YALANCININ MUMU YATSIYA KADAR YANARMIŞ

Çevrenize bakın bakalım yarınları ile ilgili karamsar olmayan var mı? ‘’Neden böyle olduk’’ sorusunun cevabını önce kendimizde aramamız gerekiyor. Kendi yaşamımızda yanlız kendimizi değil aile fertlerimizi ve yakınlarımızı ve çevremizi de etkileyecek konularda hislerimize kapılarak karar aldıysak olumsuzluklar karşısında sızlanmamızın faydası var mı?
Yaşadığımız Bakırköy ortada. İnanılmaz olaylar yaşanıyor. Seçim zamanı  söylemlerine inanıp çoğunluk oyları alarak bizi yönetecekleri koltuğa oturanların yaptıkları uygulamalar dudak uçuklatıyor.
Şu anda Bakırköy’de aldıkları kararı savunan CHP’li  meclis üyesi darp ediliyor. kimsenin sesi çıkmadığı gibi olay örtbas ediliyor.  Bakırköylülere kazandırılan hiçbir kalıcı eser yok meclis oturumlarında defaatle dile getirildiği kadarıyla belediyenin borcu 840 milyon liraya yaklaşmış deniyor.
Belediyenin bir şirketi var uygulamaları dudak uçuklatıyor. Akıl almaz söylentiler havalarda uçuşuyor, yaptıkları uygulamalar basına yansıyor. Başta Belediye Başkanı olmak üzere tüm sorumlular adeta dillerini yutmuş. Nedenini sorarsanız söyleyeyim. Bakırköy, Bakırköy’lü olmayanlar tarafından yönetiliyorda ondan.
Dolayısı ile özellikle takım tutar gibi partiye oy verenler düşünsün, düşünsün de sonuçlarına hep birlikte katlanıyoruz.
Yıllardır hemen  her platform da söylüyor, yazıyorum bir kere daha anlatayım.  Ulusal ve yerel seçimleri birbirine karıştırmamak lazım. Ulusal bazda vereceğiniz oy tüm ülkeyi ilgilendiriyor. Yerel seçimlerde vereceğiniz oy ise yaşadığımız yöreyi, doğrudan bizi ilgilendiriyor.
Bizdeki seçim sistemine bakın. Hani Milletvekilleri için, onlar el kaldırma memuru, deniyor ya bizim onlardan kalır farkımız ne? Hepimiz parti genel başkanlarının biz seçmenlerin önüne koyduğu sıralı listede hiçbir değişiklik hakkımız olmadan oy kullanmıyor muyuz. Yerel seçimlerde de ayni durum yok mu? Genel başkanların dayattığı kişiye oy veriliyor. Sonra sızlanılıyor.
Yerel seçimlerin yapılmasına çok az bir zaman kaldı. Yerel seçimlerde partiler adaylar için bir araçtır. Burada önemli olan adaydır. Bakırköyümüz’ü düşünün.    Türkiye’nin en büyük ilinin en önemli ilçelerinin başında gelmiyor mu? Bu kadar değerli ve eğitimli insanın oturduğu Bakırköyümü’de hepimizin görüş birliğine vardığı Belediye Başkanlığı yapacak bir kişi yok mu? Bir değil onlarca kişi var. O halde legal bir parti neden Bakırköy’de Bakırköylü bir aday çıkarmıyor da dışarıdan kimsenin tanımadığı, Bakırköy’ün sokaklarını dahi bilmeyen birini aday gösterip bizlere dayatıyor. Ayni şey meclis üyeleri içinde geçerli değil mi? Ben bu durumu kendime yapılmış hakaret olarak kabul ediyorum. Aslında sadece bir Bakırköy’lü olarak yalnız bana değil, bu tüm Bakıröylüler’e yapılmış hakarettir. Bizi gözlerimizin içine baka baka aptal yerine koymaktır. Gelin bu seçimde bu oyunu bozalım. Hangi parti olursa olsun Bakırköy’lü olmayan bir kişiyi aday gösterirse o parti veya partileri oylarımızla cezalandıralım.
 
Daha önceki yıl ve aylarda sizleri bilgilendirmiştik. Ataköy sahilinde Baruthane harabelerinin bulunduğu yaklaşık 60 dönüm arazi imara açılmış ve bir firmaya ihale edilmişti.  Ataköy 2. kısımda ikamet eden Kemalettin Dogan bu uygulamaya karşı dava açtı. Her türlü baskıya rağmen yılmadı önce yürütmeyi durdurma kararlarını aldı davaları. Danıştay’a gitti orası da Kemalettin Doğan’ı haklı buldu ve son noktayı koydu. Davalar itirazı mümkün olmayacak şekilde sonlanmış oldu.
Şimdi sıkı durun, sayın Belediye Başkanımız birkaç gündür hemen her yerde burası ile ilgili Belediye olarak hukuk mücadelesi verdiklerini ve kazandıklarını söylüyor. Bir şeyi söylemeyi unutuyor. Geçtiğimiz aylarda belgeleriyle yayınlamıştık. Sayın başkanın başında olduğu belediye, Kemalettin Doğan İdare Mahkemesinden yürütmeyi durdurma karar alınca, alınan bu yürütmeyi durdurma kararının kaldırılması için belediye İdare Mahkemesine başvurdu.
Özetle Bakırköy Belediyesi şeklen Bakırköylülerin yanında durdu gibi gözükse de yasal olarak durmamıştır.
Sayın başkana bir soru daha. Sahilde ki Hyatt Regency otelin önüne yapılmaya başlanan inşaat ile ilgli, 50 metrelik kıyı kenar çizgisi içinde kalmasına rağmen inşaat projesini imzaladınız mı imzalamadınız mı. Burası ile ilgili yine Kemalettin Doğan yürütmeyi durdurma kararı almasına rağmen yapılan inşaatı yıktınız mı? Ekipleriniz yandaş olmayanların binasına gidip, duvarı delip işi kılıfına uyduruyorlar da...

Değerli okuyucularımız. 26 yıldır ilk kez yasaların bize vermiş hakkın dışına çıkarak 3 ay sizlerle buluşamadık. Bildiğiniz gibi yılda bir kez yayınlanmama hakkımızı Ağustos ayında kullanıyorduk. Ancak bu kez özellikle kağıtta çok büyük sıkıntı yaşayacağımızı tahmin ettiğim için Haziran ayı sayımızda bu yıl Temmuz ve Ağustos aylarında yayınlanmayacağımızı ilan etmiştim. Ancak sorunları hep birlikte yaşıyoruz. Ama maalesef Eylül ayında da gazetemiz yayınlanmadı. Elinizde tuttuğunuz bu Ekim ayı sayımız. Bu dönem atlatılana kadar aksamalar olursa şimdiden özür diliyorum.
Sağlıklı, huzurlu ve mutlu günler dileklerimle.