Geçmişten günümüze Bakırköylü olmak...

Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’nun örgüt toplantısındaki konuşmasında  yaptığı Bakırköylü tanımına istinaden böyle bir yazı yazma gereği duydum.
O nedenledir ki Septimum’dan Bakırköy’e uzanan serüvende kısa bir yolculuk yapmak istedim. Çok fazla detay olmasa da M.S. 384’den günümüze uzanan Bakırköy’ün yol hikayesi araştırıldığında birçok insana iç çektirip nerede o eski Bakırköy dedirtecek.
M.S. 384 yılına dayanır Bakırköy’ün tarihçesi. O yıllarda Konstantin tarafından eğlence ve sayfiye yeri olarak kurulan, geçmişte Septimum, Mekroheri ve Makriköy adıyla anılan ilçe Bakırköy adını 1925 yılında almıştır. 1926 yılında İstanbul’un ilçesi olan Bakırköy ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kullandığı Florya Köşkü ve 1698 yılında Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşasına başlanan Baruthane-i Amire binasını da bünyesinde bulundurma özelliğini taşır.
O dönemlerin en önemli binalarından biri olan Baruthane-i Amire binası 19. Yüzyıl süresince birçok değişimlerde uğramıştır. Değişimlerin en son halkası da 1917 yılında yapılan İspirtohane’dir. 1950 yılına kadar kullanma özelliğini koruyan İspirtohane binası 1950 yılında kullanma özelliğini kaybetmiştir. 1950 sonrasında birçok mimari özelliğini kaybeden tarihi yapı, 1989 yılında Kültürel ve Doğal Varlıkları Koruma Kurulu tarafından ikinci derecede tarihi eser olduğu tescil edilerek bina korumaya almıştır. Koruma altındaki İspirtohane eski belediye başkanlarından Ahmet Bahadırlı tarafından orjinal mimari yapısı kazandırılarak yenilenmiştir. Tarihi bina halen İspirtohane Kültür Merkezi ismiyle zaman zaman Bakırköylüler’e kültür-sanat etkinliklerinde ev sahipliği yapıyor. Bakırköy’e, ilk belediye başkanı Dr. K. Naci Ekşi döneminden başlayıp Ateş Ünal Erzen dönemine kadar birçok eserler kazandırılmış. Neredeyse dört yıllık görevini tamamlayacak olan Bülent Kerimoğlu döneminde bir tek çivi çakılmadığını görüyoruz. Sanırım bu durağanlık Bakırköy’ün cazibesini yitirmesini tetikleyen etkenlerin başında yer alıyor olmalı.
Yaşanası Bakırköy Özlemi
Yıllar öncesinden yakın bir tarihe kadar İstanbul’un cazibe merkezlerinden biri olan Bakırköy, çevre ilçelerden gelenlerin yarattığı gün içindeki nüfus yoğunluğu, çocuk parklarının kafelere dönüşmesi,  yeni yapılan AVM’lerin yarattığı trafik keşmekeşi, her geçen gün neredeyse yok olma noktasına gelmeye başlayan kültür-sanat etkinlikleri, Bakırköy’ü yaşanmaz bir ilçe haline getiriyor gibi. Orta yaş Bakırköylüler çok iyi bilirler Bakırköy’de yaşam her geçen gün karmaşık bir hal almaya başlıyor. Böyle olması, istemeyerek de olsa birçok insanın Bakırköy’den taşınmasına, kendilerine daha sakin ve daha yaşanılır yerleşkeler bulmasına neden oluyor. Yıllar öncesi ailece piknikler yapılan yerler, denize yüzmek için gidilen sahiller, şimdilerde binalarla donatılmış, plajlar yok edilmiş. Geçmiş yıllarda Bakırköy’ün en gözde plajlarından biri olan Ataköy plajını görebilene aşk olsun.  Geçmişe özlem duyan Bakırköylüler de “Bu olumsuzlukların sorumlusu kim? Biz Bakırköylüler mi yoksa bizleri yönetenler mi?” Sorusunu kendilerine sormadan edemiyor...