AYNI TAS, AYNI HAMAM

Gazetemiz elinize geçtikten yaklaşık 45 gün sonra seçime gidiyoruz. Cumhurbaşkanı’nı ve milletvekillerini seçeceğiz.
Cumhurbaşkanını biz seçeceğiz. Oyumuzu kullanırken sistemin tamamen değişeceği bilincinde hareket ederek oyumuzu kullanmamız gerekecek.
Milletvekillerine gelince onları biz mi seçeceğiz? Hayır. Biz sadece parti liderlerinin tayin ettiği isimler için oy vereceğiz.
İşte bunun adı demokrasi olacak. Liderlerin uygun gördükleri kişiler için göstermelik olarak sandığa gidecek sözde oyumuzu kullanacağız.
Bugüne kadar ‘bir kez hariç’ içimden gelerek oy kullanmadım. Neden mi? Çünkü seçtiğim kişiyi ben değil parti liderleri uygun görüyor.
‘Bir kez hariç’ dedim. Sizler de hatırlayacaksınız, rahmetli Özal döneminde milletvekili seçimlerinde tercihli oy kullanma imkanımız oldu. Değişik adayların arasından tanıdığımız, güvendiğimiz adayı tercih ettik ve oyumuzu ona göre kullandık. Sonuç ne mi oldu? Listede alt sıralarda olan güvendiğimiz bir ismi; Gürol Soylu’yu tercihli oylarımızla öne geçirdik ve meclise gönderdik.
Aynı durum Belediye Başkanlığı seçimleri için de geçerli. Adaylar açıklanma günü geldiğinde bir bakıyorsunuz parti liderinin uygun gördüğü bir kişi tepeden inme başkan adayı olarak açıklanıyor ve seçime katılıyor. Bizler de bu zat-ı muhteremlere gidip kuzu kuzu oyumuzu veriyoruz. En azından listede birkaç isim olsa biz bunların içinden birisini tercih etsek oyumuzu ona kullansak olmaz mı? Olur olur da liderlerin işine gelmez. Durum böyle olunca sonuç ortada.
İlçemiz Bakırköy’ü ele alalım. Mevcut Belediye Başkanının kişiliği ile ilgili asla yorum yapmıyorum.
Ancak durum ortada. Seçim çalışmaları yaparken 5 önemli projeden bahsetmişti, birkaç ay sonra süresi dolacak ve hiçbirisini gerçekleştiremedi. Yarın ‘tamam ben seçim zamanı yapacağımı vaad ettiğim projelerimi yapmaya başlıyorum ‘dese, temellerini atsa başkanlık süresi dolacak.
Bakırköy’ün durumu ortada. Hiç kimsenin yerimde olmasını istemezdim. Bırakın gazetecilik kimliğimi 75 yıllık bir Bakırköylü olarak Bakırköy’ün ilk belediye olduğundan yani Naci Ekşi’den beri Bakırköylülerin hizmetlerden bu kadar şikayetci olduklarına şahit olmadım. 
Ortak kanaat Bakırköy Bakırköylülükten çıktı, muz cumhuriyeti oldu.
Bugüne kadar iyi ve Bakırköylülere yakışır ne yapılmışsa bir bakıyorsunuz isim değiştirilerek yeni yapılmış gibi önümüze konuyor.  İşte size birkaç gün öncesinden iki örnek.
Erzen döneminde Leyla Gencer salonunun üst katında açılan 120 kişilik kreş yeni yapılmış gibi yeniden açıldı.  İşin güzel tarafı  Erzen  başkanlığının son günlerinde buranın açılışını yaptı. Bakırköy Belediye Başkanlığı resmen açıklanan Kerimoğlu da o açılıştaydı.  Şimdi tutuyor burasını kendi yapmış gibi isim değiştirerek yeniden açıyor. İşin komik tarafı ayni yalakalar yanında. Fotoğraflarda görülebilmek için nerede ise Kerimoğlu’nun tepesine çıkacaklar. Üstelik ayni kişiler Erzen’in yaptığı açılışta da oradaydılar.

24 Nisan günü Fişekhane Caddesi’nde Uzman İnşaat’ın kullandığı bina ve yanındaki park, Cumhuriyet Evi ve Demokrasi Parkı adıyla açıldı. Hep söylerim; söz gider yazı kalır. Bu bina, Capacity planları yapılırken Bakırköy Belediyesi’ne terk edilen arsada kalıyor. Ancak Uzman İnşaat buradan çıkmıyor. Gazetemiz, olayı kamuoyuna duyurunca Bakırköy Belediyesi geriye dönük 5 yıl ecrimisil (işgaliye)  tahakkuk ettiriyor ve işgal devam ediyor. Kerimoğlu, açılışta yaptığı konuşmada burayı geri alırken ‘hukuk savaşı verdik’ diyor. Böyle yerler için hukuk savaşı vermeye gerek yok. 3091 sayılı yasa kamuya ait yerlerin işgali ile ilgilidir. Bu yasayı ilçelerde Kaymakamlıklar yürütür. Kaymakama dilekçeyi verirsiniz Kaymakamlık da 30 gün içinde işgale son verir.
Bu arada yaklaşık 120 metrekare bir bina da yok yok. Nazım Hikmet Halk Kütüphanesi, İsmail Hakkı Tonguç Etüt Merkezi, Emekliler Evi, Nene Hatun Çocuk Evi, yani kreş.
Emeklilere ayrılan oda, gelen 8-10 emekli dışındakiler oturamayabilir, bu kütüphane içinde geçerli olabilir, sorun yok ancak 8-10 metrekare büyüklüğünde, bir masa, çevresinde 4 sandalye  ve yerde birkaç puf bulunan yere kreş denemez. Bir yerin kreş olarak açılabilmesi için olmazsa olmaz kuralları vardır.
Bence bunların hiçbirisine gerek yok. Önemli olan bir şirketin işgalinde olan belediyeye ait yerin işgalden kurtarılıp hizmet alanına döndürülmesidir. Öyle de olmuştur.
Hepinize mutlu, huzurlu ve yüzünüzden gülücüklerin eksik olmadığı günler geçirmenizi diliyorum.