Av. Yakup AKYÜZ ‘’Dolayısıyla şu anda yapılacak olan iş;
“Yusuf KADIOĞLU’nun başkanlıktan istifa etmesidir’’

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız

Yakup Bey, geçtiğimiz günlerde Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Bakırköy Şubesi kongresi yapıldı. Kongrede bir takım istenmeyen konular görüşülmüş. Siz de divan başkanı olmanız gerekirken divan başkanlığı görevinizi yapmamışsınız. Her iki adayı da ayrı  odaya alarak onlarla görüşmüşsünüz. Nedir bu durum?
Evet doğru. Seçimden üç gün evvel de dahil üç kere ADD Başkanı Yusuf Bey aday olmayacağını, çok büyük masraflar yaptığını, cebinden verdiğini belirtti. Ve yine her yerde, Büyükçekmece’de Küçükçekmece’de Beylikdüzü’nde belediye başkanlarının ve belediyelerin çok katkı sağlamasına rağmen Bakırköy Belediyesi’nden hiç yardım görmediklerini bana söyleyerek aday olmayacağını belirtmişti. Ben de; “Kongreden 2 saat evvel burada buluşalım. Bu kararı yalnız kendi başına vermen, birileri aracılığıyla gelip daha sonra ayrılıyorum demek doğru değildir. Bakırköy'de birlik ve beraberliği, ADD'nin güçlenmesini ve bu yolda yapılması gereken her şeyi yapmamız gerekiyor.” dedim. Ve konuşmamız bitti. Bu konu hakkında üç kere konuştuk. Diğer adayı, Oya Hanım’ı tanımıyorum. Ama orada bir araya geldik üçümüz ve görüştük. Ben; “Aday oldun ve sözünü geri aldın. Oya Hanım'ı da aday olması konusunda sen teşvik ettin. O zaman iki aday oldunuz. Benim bu kongreyi yönetmem için teke düşmeniz ve bir ortak noktada buluşmanız lazım. Konuşun, anlaşın, teke düşün ve de ben kongreyi yönetebileyim.” dedim. Yusuf Bey ise; “Ben arkadaşlarıma söz verdim. Kararımı geri aldım ve aday olacağım.” dedi. Oya Hanım da; “Ben başkanın bana verdiği söz  doğrultusunda aday oldum. Arkadaşlarla konuştum. Hatta Yusuf Bey’in verdiği iki adayı da listeme koydum. Dolayısıyla ben nasıl ayrılırım ve benim sözümün ne değeri olur.” şeklinde konuştu. Ve yine; “Caddelerde yüzlerce kadın var ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü. Yasak konmuş ve ona rağmen kadınlar sokaklarda. Ve bu kadar uğraşıp geldim. Sözümün yerine getirilmesi için gayret ederim. Kazanamazsam da  ADD bünyesinde yer alırım.” diyerek bir olgunluk göstermiş. Ne yazık ki bu birliktelik sağlanamadı ve ortak bir noktada buluşamadık. Ve ben de bu kongreyi yönetmedim. Ve Yusuf Bey'in, mensup olmadığı CHP içerisinde bir ayrımcılığa meydan vererek içerdeki gruplaşmaları öne çıkararak onların bir grubuyla birlikte (Oya Hanımın da sonradan parti içerisindeki fonksiyonunu öğrendim) çıkararak taraf olmuş. Seçime gidildi ve ben yönetmedim. Seçimde ittifak içinde olduğu arkadaşlarla başka partiler de vardı. Yusuf  Bey seçimi kazanmış. Atatürk ve Cumhuriyet ilkelerine inanmak demek verdiği sözü yerine getirmenin başka şeklidir. Bu durumun düzelmesi için önerim şudur; Yusuf Bey yanlış yapmıştır ve sözünden dönmüştür. Dolayısıyla şu anda yapılacak olan iş; başkanlıktan istifa etmesidir. O kurulda çok değerli hanımefendi öğretmenlerimiz var, onlardan birinin ADD’nin başına geçmesi. Ve Yusuf Bey’in de kendi yanlışının biraz olsun hafiflemesini sağlamaktır. Bunu yaparsa bu toplum hatalarının bir kısmını affeder.
 
Sayın Akyüz, ADD bodrum katına taşınmış. Ne diyeceksiniz?
Benim de bir Atatürkçü olarak ve Kuvay-i Milliye’den gelen bir ailenin bir ferdi olarak bu konuda söyleyeceğim şu; bizim adımıza da son derece üzüntü verici bir olaydır. Atatürk’ün bildiği de bir ilçenin bodrumlar değil gökdelenler olması gerektiğini düşünüyorum. Bizi arayıp da sorsa, mesela bana söylese bir ayLık kirayı ben öderim. Tayfur Süner’e gitsem; “Bu ayı ben veririm.” der. Ve bunu bir sürü kişi söyler ve yardımcı olurlar. Bunların hiç biriyle görüşmeden ADD’yi bodrumlara taşımaya hakkın yok. Ondan sonra aday olmaktan vazgeçip ve  gelip ben adayım diyeceksin. Ve  hangi pazarlıklarla bunu yaptığını biz bilmeyeceğiz. Bu yanlıştır ve bu yanlıştan dönülmesi lazım. Bizim kavga değil, birlik ve beraberlik içinde omuz omuza olmamız lazım.

Gazetemizin notu. Bu görüşmelerden sonra Yusuf beyi aradık. Durumu anlattık. Kendisinin görüşlerini yansıtmamız gerektiğini izah ettik. Arayacağım demesine rağmen aramadı ve gelmedi. BU arada Yunus Emre Kültür Merkezinin yanında bulunan Atatürk Heykeli yerinden sökülmüş, Selanik’te ki evi ise birileri tarafından parçalanıp çöpe atılmıştı. Gazetemizde yayınlamıştık. Kendisi yasaların uygulanmasının sağlanması için ne gerekiyorsa yapacağını söylemişi ama aradan 4 ay geçti hiçbir şekilde ilgilenmedi.  Atatürk heykeline ve onun emanetlerine sahip çıkmak bu derneğin asli görevi değimlidir?
 Kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.