Ateş Ünal Erzen ile Bakırköy’ü konuştuk

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği ile birlikte Yerel Yönetimler seçimlerine de bir yıldan az bir zaman kaldı. Seçim öncesi bizlere çeşitli sözler vererek oyumuzu alanların geride kalan dört yılda verdikleri sözlerin hangilerini tutup tutmadıkları ile ilgili okuyucularımızdan geçtiğimiz ayda  inanılmaz tepkiler aldık. ‘’Neden bizim adımıza sorgulamıyorsunuz’’ sorularıyla muhatap oluyoruz. Yüzlerce okurumuzdan aldığımız üç önemli konuyu Ataş Ünal Erzen’e sorduk. Sorularımız ve yanıtlarını aşağıda bulacaksınız...  
Sizin döneminizde, Leyla Gencer’de Deniz Baykal’ın da katılımıyla üst katta bir kreş açtınız. Geçtiğimiz günlerde Bakırköy Belediyesi buradaki  kreşin ismini değiştirerek  yeni kreşmiş gibi açtı. Nasıl bir şey bu?
Artık bu Bakırköy’de çok sık rastlanılan bir olay haline geldi. Biz orada Leyla Gencer’i yaptığımız zaman üzerine kreş koyduk. Onun amacı gündüzleri kreş olarak görev yapması, akşamları ise çocuklarıyla gösteriye gelenlerin rahatça gösteriyi izlemesini sağlamaktı. Aslında böyle bir kreş türü dünyada ilktir ve tektir.
Açılışı yaptığımız zaman Bakırköy Belediye Başkan adayları da belliydi. İşin ilginç tarafı, CHP’de yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısı Gökhan Günaydın’da oradaydı. Çok yoğun bir kalabalık vardı açılışta. Bülent Kerimoğlu da oradaydı. Dediğim gibi, bunlar  artık sık rastlanılan bir olay haline geldi. Tekrardan temel atmak, tekrardan açılışını yapmak söz konusu olabiliyor. Bu olay da çok üzücü. Yenilemek veya tadilat yapmak ayrı bir şey fakat ‘ben yaptım’ diyemezsin. Bu, siyaseten de etik olarak da ayıp. Bakırköy’de insanlar bunu biliyorlar. Bunun yanı sıra benim dönemimde açılışa katılanlar, çocuğunu oraya yollayanlar biliyor fakat dediğim gibi bu tür olaylar Bakırköy’de sık sık oluyor. Bunu sadece kreşte görmüyoruz. Bunu Botanik Park’ta, yurtta, parklarda ve isim değişikliğiyle tekrardan açılışı olan yerlerde görüyoruz. Örneğin; Özgecan Evi ve BAKGEM’de yer değiştirilerek açılış yapılması gibi. Zaten etik değil. Bunu da sonradan başarı hanesine yazmak çok yanlış.

Sayın Erzen; 4 yıl geçti ve artık sona doğru geliyoruz. Yine sizin yaptığınız Yeşilköy’de huzurevi  vardı. Siz açılışını yaptınız. Yanlış hatırlamıyorsan buraya Kılıçtaroğlu da geldi. Bu huzur evi 4 yıldır faaliyete geçirilmedi.. Sizce neden…?
Huzur evi önemli bir konu. Huzur evine başladığımızda, o zamanki başkan yardımcılarından Akif Mahmut Yazıcıoğlu’nun çok büyük emeği var. Daha sonra Bakırköylü iş adamlarıyla toplantı yaptık ve tahsis geldi. İki yıl içerisinde temel atma şartı vardı. Atmazsanız tahsis geri gidiyor. Bu projeler yapıldı ve biz iki yıl içerisinde temelini attık. Tabi, bu süreçte BAKSEV diye bir vakıf kurduk. BAKSEV Vakfı devamını getirsin diye protokolle vakfa verdik. Protokolde bir madde vardı; belirli bir sene içerisinde BAKSEV bitiremiyorsa belediyeye devredecek, belediye de kendisi bitirecek. Yaklaşık 7 milyon gibi bir rakamla ve BAKSEV’in desteğiyle yola çıktık. Ve inşaat bitti. Çok da güzel bir huzur evi oldu. Bu huzur evinin Yeşilköy’ün göbeğinde olması ve Bakırköylüye hizmet verecek olması bizim açımızdan çok önemli. Çünkü benim aklımdaki huzur evi, dağın başında, insanları enterne etmek için değil, şehrin merkezinde olmalı. İnsanlar yaşamdan kopmayacak ve yakınları çok daha kolay ziyaret edebilecek. Huzur evi hastane formatına çok yakındı. Biz bıraktıktan sonra önce orası kapalı kaldı. Şimdi ise; ilk önce orayı herhalde  işletemeyeceklerini düşündüler. Daha sonra ‘başkasına kiraya verebilir miyiz’ diye düşündüler ve o da tutmadı. Satılamaz çünkü Milli Emlak’tan tahsisli bir yer. Daha sonra yeni yönetim burayı Milli Emlak’a geri verdi. Kazanılmış bir hakkı ve çok ciddi yardımlarla yapılan bir yerdi. Daha sonradan da Milli Emlak’tan geri kiraladılar. Akla mantığa uyan bir tarafı yok. Hala kapalı ve belediye oraya her ay kira ödüyor. Bu Bakırköy’e ve Bakırköylülere bir zulümdür. Bu durumun hesabını vatandaşın da sorması lazım.
Geçtiğimiz günlerde Uzman İnşaat’ın işgal ettiği belediyenin bir yeri vardı. Bununla İlgili Kerimoğlu’nun ifadesi şu şekilde: Hukuk savaşını kazandık. Ecrimisil denen yerde 3091 sayılı devlet  mülkiyetindeki taşınmazların korunması kanunu vardır. Herhangi bir Türk vatandaşı  kaymakamlığa dilekçe verir. Kaymakamlık kendi imkanlarıyla boşaltacaksa 15 gün, yardım alacaksa 30 gün içerisinde boşaltması gerekir. Vatandaşa; “Hukuk savaşını kazandık.” diyor.  Hukuk savaşına gerek olmadığını biliyoruz. Oranın boşaltılması için bir dilekçe yeterli.
Cumhuriyet Evi ve Demokrasi Parkı da yine yetersiz ve çok küçük. Bu konuda siz ne diyeceksiniz? 
Vizyonları küçük. Daha güzel ve büyük bir yer yapma gibi bir dertleri yok. Yeşilköy’de emekli evi açmıştık. Müze ve dernek vazifesi de görüyordu. Hala duruyor. Müzeyi kaldırdılar. Bizim açtığımız emekli evi çok işlevseldi. Ama dediğiniz yer göstermelik. 5 senede bando mızıkayla bir yer açarsanız ve sonra da bandosuz mızıkasız orayı kapatırsanız, başka da bir yatırımınız olmazsa, parklarda yeni kafeler açarsanız, parkları kamu yararının dışına çıkartırsanız, adını değiştirip ‘bunu da biz yaptık’ derseniz; bu Bakırköylüye göz göre göre yalan söylemek demektir. Derler ya; “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste”. Ben bu defa; alma mazlumun ahını, çıkacak çokça diyorum.