TİYATROGEN, BAKIRKÖY HALKI İLE KUCAKLAŞMAK İSTİYOR

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız

2000 yılında kurulan ve o zamandan bu yana gerek toplumsal gerekse sosyal sorumluluk anlamında oyunlar çıkaran TİYATROGEN, öğrencilerden ve çeşitli meslek gruplarından insanların oluşturduğu bir tiyatro grubu. Daha çok toplumsal sorunlara değinen ekip şimdilerde maddi sorunlarla boğuşuyor. Tiyatroya gönül vermiş ve bunu amatör olarak sürdüren TİYATROGEN Genel Sanat Yönetmeni Tanzer Dökmen ile mutfaktan başlayıp sahneye giden süreçle ilgili bir konuştuk.

Sayın Tanzer Dökmen, tiyatroya nasıl başladınız,  TİYATROGEN nasıl doğdu.
Lise yıllarımdayken başladı tiyatro maceram. Daha sonra üniversitede devam etti. 2000 yılından bu yana da TİYATROGEN çatısı altında devam ediyor. Amatör bir tiyatro grubuyuz. Kalabalık bir grup olduğumuz için yıllar içerisinde değişiklik gösteriyor. Şu anda ‘Halet-i Ruhiye’ adlı bar komedisini sergiliyoruz. ‘Sahte Cennet’ adlı madde bağımlılığıyla alakalı bir sosyal sorumluk projemiz var. ‘Rahmetli de Sollardı’ adlı trafik oyunumuzla da trafik sorunlarına farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Ağlanacak halimize güldürüyoruz.

TİYATROGEN ailesi olarak sahne alırken karşılaştığınız zorluklar nelerdir?
Amatör olarak sürdürdüğümüz bu zorlu yolculukta teknikten kostüme ve salona, birçok maddi sıkıntı yaşıyoruz. Kalabalık bir ekibiz ve bu işi neredeyse gönüllü olarak yapıyoruz. Oyunumuzu sahnelediğimizde yeterli sayıda izleyiciye ulaşamıyorsak salon paramızı da kendi cebimizden karşılıyoruz. Belediye tarafından haftada bir kere Altan Erbulak sahnesinde prova alıyoruz fakat yeterli gelmiyor. Altan Erbulak sahnesi bizim rahatlıkla prova yapabileceğimiz bir alan değil. Teknik bakımdan çok yetersiz ve yağmur yağdığı zamanlarda su akıyor. Sahne bakımsız ve âtıl kalmış durumda. Prova yapılabilecek düzeyde ama biz orada oyun oynamaya çalışıyoruz.
İnsanların tiyatroya olan ilgisini nasıl buluyorsunuz?
Sanat veya tiyatro insanlar için bir lüks olmamalıdır. Anadolu’da doğup yaşayan bir insan oranın şartlarından ötürü bir takım kültürel faaliyetlerden faydalanıyor veya faydalanamıyor. Bu onların eksikliği değil. Onlara götürülmeyen hizmetin devlet tarafından sağlanamayışı. Sanat, en ücra yerlere kadar götürülmeli. Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk; “Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuştur.” demiş. Sanata ön ayak olması gerekenler devletin kurumlarıdır. Sanat faaliyetleri büyük şehirlerde seçkin ya da üst gelir sahibi insanların elinde olan bir olgu değildir. En alt kesime kadar bunun ulaşması gerekiyor. Bizler kendi çabamızla ücretsiz oyunlarla hiç tiyatroya gitmemiş insanları tiyatroyla buluşturduk. Ve bunlar fabrika işçileriydi.
Finansmanınızı nasıl sağlıyorsunuz?
Açıkçası kendimizi finanse ederken zorlanıyoruz. Bize destek amaçlı davetiye alan olursa ancak sahne masrafımızı karşılayabiliyoruz. Broşür ve afiş bastırıyoruz. Bunları bile kurtaramıyoruz. Bu yüzden sponsora ihtiyacımız var. Sponsorumuz olduğunda oyunlarımızı her mekanda ve her zaman sergilemek isteriz. Dekor, kostüm, aksesuar, oyuncu ve medya ihtiyaçlarımızı amatör bir tiyatroda el birliğiyle toplamaya çalışıyoruz. Sahne kiraları bizim için çok büyük bir sıkıntı yaratıyor.

Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu her fırsatta tiyatroya maddi ve manevi olarak çok önem verdiğini dile getiriyor. Bakırköy Belediyesi’nin tiyatroya bakışını nasıl buluyorsunuz?
Belediyemizin amatör tiyatro topluluklarına destek olduğunu düşünmüyorum. Sorunlarımızı belediyeye aktarmak istiyoruz fakat ulaşmak çok zor. İsteklerimizi, dileklerimizi kendileriyle paylaşmak istiyoruz. Randevu istediğimiz halde randevu alamadık. Yol yapmak, ilçenin temizliğini yapmak ya da imarla ilgili bazı sorunları çözmek belediyecilik değildir. Kültür-sanatla ilgili de faaliyetler belediyenin kapsamına giriyor. Eğer Bakırköy’de ikamet edenler kültür-sanat adı altında da bir vergi ödüyorsa karşılığında hizmet almaları gerekir. Sanata sadece Bakırköy Belediyesi Devlet Tiyatrosu ile yoğunluk ve değer verip diğer grupları yok saymak doğru değil. “Nasıl bir oyun çıkarmışlar? Bunu Yunus Emre Kültür Merkezi’nde de oynayın.” demelerini dilerdim.

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız