getirir. Bende bu anlamda görevimi yapıyorum. Hukuksuz gördüğümüz olayları da yargıya taşıyoruz.  

Yaşanan olaylarla ilgili çözüm için neler düşünüyorsunuz?
Ak Parti meclis üyeleri olarak meclis komisyonlarında yer almıyoruz. Bu bizim için sıkıntı veren bir durum. Komisyonlarda olsak çok daha sıkı bir muhalefet yapar birçok olumsuz konuyu da engelleyebiliriz. Sanırım burada birazda Bakırköylüler’i uyarmalı, gerçekten Bakırköy’de hizmet isteniyorsa, seçimlerde güçlü bir yerel iktidarın karşısında da güçlü bir muhalefet yer almalıdır. Komisyonlarda görüşülen kararlar bize 10-15 dakika süre kala getiriliyor. Bu süre içerisinde sağlıklı karar vermemiz çok zor. Komisyonlarda olsak inanıyoruz ki Bakırköylüler’e çok daha yararlı yatırımlar yapılmasını sağlayabiliriz. Ancak Bakırköy’de yapılan bir iş yok ki eğrisini doğrusunu tartışalım. Geçmiş yıllarda Ateş Ünal Erzen döneminde önemli yatırımlar yapıldı. Doğrudur ya da yanlıştır, tartışılır. Geçmişe baktığımızda bir Botanik Park var Ataköy’de yapılan bir Nikah Sarayı var. 3,5 yıldır atıl durumda bırakılmış bir Yaşlılar Evi İstanbul’da kendi alanında örnek gösterilen bir Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi, Bakırköy Belediyesi Meclis Binası var. Tüm bu eserlere Ateş bey imza atmıştır. Bülent Kerimoğlu döneminde hiçbir yatırım olmadığı için tartışılacak konuda olmuyor.  Mecliste Bakırköy’ü konuşmak için Bakırköy Belediyesi’nin Bakırköy’e bir şeyler yapmış olması ya da yapılacak projelerin olması lazım. Bakırköy Belediyesi kadrolarının Bakırköy’e bir şeyler yapmak düşüncesinde olduklarına inanmıyoruz.

Bu kanıya nereden vardınız?
Son dönemlerde 2-3 milyon çiçek dikilmiş nerede oldukları belli değil. Günlük 9 kamyon asfalt döktüklerini söylüyorlar nereye döküldüğü belli değil. Park ve bahçelere bakım yapıldığını söylüyorlar, nasıl bakıldığı da belli değil. Yaptıkları iş parkları kafelere dönüştürmek. Bülent Kerimoğlu’nun mecliste yaptığı bir açıklama var. Asker ailelerine yardımda bulunuyoruz dedi. 14 aileye yardımda bulunmuş verdiğiniz iç çamaşırını mı sayacaksınız çorapları mı sayacaksınız. Bunu söylemek bile abesle iştigaldir. Bakırköylüler’e yaptığınız hizmetleri anlatabiliyor musunuz? Yaptığınız sosyal projelerden söz edebiliyor musunuz? Tam tersi daha önce verilen yardımları bile veremiyorsunuz.  
Aldığımız duyumlara göre Ak Partili oldukları için BAKKART’ları iptal edilen insanlar var. Okul öğrencilerine verilen yardımlarda bizler rol almıyoruz tek belirleyici CHP üyeleri. Yapılan yardımlar da incelendiğinde bir anlamda yandaş aileler ve kendi yakınlarına verilen yardımlar. Yerel yönetimler genel siyasetten çok daha öte yalnızca hizmet için var olan kurumlardı. O nedenle somut icraat somut değerler üretmek zorundalardır. Pek çok CHP’li belediye bunu yapamıyor başaramıyor. Sadece yapıyormuş gibi görünüyorlar. Bunlar da Bakırköy için iş yapmak düşüncesinde olmadıklarının bir göstergesidir.

Yapıyormuş gibi göründüklerini söylediniz. Sizce reel olarak neler yapılmalıdır?
Faaliyet raporlarına baktığınızda söyledikleri şey katılımcı, demokrasi, şeffaf belediyecilik söylemlerini görürsünüz. Bizlerin komisyonlarda yer almaması bu söylemlere de tamamen aykırıdır. Ak Parti direkt halka iniyor halka dokunuyor. Unutmayınız ki yerel yönetimler genel siyasetin bir parçasıdır. Genel siyasetin dışında düşünülemez. Ancak halkla temasının çok iyi olması lazım sonuç hizmetler verilmesi lazım. Genel siyasetin de ilkeleri doğrultusunda çözümler üretmesi lazım. Ak Parti’nin 2002’den bu yana genel siyasete damga vurmasındaki en önemli neden yerel yönetimlerdeki başarısıdır. Yerel yönetimler toplumun sinir uçlarıdır. Genel siyasetin somut sonuçlarını başarılarını yerel yönetimlerin maharetleriyle görebilirsiniz. Bakırköy Belediyesi bu anlamda sınıfta kalmış durumdadır.

Faaliyet raporlarından söz ettiniz, sayın Keleş, sizin bu konuyla ilgili çok önemli tespitleriniz de oldu. Bu yıl ilk kez yaşanan bir olaya şahit olduk. Meclis toplantısında oy çokluğu ile geçen faaliyet raporları ikinci kez meclise geldi. Neden böyle bir şey yaşandı. Yasal bir durum mu?
Faaliyet raporları 01.01.2016-31.12.2016 tarihleri arasında yapılan tüm faaliyetleri belgelerle raporlanması anlamı taşır. 22 Aralık 2016’da yapılmış olan ihalenin kesinlik tarihi 07. Ocak 2017 olmalıdır. Çünkü 15 günlük ihaleye itiraz ve bekleme süresi vardır. Oysa Bakırköy Belediyesi faaliyet raporunda 22 Aralık’ta yapılmış olan ihale karşılığında 15 Milyon ödeme yaptıklarını yazmışlar. Ben de bunu nasıl ödediniz diye sordum. İhale kesinleşmeden firmaya yer teslimi de yapılamaz. Bu sürede biri çıkıp konuya itiraz etse ihale feshine neden olur. Bu durumda siz bu ödemeyi nasıl yaparsınız? Şeklinde kürsüde yaptığım konuşma sonrasında meclis oturumuna ara verip konuyu yeniden gündeme almak için meclisi birkaç gün öteleseler sorun olmazdı. Ancak biz Ak Parti Grubu olarak kendilerini uyarmamıza rağmen faaliyet raporları oy çokluğu ile meclisten geçti. İşin ilginç yanı aradan geçen iki aylık süre sonunda yeniden meclise getirildi. 15-20 milyon liralık fark aynı faaliyet raporunda fazladan asfalt dökülmüş, kaldırım taşı yapılmış, fazladan çiçek ekilmiş, hizmet binalarına fazladan para harcanmış el insaf, o zaman ya senin bir önceki faaliyet raporun yanlış ya da ikinci kez gündeme getirdiğin yanlış. Aslına bakılırsa tümü yanlış. Biz birinci faaliyet raporunu adli yargıya taşıdığımız için yaptıklarının kanunsuz olduğunu anlamış olmalılar ki ikinci kez faaliyet raporunu meclise getirip oy çokluğuyla değişik şekilde onayladılar. Bildiğimiz kadarıyla böyle bir durum İstanbul ilçelerinde hiç yaşanmamış bir olay. Çünkü faaliyet raporları ileriye yönelik yapılan bir çalışma değil yapılmış olanların raporudur.

Sayın Işıl İlgin Oktay, Bülent Kerimoğlu meclisten ikinci kez yetki istedi. Siz meclis üyesi ve hukukçu görüşüyle konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir belediye başkanının görev süresi 5 yıldır. Kerimoğlu’nun istediği yetki 30 yıllık. Böyle bir yetki olamaz. Gelecekte ne olacağı belli olmaz. Biz Bakırköy halkının haklarını savunduk. Yetki vermedik. Düşünün ki belediyeye ait bir yeri 30 yıllık kira karşılığı bir kurum ya da kişiye verdiniz. Yıllar sonra söz konusu yerde halkın yararına bir proje yapmanız gerekti. O kiracıyı oradan nasıl çıkaracak, halka nasıl hizmet vereceksiniz. Kiracı çıkmak için gereğinden fazla tazminat talep etse nasıl karşılayacaksınız? Bir anlamda sizden sonra göreve gelecek kişileri de ipotek altına almış olursunuz. 5393 sayılı yasanın verdiği yetkiler bellidir. Belediye meclisinin görevleri de maddelerle düzenlenmiştir. 15. madde J-E ve 18. Maddelerle yasa koyucuya baktığımızda belediye başkanı veya encümene yetki devri konusunda bir düzenleme yapmamıştır. Yetki devri diye bir şey yoktur. Kanun yetki verirken de ayrıntılı bir düzenleme yapıyor. Neye ve ne kadar süreyle tek tek belirtilerek yetki verilmesini belirtiyor. Kanun koyucunun amacı belediye meclisine yetkiyi verirken de belirli sınırlayıcı bir düzenleme yapmış. Belediye meclisine verilen münhasır bir yetkide bile böyle tek tek ayrıntılı düzenleme yaparken belediye başkanı veya encümene yetki devri konusunda bir düzenleme yapmıyorsanız ortalama zekadaki bir insan bile şu sonucu çıkarır. Kanun koyucu başkana yetki devri vermemiştir. Hiçbir kamu idaresi ve kurumu kendisine verilmemiş bir yetkiyi kullanamaz, kullanmamalıdır da. Kanun koyucu bunu düzenlemiş ve yapmış. Konuyla ilgili pek çok Danıştay kararları da vardır. Asıl mesele şu olası bir durumda meclis başkan veya encümene böyle bir yetki verecekse hangi şartlarda devredebilir bunu irdelemek lazım. Şaibeye usulsüzlüğe şüpheye yer vermeyecek şekilde açık net ve sınırlandırıcı bir şekilde yetkiyi devretmen lazım.

Sizce Tarık Akan Kültür Merkezi için istenen yetkide usulsüzlük mü var?
Tarık akan kültür merkeziyle ilgili istenen yetki bizce usulsüzdür. Ortada somut bir proje yok, hazırlanmış bir plan yok, sadece şu alan şu parsele Tarık Akan Kültür Merkezi yapılacaktır deniliyor. Plan var mı, proje var mı, sözleşme var mı, somutlaştırılmış mı, ihaleye gidilecek mi, gidilmeyecek mi, bütçesi belirlenmiş mi, hiç biri belirlenmemiş. Afaki sanırım Kerimoğlu projenin somut olduğunu düşünüyor. Ben Tarık Akan Kültür Merkezi dersem somut bir yetki talep etmiş olurum düşüncesiyle yetki istedi. Biz buna hayır deriz. Bize yetkiler verilirken sınırlandırılmalar yapılıyorsa, senin sadece elinde olmayan afaki bir projeyle meclis üyelerinden yetki devri istemen söz konusu olamaz. Bu tamamen usulsüz ve yasalara aykırı bir durumdur.

Sizce doğrusu nasıl olmalıydı? Meclisten böyle bir yetki verilebilir mi?
Olması gereken, Tarık Akan Kültür Merkeziyle ilgili neler yapılacağı belirlenir, proje hazırlanır ve bu proje meclise sunulur. Karar meclisten çıkarsa yetkiye ihtiyaç duyabilir. Ancak bu yetki tek seferde verilemez. Bütçesini kiraya verilecekse kira koşulları, ihale şartları bunlarla ilgili her seferinde her aşamada ayrı ayrı belediye meclisinden yetki talep etmesi lazım. Yetkiyi alabilirse o proje devam eder. Tüm bunlar tamamen devre dışı bırakılmış, olmayan bir proje ve üstelik tüm yetkiler tek bir meclis kararıyla talep ediliyor. Bu da başkanlık teklifi olarak meclise geliyor. Neden komisyonlara havale edilip görüşülmüyor çünkü komisyonlarda görüşülecek somut bir proje yok. Bu durumda da bizler konuyu yargıya taşıdık. Buna benzer bir yetkiyi de evlendirme dairesi için istiyor. Sadece yer belirlemekle siz hukuka uygun, suistimale kapalı, şaibeye kapalı, tereddütsüz bir karar almış olmuyorsunuz. Projelerin tek tek belirlenmesi lazım ve bizim meclis olarak hangi konuda yetki devrettiğimi de bilmem lazım. Her adımın da Meclisten yetki alarak yürümesi gerekir. Böyle olmadığı için bizler evlendirme dairesi hakkındaki kararla ilgili de yargıya başvurduk.

Açıklamalarınıza bakıldığında meclis yetkisini devredemez. Yalnızca yetkilendirme yapabilir. Madem ki yetkini devrediyorsun o halde meclise ne gerek var? Bu konu hakkında neler söyleyeceksiniz.
Haklısınız meclis yetkisini devredemez. Yukarıda da belirttiğim gibi kısmi yetkilerle görevlendirilebilir. Ne yapmak istediğini somut bilgilerle meclise sunup adım adım görev yetkisi istenilmelidir.

Adalet için çırpınan, hukuk için çabalar veren CHP çatısı altında göreve gelen kişilerin böylesine hukuk dışı olarak nitelendirdiğiniz davranışlarına neler söyleyeceksiniz?
Servet Toraman; Adaleti yolda arıyorsan evinde unutursun. Işıl İlgin Oktay; Adaleti yalnızca kendiniz için ararsanız olay bitmiştir. Adalet yürüyüşleri tamamen siyasi bir operasyondur ve bizim konumuz değil. Genel siyaseti ilgilendirir. Konuyu aşarak şunu da söyleyebilirim. Yerel yönetimlerin siyaseti genel siyasetin altında icraata dönüktür. Geniş yetkileri de vardır. Ancak yetkiler ellerinde olmalarına rağmen ciddi suistimaller var. Ciddi yolsuzluklar var. Bunları da biliyoruz. Neden sürekli Ataşehir, Şişli konuşuluyor. Yakın sürede Bakırköy’de konuşulacak.

Sayın İbrahim Keleş, zaman zaman mecliste yaptığınız parasal konulardaki konuşmalarınızda farklı belediyeleri örnekleyerek anlatıyorsunuz. Bunun özel bir nedeni mi var? 
Elbette var. Meclise yüksek rakamlı projeler geldiğinde bunun araştırmasını yapıyoruz. Bakırköylüler’in parasının çarçur edilmesini istemiyoruz. Örneklemek gerekirse, Bakırköy Belediyesi hizmet binası hakkında araştırma yapmak için Meclis üyesi arkadaşlarımızla beraber farklı ilçe belediye başkanına gittik. Kendilerine dosyayı sunduk yaklaşık maliyeti 33 Milyon Lira olan bu işi kaç paraya verirsiniz? Dedik. Kısaca inceledikten sonra “Bu işi ben en fazla 26 milyona verirdim. Daha fazlasına ihale edilecek olsa gerekirse ihaleyi iptal eder yeniden ihaleye çıkarırım. Çünkü ne yapılacağı belli devletin belirlediği fiyatlar açık. Buna yüklenici firma kar payını da koyduğumuzda en çok 26 milyon eder” şeklinde bir açıklama yaptı. Bizim belediye başkanımız da 33 Milyonluk ihaleyi 32. Milyon liraya verdi. Baktığımızda ihale indirimi sadece %3 yazık değil mi Bakırköyler’in parasına. Başka bir örnek de; benim dinleyici olarak katıldığım Bakırköy Belediyesi Park ve Bahçeler ihalesinde üç farklı fiyat verildi. 24 milyon 30 milyon ve 31 milyon verilen tekliflerdi. Konunun ne kadar aciliyeti varsa hemen sonuçlandırıp ihaleyi 30 milyon teklif veren firmaya verdiler. Neymiş efendim 24 milyon teklif veren firmanın evrak eksiği varmış. Eksik evrakla ihaleye girilebilir mi? Burada bile hukuksuzluk söz konusu. Aynı konuyu yine başka bir ilçe belediye başkanına sorduğumuzda bize aynen şunu söyledi “300-500 bin liralık bir fark olsa kabul edilebilir ancak bu rakam çok fazla ben asla vermezdim” dedi. Bakıldığında 6 milyon lira büyük rakam bununla ilçemize bir kadın sığınma evi de yapılabilirdi. Bildiğimiz kadarıyla da Bakırköy Belediyesi’nin 600 Milyon civarında borcu var. Paraları böyle hesapsızca harcarsanız bu borç daha da artacaktır. Gördüğümüz kadarıyla Bakırköy Belediyesi Kamu İdaresi olduğunun farkında değil. Kamu hizmeti verdiğinin farkında da değil.

Sayın Keleş, Yeşilköy Çiroz’da bulunan Yaşlılar Evi ile ilgili bir araştırma yaptığınızı biliyorum. Uzun zamandır atıl durumda bulunan huzur evindeki son durum nedir?
Bir yatırım yapacaksanız yatırıma gerçekten ihtiyaç var mı yok mu öncelikle bunu araştıracaksınız. Geri dönüşümüne bakacaksın. Sosyal belediyecilik anlayışında mı yatırım yapıyorsunuz ona bakacaksın. Yapılıp kullanılmayan yatırım bize göre en kötü yatırımdır. Ateş Ünal Erzen milyonlarca lira harcayarak size bir eser bırakmış siz yıllardır atıl durumda bekletiyorsunuz. Gördüğümüz kadarıyla yasal yollarını bulup söz konusu yeri birilerine vermenin peşindeler. Bu noktada her ne kadar muhalif olsak da Ateş Ünal Erzen’i de kutlamak gerek. Yaşlılar evini yaparken başka amaçla kullanılamaz ibaresine yer vermiş. Bize göre de Ateş bey doğru bir karar vermiş. Mevcut yönetim de bunu aşmanın yasal yollarını arıyor.
O nedenle de yıllardır atıl durumda, kullanılmıyor. Böyle olması bizim de içimizde bir uhde oluşturuyor. İstiyoruz ki bir an önce faaliyete geçirilsin. Yaşlı insanlarımız yerleşsin. Huzur içinde yaşamlarını idame ettirsinler. Belediye meclis üyeleri olarak bizler de zaman zaman kendilerini ziyaretlere gidelim. Huzur içinde yaşadıklarını görelim. Yapabileceğimiz yardımları yapıp kendilerinin hayır dualarını almak istiyoruz.
Milyonlarca lira yatırım yapıp halen kullanıma açılmadan boş bir şekilde durması bizleri oldukça rahatsız etmektedir. Bu işler tüccar kafasıyla yapılamaz. Gördüğümüz kadarıyla bunlar basiretsiz tacir gibi. Kamu hizmeti verdiğinin farkında değiller. Sadece birilerini zengin etme çabasındalar. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Basiretsizliğe örnek vermek gerekirse, son meclis konuşmasında Bülent Kerimoğlu kürsüde Esenyurt ilçesinin yüz ölçümü olarak Bakırköy’le denk olduğunu söyledi. Bakırköy’ün sahilinden tutun, hava harp okulu, hava alanı, hipodrom, Florya ormanı gibi alanları mesken olarak kullanamadığınız yerlerdir. Bunlar dahil olmak kaydıyla 29 kilometre kare alana sahip. Esenyurt’un yüz ölçümü de 43 kilometre kare, nüfusu da 750 bin Esenyurt’un neredeyse %100 yakın bölümü de mesken, böyle bir benzetme olabilir mi? Üstelik yıllarca hekimlik ve siyaset yaptığın bir ilçe, demek ki Esenyurt’u tanıyamadığın gibi Bakırköy’ü de halen tanıyamamışsın. Biz seçimler öncesinde de söylemiştik şimdi de aynı şeyi söylüyoruz. Bakırköy’ü Bakırköylüler yönetmeli. Bakırköy Belediye Başkanı en az 40 yıllık Bakırköylü olmalıdır ki halkın ve ilçenin sorunlarını çok iyi bilir. Kısa sürede çözümler üretir.