ARNAVUTLUK’TAN BAKIRKÖY’E UZANAN SANAT YAŞAMI

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız

1994 yılında Arnavutluk Sanat Akademisi Piyano Bölümü'nde akademik piyano öğrenimini bitiren Linda Kaso, 2000 yılında Bakırköy Belediyesi'nde görev alarak işitme ve görme engelli, down sendromlu ve otizmli çocuklarla birlikte, engelli-engelsiz çocuklara verdiği piyano eğitimi ile onları topluma kazandırdı. Arnavut kökenli Linda Kaso, profesyonel piyanist olarak kendi çalışmalarını da sürdürerek birçok konser verdi.1 çocuk annesi olan Kaso, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nde (TOFD) engelli çocuklara piyano eğitimi vermeye başladı. Sosyal sorumluluk projelerinin, toplumsal barış adına çok önemli olduğunu vurgulayan Kaso, piyano öğretmenliğine ve aktif sanat yaşantısına devam ediyor. 

Sanata dair serüveniniz nasıl başladı?
Çocukken çok inatçı ve hırçındım. Düz duvara tırmanan bir çocuktum. Hal böyle olunca annem de; “Ben en iyisi Linda’yı sanata yönlendireyim” demiş. Daha sonra sınavlara girdim ve kazandım. Arnavutluk’ta piyano Bölümü’nde eğitimime başladım. Batı bölümü klasiğini bitirdim.
Peki, Türkiye’ye yolunuz nasıl düştü?
Ülkemizde savaş olunca göç etmek durumunda kaldık. Yanlış hatırlamıyorsam 1997 yılıydı. Böyle olunca Türkiye’ye göç ettim. Daha sonra kendime bir çevre kurdum. Piyano dersleri vermeye başladım.Bakırköy’de Gazi İlköğretim Okulu’nda başladım göreve. Daha sonra Ahmet Bahadırlı döneminde Bakırköy Belediyesi’nde yer almaya başladım.

Ders verirken dikkat ettiğiniz hususlar nelerdir?
Her yaş grubundan öğrencilerim var. Genelde küçük yaş grubuyla çalışıyorum. Fakat uzun yıllar çalıştırdığım öğrencilerim de oldu. Küçük yaş gruplarını seçmemin nedeni, çocukların sanatsal eğilimlerinin çok küçük yaşta başlaması.
Çalışma temponuz nasıl?
Haftanın yedi günü çok yoğun bir şekilde çalışıyorum. Kendimi işkolik biri olarak görüyorum. Her şeyden önce işim gelir. Mesela Harika Parmaklar 16 yıldır süren bir program. Konsept sürekli değişiyor fakat uzun zamandan bu yana devam ediyor. Uzun soluklu işler yapmayı çok değerli buluyorum. Eskiden çok disiplinliydim. Saatlerce provalar yapardık. Konservatuvardan çıkmış bir insan çok düz bakışlı ve disiplinli oluyor. Şu anda ise bunu kırdığımı düşünüyorum.  Türkleştim herhalde.
 Türkleşmek demişken, Türkiye’de yaşayan bir Arnavut olmak sizi neler hissettiriyor?
Disiplinli yönümü Türkiye’de yumuşattığımı düşünüyorum. Onun dışında damak tadım da Türkleşti. Kendi anavatanım olan Arnavutluk’a gittiğim zaman iki gün kendime gelemiyorum. Türkiye’nin yeme kültürüne o kadar alışmışım ki başka türlüsü beni zorluyor. Bazen ana dilimi unuttuğum oluyor. Konuşurken bir anda Türkçe ’ye kayabiliyorum.
Birlikte gerçekleştirdiğiniz Harika Parmaklar etkinliği çok beğeni aldı. AHBAP Derneği’yle tanışıklığınız nasıl oldu?
Harika Parmaklara farklı bir konsept vermek istediğim bir dönemdi. Haluk Levent’le tesadüfen bir tanışıklığımız oldu. Türkiye’ye geldiğimde ‘Ela Gözlü’ şarkısını dinlemiştim. İlk zamanlarımda etkilendiğim bir sanatçıyla ilerleyen dönemlerde kesişip ortak ve anlamlı bir etkinlik yapmak çok değerli.
Bakırköy’de olduğunuz süreçten bu yana ne gibi etkinliklerde ve sosyal sorumluluklarda rol oynadınız?
2000 yılından bu yana Bakırköy Belediyesi bünyesinde çalışıyorum. Harika Parmakları; 23 Nisan, 10 Kasımve ‘engelli engelsizler birdir’ gibi konseptlerle de birçok kez sahneledik. Görme Engelliler Orkestrası ile gören çocukların bir bütün olarak gerçekleştirdiği ‘sanatta engelli yoktur’un altını çizen gösterilerimiz oldu. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) ile uzun soluklu bir iş birliği geçekleştirdik. 4 yıl boyunca Rüya ve Maskeler gösterisinde görev aldım. Sosyal sorumluluk projelerinin toplumsal refah adına çok önemli olduğunu düşünüyorum. Benim görevim sadece piyano çalmayı öğretmek ve bunu klasikler üzerinden yapmak değil; görevimi yaparken toplum anlamda da faydalı olmalıyım. 

Arnavutluk'tan ailesiyle birlikte 1989 yılında Türkiye'ye göç eden piyanist Linda Kaso, 2000 yılından bu yana Bakırköy’de engelli çocukları müzikle buluşturuyor.
Arnavutluk Sanat Akademisi Piyano Bölümü'nde akademik piyano öğrenimini bitiren LindaKaso, işitme, görme engelli, down sendromlu ve otizimli çocuklarla imkansızı başararak, engelli-engelsiz çocuklara verdiği piyano eğitimiyle onları topluma kazandırıyor.
Kaso, çocuklara Beethoven, Bach, Çaykovski gibi ünlü bestecilerin eserlerini öğretiyor. Kimi duyma, kimi görme kimi ise zihinsel ve bedensel engelli olan çocuklarla birlikte konserler veren Kaso, dinleyenlerin kulaklarına inanamadıklarını söylüyor.
Yunus Emre Kültür Merkezi'nde 14 yıldan bu yana piyano eğitimi veren Kaso, hiçbir sesi tanımayan, doğuştan işitme engelli öğrencisi Ceren Karakaya’ya piyano çalmayı öğretmiş. Kaso, Ceren ile ilgili düşüncelerini şu sözlerle anlatıyor;

“HEPSİNİN BİR HİKAYESİ VAR”
TOFD tarafından hazırlanan ve 30’un üzerinde gösterimi olan “Rüya ve Maskeler” isimli dans gösterisinde Kerim-Selim Altınok kardeşlerle birlikte sahne alan Kaso, bu proje ve diğer projelere gönüllü olarak katıldığını ve engellilerin hayatlarına bir nebze de olsa katkıda bulunmayı amaçladığını kaydediyor.
Klasik Müzik tutkunu olduğunu ifade eden Kaso, Kerim-Selim Altınok kardeşlerle birlikte çalışmaya başladıktan sonra Türk Sanat Müziği eserlerini de çalmaya başladığını ve o eserlerde bambaşka duygular içine girdiğini söylüyor.
Binlerce çocuğa piyano eğitimi veren Kaso, Bakırköy’de olmasının da kendisi için bir avantaj olduğunu söylüyor. Bakırköy’de bilinçli ve kültürlü bir topluluğun yaşadığını kaydeden Kaso, klasik müziğe olan ilgiden çok memnun olduğunu da kaydediyor.
Bakırköy’de klasik müziğe olan ilginin Türkiye genelinde olmadığını da kaydeden Kaso, Türkiye’de en çok beğendiği piyanistlerin Fazıl Say, İdil Biret ve Gül Onat olduğunu söylüyor.
Piyanist Linda Kaso, piyano dışında en çok sevdiği enstrümanların ise keman ve mandolin olduğunu da ifade ediyor.

Resmi büyütmek için tıklayınız
Resmi büyütmek için tıklayınız