KENDİNİ BİLMEZLER

Bakırköy’de kendini bilmezlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu tipler kendilerinden ve menfaatlerinden başka bir şey düşünmezler. Çünkü bencildirler. Toplu yaşamın ne olduğunu bilmekten acizdirler. Küçük menfaatler karşılığı kendilerini bile satarlar.
Bunlar her dönem ortadadır. Ancak son günlerde sayıları giderek artmış durumda.
Gazetemizin son sayfasına bakın ve elinizi vicdanınıza koyun. Tarihi eserin yanına böyle bir bina yapılır mı? Yapılmasına izin verilir mi? Cevabı çok basit: Verilmez. Ama burası Türkiye, burada her şey olur.
Gelişmiş ülkelerde böyle bir durum olsa hukuk anında devreye girer ve yapanlar sokağa çıkamaz hale gelir.
Resme bir bakın; Belediye Başkanımız inşaat izin belgesini gülerek teslim ediyor. Şimdi kendisine bir kez daha soruyoruz: Belediye’nin burası ile ilgili, yani kendi açtığınız dava, halen devam ederken bu imzayı nasıl attınız? Fotoğrafta bir kişi daha var. Bakırköy’ün en köklü sivil toplum kuruluşu olarak lanse edilen Bakırköy İş Adamları Derneği Başkanı Salim Yılmaz. Bakırköy’ü ve Bakırköylüler’i savunması gereken bu kişi bu işin mimarlarından birisi, hatta önde geleni. Bir ara yerel bir gazeteye Bakırköy Kızılay’ın bu inşaatı yapmasıyla ilgili, sanki bu işin sorumlusu kendisiymiş gibi  açıklamalarda bulunmuştu. Aynen şöyle söylemişti: “Bu konuya Ataköylüler karar versin. Referandum yapılsın.”
Yılmaz’a açık çağrımdır: Eğer bu düşüncen devam ediyorsa ve yüreğin yetiyorsa hemen referandum yapalım. Sonucun ne olduğunu hep beraber görelim. Bu arada, orada bulunan “sahibinin sesi” birkaç kişiye sakın güvenme. Bundan önce pek çok kişiyi sattıkları gibi seni de yarı yolda bırakırlar haberin olsun.
Dediğim gibi Bakırköy’de kendini bilmezlerin sayısı her geçen gün artıyor.  Geçtiğimiz günlerde bazı kendini bilmezler, Yenimahalle’de Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’nin, yıkılan Bakırköy Spor Vakfı’nın bulunduğu yere taşınması için imza kampanyası başlatmaya kalkışmışlar. Kalkışmışlar diyorum çünkü birilerinin dolduruşuna geldikleri belli. Be kendini bilmezler; Emlak Bankası 1986 yılında Bakırköy Spor Vakfı’nın bulunduğu araziyi “spor amaçlı” kullanılmak üzere tahsis etti. O araziyi spor dışında hiçbir amaçla kullanamazsınız. Kullandığınız takdirde Toplu Konut İdaresi ertesi gün elinizden alır. Benden hatırlatması…
Türkiye’nin düzlüğe çıkmasının tek yolu her dönemde seçilerek oturduğu koltuklarda sadece kendi çıkarlarını düşünmüş, çıkarı peşinde koşmuş insan müsveddelerinin siyaset arenasından çekilmesidir. Bu sağlanmadığı takdirde bir yere varmamız mümkün değildir. Çok büyük emekler vererek Ataköy Kültür Eğitim ve Spor Vakfı tarafımdan kuruldu. O dönemlerde bulunduğu yer Ayamama Deresi mecrasında aktığı için adeta bataklıktı. Temizledik, ağaçlandırdık, imar planlarındaki gibi tenis kortlarını yaptık. Tam faaliyete geçecekken iktidar değişti. Yeni seçilenler, meclis üyelerinin de içinde olduğu, aramızdan ayrılan hainlerle birlikte bir dernek kurup her şeye el koydu.
Davalar 6 yıl sürdü ve işgalcileri uzaklaştırdık ama o dönemin başkanının önerdiği 3 kişiyi de mütevelli olarak almak zorunda kaldık. Bunlardan birisi de Sefa Birinci idi. Bu zat-ı muhterem o zamandan beri başkanlık koltuğunu bırakmadı. Müflis olduğu için orasını ofisi gibi kullandı, kullanmaya devam ediyor. Ben ve benimle birlikte emek verenler 101 öğrenciye ayda 200 TL burs veriyorduk. İhtiyaç sahiplerinin isteklerini karşılamaya çalışıyorduk. 2018 yılı Ocak ayında yapılacak olağan genel kurulunu bekliyorduk. Bu genel kurulda, aldığım duyumlar sonucu, hoş olmayan olayların çıkartılacağı yönündeydi.
Yalnız gittim ve Sefa Birinci yandaşları ile beraber orada idi. Sonuç; yine oradalar. Tek bir öğrenciye burs veremedikleri gibi Vakfı yüzbinlerce lira borca sokmuş, tek personelinin dahi aylardır ücretini ödeyemiyorlar.
Tenis kortlarını işleten de kirasını ödemediği gibi orasını adeta çay bahçesi gibi kullanmaktadır. Zabıta tüm şikâyetleri göz ardı etmektedir. Şikâyet üzerine birkaç kez gidilmiş, ayrıldıkları anda aynı düzen devam etmektedir. Bu duruma derhal son verilmelidir. Buraları topluma ait yerlerdir. Kimsenin babasının çiftliği değildir.
Şimdi Belediye Başkanı’na sesleniyorum: Vakıf şu anda işlevini yitirmiştir. Sefa Birinci yerinde kalacak ise burası derhal tahliye edilmelidir.
Ataköy’ün 1-2-3-4-5. Kısım çarşıları her gecen gün özelliğini kaybediyor. Birilerini hırs bürümüş, buraları babalarının çiftliği gibi kullanıyor, çarşıların özelliğinin bozulması için ellerinden geleni yapıyorlar. Bunu yaparken de tüm şikâyetleri göz ardı ettiklerine göre, Belediye’yi ve Zabıta’yı da yanlarına almış gözüküyorlar. Son olay 4. Kısım Çarşısı’nda yaşandı. Bir banka şube açıyor. Sağındaki çarşının ortak yeşil alanlarından biri olan yerin tamamını betonla kaplıyor. Şikayet eden var ama zabıta ortada yok. Olayı takip ediyoruz. Belediye gerekli müdahaleyi yapıp yeşil alanı geri kazandırmalı. Hak, hukuk ve adalet narası atanlara hatırlatırız...
Bu arada bir duyum daha… Altan Erbulak Salonu bir derneğe tahsis edilmek üzere. Sakın “Olur mu öyle şey?” demeyin. Derneğin başkanı, her zaman ve her yerde başkan Kerimoğlu’nun gölgesi gibi ensesinde.
Yazacak çok konu var ama bu yazımı burada noktalıyorum.
Her şey gönlünüzce olsun...