ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BAKIRKÖY ŞUBESİNDE NELER OLUYOR

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız

Sayın Oya ERAKINCI, siz Bakırköy Atatürkçü Düşünce Derneği Bakırköy Şubesi üyesisiniz. Bunu biliyoruz. Geçen hafta geçen hafta şubenizin genel kurul yapıldı. Bir takım duyumlar alıyoruz. Ne oldu o genel kurulda?
Yaklaşık 3 ay önce, yani kongre öncesi Başkan Yusuf Kadıoğlu beni arayıp yeni dönemde başkan adayı olmayacağını belirtti. Bunu da kendi sosyal medyadaki hesaplarından ilan etti. Toplantı yaptı ve tekrar aday olmayacağını burada da açıkladı üyelere. Ve beni önerdi; “Sen başkanlık için Atatürkçü Düşünce Derneği’nde (ADD) görev almak ister misin?” ‘Ben kesinlikle yokum’ dediği için Yusuf Bey’e; “Arkadaşlarla konuşalım, elbette bize görev verilirse görevden kaçmayız, memnuniyetle yerine getiririz.” dedim. Bu göreve talip değilim. Benden daha iyi görevi yapacak olanlar olduğuna inandığımdan zaten böyle bir talepte bulunmam. Ama kimse de talepte bulunmuyor ve siz de ‘tekrar aday değilim’ diyorsanız ben de üstüme düşen görevi yerine getiririm dedim. Bunun üzerine birlikte ve ayrı ayrı hem veda hem merhabalaşma mahiyetinde dolaştığımız yerler de oldu. Örneğin; ADD’ye yönetim kurulu ve ben birlikte gittik. Hem ADD üyesi olarak hem de CHP üyesi olarak ev sahibi ve misafir gibi gittik. Yusuf Bey orada da tekrar ekibiyle birlikte aday olmayacağını ifade etti. Ve artık görevi devredeceğini yönetime orada da ifade etti. Ve bunu birçok kez kamuoyu ile paylaştı. Kongrenin olduğu sabaha kadar da bu fikrini her yerde açık açık söyledi. Biz de bu 3 aylık süreç içerisinde bir yönetim kurulu ve yedek listesi oluşturduk. Bütün üyelerimizle görüştük. Katkıda bulunmak isteyen arkadaşlarımızla hazırlıklarımızı yaptık. Kongre sabahı geldik. Listemiz ve çalışmalarımız hazırdı. Fakat orada Yusuf Bey, üzerinde çok baskı olduğunu ve tekrar aday olabileceğini ifade etti.Bunun üzerine kongre başkanlığı teklifi yapılan Yakup Akyüz de Yusuf Bey ve beni bir odaya davet etti. Yakup Bey; “Zaten 30-40 kadar çok az kişisiniz ve iki tane aday çıkarmak burada uygun değil. Ve de bana buraya gelene kadar teklif de olacağı söylenmişti. Özellikle de sizin (Yusuf Bey’e hitaben) aday olmayacağınızı bana iletmiştiniz. Bunu 3 aydır sürekli ilan ediyorsunuz ve ben buraya tek aday tek listeyle kongreyi yönetmek üzere geldim. Eğer Yusuf Bey, siz çekilmiyorsanız adaylıktan, ben bu kongreyi yönetemiyorum. Ve ben şimdi gidiyorum.” diyerek ayrıldı oradan.
Bunun üzerine bizim arkadaşlarımız da; “Biz de geri çekilmeyelim.” dediler. Orada bir karar vermek gerekiyordu. Kongrenin sonuna kadar devam ettik. Orada kaldık ve akşam geç saatlerde sonuçlandığında yeni yönetime hayırlı olsun dedik. Yusuf Bey başkanlığında yeni yönetim tekrar göreve devam etti. Şu anda iki liste ve aday çıktı. Daha doğrusu çarşaf liste şeklinde oylama yapmak durumundayız. Tüzüğümüz gereği blok listeyle oylamaya gidilemiyor. Çarşaf liste yaptık fakat anahtar listeler dağıtıldığı için Yusuf Bey’in başkanlığında tekrar bir yönetim oluşturuldu. Bu yönetimde ADD için siyasi parti isminin telaffuz edilmesi belki doğru bir şey değil. Tüm partilerin üzerinde olması gerekir. Fakat burada CHP üyesi arkadaşlarla Vatan Partisi üyesi arkadaşlarla bir ittifak söz konusu oldu yeni yönetimde. Yusuf Bey açıklamalarında kongre esnasında; “Evet ben böyle söyledim, son güne kadar aday olmayacağımı belirttim. Fakat bir takım baskılar geldi bana. Ne yapabilirim siz söyleyin şu anda. Eğer ben burada, sözünde durmamış bir insan olarak ‘dönek’ diye adlandırılacaksam çekileyim mi, ne diyorsunuz?” gibi bir ifadede bulundu. Burada bana yanlış gelen birincisi; dürüstçe aday çıkmaması. Yani ikili konuşmalar. Kamuoyuna ilan edilip son dakika sürpriz bir listeyle çıkılması, ben ADD Üyesi olarak bunu yakıştıramadım diğer arkadaşlarıma. İkincisi; orada bir takım söylemler vardı. Onları gene doğru bulmadım. Gene Yusuf Bey’in ifadesiyle ilgili, (Yakup Bey’le bizim aynı odada olduğumuzda ifade ettiği gibi) ve bunları kullanmamasını, bu sözlerin incitici ve yakışmayan sözler olduğunu söylememe rağmen kongre esnasında yeniden orada hitap ederken kullandı. Dediği şuydu; “Buradan ekmek, iş, aş bekleyenlere en gel olmayayım. Bunun için aday oluyorlarsa olsunlar.” Bu sözleri sarf edene ve oradaki derneğin yöneticisine yakışmadı bence. Çünkü Atatürkçü Düşünce Derneği, ekmek beklenen, iş beklenen bir yer değildir. Kimse onun için orada değildir. Bu anlamda biraz üzüldüm. İkincisi; bunca yıllık dostlarımızın arkadaşlarımızın sözünün arkasında durmaması beni biraz incitti. Böylesi zor günlerde bir arada olmamız gerekirken ADD içerisindeki böyle bir bölünme beni gerçekten düşündürttü.
Bir başka konu da; ADD’nin ciddi şekilde mali sıkıntıda olduğunu gördük. Böyle olmamalıydı. Şunu söylemek istiyorum; birincisi devlete olan vergi borçları ödenmemiş yıllar boyunca. En azından kongreden bir 15 gün önce hesapların ibraz edilmesi gerekirken bunlar yapılmadı ve son dakikaya kadar saklandı. Kongre sürecinde de bunlar hiç kimseye yazılı olarak dağıtılmadı faaliyet raporu olarak. Ve yasal olarak dağıtılması gerek. Hiçbir bilgi ve belge hiçbir şekilde kimseyle paylaşılmadı. Kongre sürecinde de paylaşılmadı. Sadece sözlü olarak okunurken bilanço hesap durumu, bir kapalı cümleyle geçiştirildi. Orada mali müşavir olan bir arkadaşın sorusu üzerine de, 12 bin civarında ödenmemiş vergi vardı. Vergi de hiç beyanname dahi verilmemiş ve belki de hiç bildirilmemiş. Kira stopajından kaynaklanan bir vergi borcu. Ödenmediği farkedildi. Bunun sonrasında gelen soru da;“2018 yılı tahmini bütçe içerisindeki rakamlarda da bu ifadeyi göremedik söylemlerinizden. Ödemeyi yine de mi düşünmüyorsunuz?” şeklinde oldu. Kamu iktisadi teşebbüsüne olan borçları, ADD’nin genel merkeze olan borçları. Bunları söylemiyorum bile. Ama bir Atatürkçü Düşünce Derneği’nin devlete olan vergi sorumluluğunu yerine getirmemesi hiç de yakışan bir şey olmamış. Bunu üzülerek gördüm.
Burada kişisel olarak her hangi bir şekilde arkadaşlarımla bir sorunum yok. Tek incindiğim; burada belediyenin, belediye başkanı ve yönetiminin etkisi var mı? Bunu açıkçası merak ediyorum. Orada üye olmayan ama bir dönem CHP'de kongre sürecinde iki farklı grubun yarıştığı bir seçim süreci geçirdik bildiğiniz üzere. Buradaki söylediğim arkadaşlarım şu anda gene belediye başkanıyla hareket eden arkadaşlardı. Üye olmamalarına rağmen bu kongreye ne şekilde ne için geldiklerini bilmediğim bir grup geldi. Ve o grupla tekrar ittifak halinde oldular. Bu kişiler de gene Yusuf Bey'in aktarımlarıyla; Eğer ben aday olsaydım belediyeden hiç bir maddi katkı sağlanamayacağı ama bu kişilerin desteğiyle ADD'nin başka imkanlara kavuşacağı açıklaması yapıldı. Bu da beni rahatsız eden bir konudur. Çünkü tüm CHP'li belediyelerde, belki başka belediyelerde oluyordu, ben İstanbul için biliyorum. 12 tane CHP'li belediyenin hepsinin ADD'ye katkısı, desteği olduğunu biliyorum. En azından kira gibi bir takım maddi sorunları çözüyor, ya yer tahsisi ya kirasını masrafını karşılamak şeklinde. Ve bir tane de kendi yeri var İstanbul ilçesinde. Bunları zaten yapması gerekir diye düşünüyorum. Ki bizim belediye başkanımız da her zaman Esenyurt ADD'nin kurucu başkanlarından olduğunu ifade eder. Belki hatırlarsınız, ilk Bakırköy'e geldiği akşam ilçedeki konuşmasının hemen akabinde ADD'yi ziyaret etmişti. O toplantıda Servet Deniz ve ben vardım. Bir kaç arkadaşımız daha vardı. Daha sonra Esenyurt ADD Bahçeşehir'e devroldu ve kapandı. Bahçeşehir şubesi başkanımızı arayıp aidat falan isteme durumunda onu bilgilendirme durumunda kendisi artık Bakırköy'e kaydını aktaracağını belirtmiş olmasına rağmen bu güne kadar ADD üyesi olamamıştır. Ama şu anda şöyle düşünüyorum; sanırım STK'lar burada Bakırköy'de bir araya gelerek mevcut CHP ilçe örgütünde şu andaki başkanımızın başkanlığında birleştiler. Ve bu dönemde de 2019 yerel seçimleri yaklaşırken de yine STK'ların gücü ve buradaki etkisi göz önüne alınarak şu anda Bakırköy'deki STK'ları veya ADD gibi demokratik kitle örgütlerinde mutlaka bir şekilde hakimiyetlerinin olmasını düşünüyorlardır diye hissediyorum. Sadece kişisel fikrim. Bunun sonrasında da başka derneklerle ilgili de çalışmalar yaptıkları duyumlarını alıyorum. Benim tek söylemek istediğim; bir ayrışma Bakırköy'de böyle kongre seçimlerinde bir bölünme, özellikle böyle demokrat ilçelerin olduğu yerlerde zaten sıkıntımızdır bizim; uzun dönemdir özellikle ADD gibi veya başka bir dernekte böyle bölünmeye parçalanmaya izin vermemiz gereken bir dönemde. Bu şekilde hoş olmayan ittifaklar ve gizli kapaklı liste hazırlamalar. Ben yakıştıramadım ve kırıldım. Çoğu yerlerden bana gelen telefonlarda; "Aslında biz seni kazandı diye kabul ediyoruz. Böyle bir şey olmamalıydı. Yakıştıramadık biz onlara." Şeklinde oluyor.

Oya Hanım, ADD'nin Bakırköy'de kaç üyesi var?
218 üyeyle kongreye gittik. Listemiz bu şekildeydi. Katılım ne kadardı?
93 üyemiz oy kullandı. Yani katılım % 50'nin altındaydı. Bakırköy gibi bir ilçede, yani 240 bin nüfuslu düşünürseniz, tabi 170-180 bin civarında bir seçmen üye sayımız var. Böyle Bakırköy gibi özellikle aydın entelektüel birikimi yüksek eğitimli bir grubun olduğu yerde 219 üye çok çok küçük bir rakam. Bir de dört yıllık 2 dönem başkanlık yapan bir kişinin şu ana kadar yaptıkları, yani derneği getirdiği nokta belli. Tekrar aday olarak yapamadıkları neyi yapacak, neyi iddia ediyor, ne yapmaya çalışıyor ben anlayamadım açıkçası. Dediğim gibi çok büyük bir maddi sıkıntı içerisinde. İkincisi; üye sayısı git gide düşmüş. Çünkü ben biliyorum. Yani bundan yaklaşık 10 sene önce de 800'leri aşan bir üye sayısı vardı. Bunun şu anda binleri aşmış olması gerekir. Ama küçüle küçüle şu anda bu konuma gelmişken bir de böyle hoş olmayan bir kongre süreci yaşanmasını ben yakıştıramadım. Biliyorsunuz bir süre önce de yerinden taşınıp bir bahçe katına, şu anda bodrum katına gitmek zorunda kaldı daha doğrusu. Orada bile kendi hukukçu olmasına rağmen hukuken mevcut konumunu ve ofisi koruyamadı. Eski yerini bırakıp bir bodrum katına taşınmak durumunda kalan bir başkanın burada ADD'ye ne katacağını açıkçası ben bilemiyorum. Dediğim gibi, vergi borcu dahil ödenmemiş, hiç bir çalışma yapılmamış Bakırköy'de. Hiç bir etkinlik düzenlenmemiş. Sadece; "O törene katıldım, buraya çelenk koydum." Gibi zaten olması gereken görevlerin dışında hiç bir şekilde bir ağırlığını koyamamışken tekrar yönetime gelmesi, böyle bir şekilde gelmesi açıkçası rahatsızlık yarattı diye düşünüyorum.