GURURLUYUZ

Cumhuriyetimizin 94. Kuruluş Yılı bu yıl özlediğimiz törenlerle kutlandı. Her şeye rağmen doğudan batıya, kuzeyden güneye tabii ki Bakırköyümüz’de, ülkemizin her yanında büyük bir coşku vardı. İnsanlar Anıtkabir’e sığmadı... Atatürkümüzün, onunla birlikte kurtuluş mücadelesine katılanların değeri bir kez daha tam anlamıyla anlaşıldı ve tescillendi.
Atatürk tarafından Bakırköy’e iskan ettirilen bir babanın oğlu olarak ne kadar iftihar etsem azdır.
Başta Atatürk olmak üzere, tüm silah arkadaşlarını ve şehitlerimizi bir kez daha minnet ve saygıyla anıyorum. Nur içinde yatsınlar...
Türkiye’nin hemen her yerinde olduğu gibi Bakırköy’de de sapla saman birbirine karışmış durumda. Bir tarafta yıllardır adeta toplumun kanını emenler her türlü rezalete imza atmaya devam ederken, diğer tarafta hiçbir menfaat gözetmeden toplumun  tamamını ilgilendiren konularda mücadelesini sürdüren bir avuç insana karşı çıkanlar, onları karalamaya çalışanlar...
Bu davranış içinde olanların çoğunluğunu siyasi meftalar oluşturuyor. Büyüklerimiz ne demişler “huy can altındadır”. Bu karakterde olanların canları çıkmadan davranışlarından vazgeçmeleri mümkün görülmüyor.
Bu gibilerine birilerinin çıkıp “dur” diyecekleri günler yaklaşıyor.
Her zaman söylüyoruz herkes yasal haklarını bıkmadan, usanmadan kullansa bu gibilerin toplumun içinde barınmaları mümkün olabilir mi? Tabii ki olamaz.
Ülkemizde haklının yanında yer alana ve yasal haklarını kullananlara iyi gözle bakılmıyor. Öküz altında buzağı aramaya başlıyorlar. Eğer kişi kendinden eminse tüm karalamalara aldırış etmeden hak ve hukuk aramaya devam ediyor. Merak etmeyin sonuçta zafer haklının yanında yer alan ve “hukuk”u arayanların olacaktır.
Özellikle CHP’nin, iktidarda olan Bakırköy’de bizi yönetenlerin kanunsuz davranışların üzerine gitmesi gerekmez mi? Sizce öyle mi oluyor?
Bizi yönetenlerin büyük bölümü oturdukları koltuklarından hiç ama hiç  kalkmayacakmış gibi hareket ediyor. Şöyle bir çevrenize bakın o koltuklarda bugüne kadar kimler oturdu. Şimdi kaç tanesi aramızda dolaşabiliyor. Kaçını sevgi ve saygıyla anıyoruz?
Günümüzde koltuklara oturan bazılarının karakterlerinin nasıl değiştiğini, zamana uyduklarını görüyor, onların adına üzüntü duyuyoruz ve buradan uyarı görevimizi yaparken de ileri ki günlerde, devran döndüğünde insan içine çıkacak yüzlerinin kalmayacağını hatırlatmak istiyoruz.
Büyüklerimiz ne derdi “para ile her şeyi satın alabilirsiniz. Ancak şeref ve haysiyetinizi kaybettiğinizde onu para ile alıp yerine koyamazsınız.” Bizden bir kez daha hatırlatması...

Gazetemizi ve bu köşemizi hiçbir koşulda kişisel sorunlarımız için kullanmadık. Şimdi size bahsedeceğim konu çok sayıda okuyucumuzdan aldığım tepkiler üzerinedir.
7-8 Kısım’daki Vakfın kurucusu benim. Ancak  uzun yıllardır vakfın başkanı Sefa Birinci’dir. Yaptıklarına dayanamadığım ve kendisini de oradan uzaklaştıramadığımız için, 2016 yılı Haziran ayından bu yana vakfın  yönetiminde olmadığım gibi, o günden bu yana önünden dahi geçmiş değilim. Oradaki tüm olumsuzluklardan Sefa Birinci ve yandaşları sorumludur. 100 öğrenciye her ay 200 TL burs veren, diğer konularda ihtiyaç sahiplerine yardım eden, yol gösteren vakıf bu gün maalesef burs veremediği gibi hiçbir etkinlik de yapamamaktadır.
Birkaç ay daha sabredin. Topluma yapılan ihanet kimsenin yanına kalmaz. Bu tipleri gün gelir toplum cezalandırır. O günler geldiğinde kaçacak delik ararlar ama bulamazlar.
Vakfın eski günlerine kavuşması, sizlerin de desteği ile yakındır.
Tüm okuyucularıma mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler dilerim.

BİR UYARI
Gazetemizde muhabir olarak çalışan, işlediği suç nedeniyle gazetemize geri dönülemez zarar veren Yavuz ARPACIK’a açtığımız dava sonucu yasalar gerekli cezayı verdi.
Ancak bu kişi hala okuyucularımızı arayarak borç para istemektedir.
Bu kişinin gazetemizle hiçbir ilişkisi yoktur.
BİLİN VE ONA GÖRE DAVRANIN...