KEMALETTİN DOĞAN’DAN BİR HUKUK ZAFERİ DAHA

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız

Kemalettin Doğan Ataköy 2. Kısım sakini. Ataköy sahilindeki çarpık yapılaşma ile ilgili yasal mücadeleye devam ediyor.
Ataköy Sahili’ndeki tarihi eserlerin bulunduğu arazi ile ilgili, İdare Mahkemesi’nde açtığı dava sonucu, Yürütmeyi Durdurma Kararı’nı almış, dava Danıştay’a gitmiş, Danıştay da itirazı reddedince bu arazi yapılaşmadan kurtulmuştu.
Kemalettin Doğan’ın , Hyatt Regency Otel’in önünde kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan ve Bakırköy Belediyesi’nin 29 Mayıs 2017 tarihinde ruhsatını verdiği yerin inşaatı ile ilgili İdare Mahkemesi’nde açtığı dava sonucu Yürütmeyi Durdurma Kararı verildi.
Kemalettin Doğan “Ataköy Sahili’ndeki yapılaşmalarla ilgili yasal mücadelemi sonuna kadar yapacağım” diyor ve Bakırköy Belediyesi için “Siz kimin belediyesisiniz.” diye soruyor. 
Davetimiz üzerine gazetemizi ziyaret eden Kemalettin Doğan’a kamu adına yapmış olduğu yasal mücadele ile ilgili sorularımızı yönelttik. İşte aldığımız cevaplar.
Kısa süre önce yine Ataköy sahilde  Baruthane harabelerinin bulunduğu arazide İdare Mahkemesi’nden Yürütmeyi Durdurma Kararı aldırdınız. Danıştay son noktayı koydu. Artık orada kimsenin bir şey yapma şansı yok. Son olarak da Hyatt Regency Otel’in önünde kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan ve Bakırköy Belediyesi’nin 29 Mayıs 2017 tarihinde ruhsatını verdiği bir yerin yine yürütmesini durdurmaya aldınız. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Gelişmeleri anlatabilir misiniz?
Eylül ayı içerisinde yükselen inşaatları görünce ne olduğunu anlayamadık. Geçmişte inşaatla ilgili bir şantiye binası daha sonra sökülebileceği düşünülen bir bina mı diye anlayamadığımız inşaatlar yükseldi. Çelik konstrüksiyon olunca sökülebilir diye düşündük. Baktık ki, daha sonradan katlar yükselmeye başladı, kalıcı bir şeyin yapıldığını anladık. Ardından belediyeye başvurduk; “Burada bir bina yapılıyor, bilginiz var mı? Bilginiz dahilinde ve ruhsatlı mı? Ve de mevcut kıyı kanunu gereğince buraya ruhsat verilemez. Nasıl verildi? İptal etmeyi düşünüyor musunuz?” diye yazılı bir dilekçeyle başvurduk. Ardından Belediye İmar İşleri Müdürü bir yanıt verdi. Yanıtın ilginç olan yanı; “Burası Ataköy’le ilgili 1991 yılındaki plan notlarında bu bölümle ilgili kıyı kenar çizgisi 20 metredir. Dolayısıyla biz bu plan notlarına dayanarak bunu verdik.” deniyor olması. Niçin ruhsat verdiğini belirten ifade bu şekilde. 91 yılındaki plan notlarına dem vurarak bahsediyorsun fakat kıyı kanunu 92 yılı temmuz ayında çıktı. Ne kadar not olursa olsun 13 ay sonra, bu ülkede bir kanun sonrasında çıkıyor. İlgili yönetmelikler bu kanunu takibinden çok zaman sonra çıkıyor. Bu yönetmeliklerde ne var? Net olarak ilk 50 metrede kesin yapılaşma yasağı, ikinci 50 metrede günübirlik turizm tesisi olması kaydıyla, sökülebilir olmak kaydıyla ve eğer asma katlıysa 5 buçuk metre, değilse 4 buçuk metre çelik bina yapılabilir. Bunlar da turizm amaçlı olmak şartıyla. Burada kanun ve yönetmelikler varken yasayı açıktan çiğneyerek hareket edemez ve plan notlarına bakamazsın. 30-40 yıl önceki plan notlarına nasıl bakabilirsin? Yasa resmi gazetede yayınlandıktan ve çıktıktan sonra “Kapalı alanda sigara içmek suçtur.” deniliyorsa buna uyulur. Bir kıyı kanunu çıkmış, ilk 50 metrede bir şey yapamazsın zaten. İlginçtir ki; Hyatt Regency’yi yapan kişiler oraya 190 milyon doları yatırırken 100 metre mesafeyi hesapladılar. Ve binanın betonarmesi 100 metreden sonra başlıyor. Onlar işi biliyorlar. Fakat onların da yaptığı şudur: Oteli oraya kondurdular fakat sahil yoluna yatay olan 12 katlı bölümü her biri 550 metre karelik daire yaptılar. Ve bunları pazarlamaya çalıştılar. Bir kısmı satıldı, bir kısmı ise apart otel adı altında hala duruyor. Bunların yaptığı da usulsüzlüktür fakat binayı koydukları yer deniz kıyı çizgisinden 100 metre mesafede. Olanı biteni gördükten sonra yan tarafında Sea Pearl Ataköy denilen heyula gördüğü zaman; “Millet yapıyor ben neden yapmayayım.” diye düşündüler. Dolayısıyla böyle bir uyanıklığa kalkışıldı. Bunun projesi hazırlandı. Orası yüzme havuzlarının olduğu bölümdür, altı soyunma kabinleridir. Şu anda soyunma kabinlerinin üzerinde 12 çelik bir bina yapıyorlar. Ve bunun proje başvurusu 25 Mayıs 2017’dir. 4 gün sonra 29 Mayıs 2017’de belediye ruhsatı verdi.
Sizler, çevreye duyarlı ve halka dayalı bir yönetim iseniz direnç gösterebilirsiniz. “Ben vermiyorum” dersiniz ve tercihinizi halkın yanında yaparsınız. Bu şehirde, herkesin hakkı olan doğal bir sahil koyundan bahsediyoruz. Burası parselleniyor ve sen belediye olarak nereden ve kimlerin yanında durarak yaptığın belli. Gazetede çıkan haberde  Bakırköy  Belediyesi “Biz oraya ruhsat vermedik” demiş. Bende belediyenin İmar İşleri Müdürlüğü’nün resmi belgeli altında ıslak imzası olan belge var. Belediye “biz verdik” diyor. İzah edin, nasıl oluyor bu iş? Plan notları dendiğinde yasadan önce var. Sen bizi ne yerine koyuyorsun? Bu durumun hem suç oluşturan bir tarafı var hem de tazminat oluşturan bir tarafı var. Kim adına? Adam yatırım yapmış, o da size dönebilir belki. Bir sürü inşaat masrafı yapılmış, size dönebilir. Ruhsatları siz verdiniz. Kim verdi bu ruhsatları? Suç kısmı da: yasaya rağmen bu binaların yapılması. Bunları bilmenize rağmen bu işi yapıyorsanız bunun altında iki neden vardır. Birincisi; sizler buradan belediyenizle ilgili bir kaynak aktarımı mı oldu? Böyle bir anlaşma mı yaptınız? Tamamı İstanbul halkının olan bu yerle ilgili bir tasarrufu haklı kullanılamaz. Velev ki böyle bir şey yok, o zaman İmar İşleri Müdürü yasaya rağmen siz dolanmaya çalışıyorsunuz. Bize yollanan bir sayfalık yazıda bir sürü laf kalabalığı bulunuyor. Son paragrafta ise plan notlarına dayandırılıyor fakat yasa var. “Ataköy halkı sesini çıkarmaz zannedildi.
Yanda Sea Pearl Var. İnsanlar ona ses çıkarmadı, buna da çıkarılmaz” diye düşünüldü. Sonuç itibariyle ortada bir durdurma kararı var. Durdurma kararının dayandığı nokta, belediye dava dosyasının bir örneğini istiyor. Siz bu işlemi yaparken nereye dayandınız? Hakim de asıl dayanılan noktayı göremiyor. Plan notları diyorsunuz, o zaman tarihini gösterin. Çünkü ben diyorum ki plan notların tarihi yasadan önce. Yasa 1992, plan notları ise 91 yılına dayanıyor. Getirip koyalım belgeleri. Hakim de diyecektir ki karar belli. Fakat bu aşamada verilmeyen belgeler de sebepler arasında. Mahkemeye sunulmuyor bu belgeler.
Bizim Baruthane’deki davayı kazanmamızın nedeni de yine bu konudaki mahkemeyi ciddiye almama, zamanında mahkemeye belgeleri sunulmaması. Baruthane şuanda inşaat yapılamaz durumda.

Bırakın yasaları, bir yerde inşaat yapmaya kalkıyorsunuz ve orası herhangi bir nedenle mahkemeye taşınıyor. Mahkeme sonucunu beklemeden çivi çakmaması lazım. Fakat Baruthane’de biliyorsunuz, koruma altındaki ağaçlar kesildi. Her taraf talan edildi. Artık yasal olarak yapacak bir şey kalmadığına göre orada inşaat yapılma şansı kalmadı. Dolayısıyla bu aymazlığı yapan müteahhit orayı eski haline getirmek zorunda mı değil mi? Bunun mücadelesi yapılmalı mı yapılmamalı mı? Burada, bizim temsilcimiz olan belediyeye ne gibi bir görev düşüyor?
Bizim açtığımız son davayla birlikte sayı dört oldu. Niçin bu davaları açıyorum? Bir yerden mülk satın aldığımda sadece kuru daire satın almam. Yeşiliyle, sosyal haklarıyla, sahiliyle alırım. Emlak bankasının satış katalogları elimde. Burası bir komplekstir. Olayın şahsi olan kısmını izah ediyorum. Ben orada dava sahibi olarak niçin dava açtım? Hakkıma tecavüz ettiniz. Ben orayı alırken evimin önünde ev yoktu. Fakir Baykurt; Yılanların Öcü romanında “evimin önüne ev yaptırmam’’ diyor. Ben de öyle bildim. Hukuk normları çerçevesinde kamu yararına olmak kaydıyla yapılsın. Ama 4-5 milyona satılan ve bir kısım insanın alabileceği yapılaşmalar olmasın. Bu, olayın kişisel ve maddi kısmıdır. Manevi kısmı da yurttaşlarımızın ayağını suya sokabileceği bir yer var orada ve bu yer daha önce de bu şekilde kullanılmış. Sen bunu nasıl bir avuç insanın kullanımına açıyorsun? Belediyeden istediğimiz; bu durumu eski haline getirmesi. Eski hali nedir; Ataköy Halk Plajı. İnsanların, ücreti neyse verip kullanabildiği açık bir alandır. Bizim de belediyeden beklentimiz budur. Fakat Bakırköy Belediyesi, Emlak Bankası’yla olan ilişkilerini hiçbir zaman kalıcı hale getirmemiş, bunu Bakırköylüler yararına kullanma yolunu hiçbir zaman seçmemiş. Örneği Ramazan Er Parkı’dır. Burası sana ait değil. Evet, halk orada spor yapıyor ama hangi kurnazlıkla Emlak Bankası ve TOKİ’ye ait olan bir yere spor aletlerini koydunuz? Önce orayı satın alın. Size ait olmayan bir yere park yapıp tabela koyarsanız daha sonra biri gelir o tabelayı söker ve “burayı imara açıyorum” der. Ataköy’de belediye olarak yapılan bir hizmet yok. Zamanında eli yüzü düzgün bir şekilde oturtulmuş bir yapılaşma var. Yapılacak şey, kamuya açık olarak halklaştırmak. Cevizlik ve Zeytinlik’teki halkın spor yapabileceği yer, 2. Kısım’daki park. Oraya aletleri koyup parka çevirmek kurnazlıktır. Orası sadece Bakırköy ve Ataköy halkına değil, İstanbul halkına da aittir. TOKİ ihaleden 3 gün önce kurulan Çelebican adlı firmaya orayı kiralıyorsa, sen neden kiralamıyorsun orayı? Bakırköylü ayağını suya nerede sokacak? Kamu adına neden girilmiyor oraya? Bizim belediyeden talebimiz, orayı eski haline getirmesi. Az önce de belirttiğim gibi; şu anda yıkılması için mücadele ettiğim Yalı Ataköy projesinin ruhsatla geçen bölümünde bile ön tarafında sahil yolu mevcuttur. Yıkamıyoruz diyorsanız “ey belediye, vatandaşın yürümesi için, mangalını yakması için önünde yol var.” Bunu neden engelliyorsunuz? Verdiğiniz ruhsatta yazıyor bunlar. Fakat önüne perdeyi koymuş, tel örgüyü koymuş. Siz nerenin belediye belediyesi, kimlerin belediye başkanısınız? Veya Ataköy Bakırköy’ün içerisinde değil mi? Bakırköy Belediyesi’nden Bakırköy’de oturan bir vatandaş ve bir seçmen olarak orayı eski haline getirmesini talep ediyorum. Burası bizim yadigarımızdır, İstanbul’un kalan son doğal koyudur. Yazık etmeyin.

Sayın Doğan, verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başlarılar diliyoruz.

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız